İSVEÇ’TE ‘EZAN’ TARTIŞMASI BÜYÜYOR
KARA 20 OCAK 1990 TARİHİ AZERBAYCAN HALKININ ŞEREF SAYFASIDIR
STOCKHOLM’DA, KARAGÖZ VE HACIVAT GÖSTERİSİ
Bu haber 17 Nisan 2018, Salı 08:10 tarihinde eklendi. 198 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ

1930’lu yıllarda kökeni Mustafa Kemal Atatürk gündeme gelen ve 17 Nisan 1940 yılında kabul edilen bir yasa ile yaşama geçen Köy Enstitüleri ancak 14 yıl yaşadı. Emperyaliz, toprak ağaları ve para babalarının baskısıyla kapatıldı. Değerli araştırmacı yazar, tarihçi Sinan Meydan’ın konuya ilişkin yazısını sunuyoruz.
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ İSVEÇ POSTASI 
 

Cumhuriyetin sabah güneşi Köy Enstitüleri


“Köy Enstitüleri hiçbir yerden kopya edilmemiştir, tümüyle ulusaldır. Köy Enstitülerinin hiçbir yabancı düşünceye borcu yoktur ve Tonguç'u şuna buna benzetmek onun büyüklüğüne bir şey katmaz…” (Fay Kirby) Yarın Köy Enstitülerinin kuruluşunun 78'inci yıldönümü… 17 Nisan 1940'da TBMM'de 278 oyla ve oybirliğiyle 3803 sayılı Köy Enstitüleri Yasası kabul edilmişti. O gün oylamaya katılmayan 148 milletvekilinden üçü, altı yıl sonra Demokrat Parti'yi kuracak olan Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü'ydü. 1940'da dünyanın büyük bir bölümü İkinci Dünya Savaşı'na tutuşmuşken Türkiye'de, Atatürk'ün başlattığı uygarlık savaşının eğitim cephesini güçlendirmek için Köy Enstitüleri kuruluyordu. Atatürk'ün “yurtta barış dünyada barış” ilkesi doğrultusunda II. Dünya Savaşı'na girmeyen Türkiye, bu savaşın tüm öldürücü, yıkıcı etkilerine karşı, Köy Enstitülerinin diriltici, yapıcı etkileriyle direndi. Yeniden savaş rüzgârlarının esmeye başladığı; ölümün ve yıkımın konuşulduğu bugünlerde Cumhuriyetin sabah güneşi Köy Enstitülerini hatırlamanın tam zamanıdır.
 

MİLLETİN EFENDİSİ


Osmanlı'da Müslüman Türk köylüsü sadece asker ve vergi kaynağı olarak görülüyordu. Yüzyıllar boyunca köylü ihmal edilmişti. Yokluk, yoksulluk, hastalık içindeydi. Cumhuriyet ilan edilirken nüfusun yüzde 80'i köylerde yaşıyordu. Ancak 40.000 köyün 37.000'inde hiçbir şey olmadığı gibi okul da yoktu. Cumhuriyet, köylüyü kurtarmak istedi. Bu nedenle Mahmut Esat Bozkurt, Türk ihtilaline “Türk köylü ihtilali denilebileceğini” belirtiyor. İsmet İnönü, “Anadolu'nun ortasında kurulmuş bir köylü hükümetiyiz” diyor. Atatürk ise “Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür” diyerek köylüyü baş tacı ediyor. Genç Cumhuriyet, yüzyıllardır kaderine terk edilmiş köylünün öğretmene ve okula ihtiyacı oluğunu gördü. Ancak Cumhuriyeti kuranlar, “her köye okul, her okula öğretmen” biçimindeki dar görüşün ötesine geçerek eğitim yoluyla köylüyü aydınlatıp çağdaşlaştıracak özgün bir eğitim- öğretim modeli geliştirdiler. “Eğitim içinde üretim, üretim içinde eğitim” diye tanımlanan bu modelin adı Köy Enstitüleriydi.


Yazının devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/sinan-meydan/cumhuriyetin-sabah-gunesi-koy-enstituleri-2352176/

Yazdır Paylaş
Diğer Haberler
isvecpostasi.com