SELİN SAYEK BÖKE: TÜRKİYE’DE ÇOK BOYUTLU BİR KRİZ VAR

CHP İsveç Birliği’nin 3’üncü olağan kongresine davetli olarak katılan CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke kongre sonrası Türkiye üzerine bir değerlendirme konuşması yaptı. Böke konuşmasında ”Türkiye’de çok boyutlu bir kriz var ve bu kriz kurulan düzenden kaynaklanıyor” dedi.

SELİN SAYEK BÖKE: TÜRKİYE’DE ÇOK BOYUTLU BİR KRİZ VAR
SELİN SAYEK BÖKE: TÜRKİYE’DE ÇOK BOYUTLU BİR KRİZ VAR Admin
Bu içerik 309 kez okundu.

İSVEÇ POSTASI

CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke uzun süren konuşmasına Türkiye’de ağır bir tablo ile karşı karşıya bulunulduğunu ve sonuçlarının aynı derecede ağır olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Konuşmasını genelde üç madde üzerinden ele alarak yapacağını ifade etti. Bu maddeleri şöyle sıraladı:

1 – Ekonomik sorun

2 – Hukuk sorunu

3 – Demokrasi sorunu

Ekonomik sorunun dünyanın tüm coğrafyalarında var olduğunu yani küresel bir kriz yaşandığını ileri sürerken bu krizin kimliksel bir ayrıştırma üzerinden yapıldığını ve Türkiye’nin bunlardan ayrı olmadığını vurguladı. Böke, ”Bu küresel gelişmelerin sizinde içinde yaşadığınız İsveç topraklarında İsveç’in içinde hissediyor olduğunuz kimlikler üzerinden ayrıştıran ve bu kimlikler üzerinden ayrıştırarak sosyal birtakım gerilimleri artırıyor olan gelişmelerin önemli bir uzantısı Türkiye’de de var. Bununla birlikte belki bunu besleyen ve zemin hazırlayan ağır ekonomik adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin olduğu, bunun da henüz dünya sistemi tarafından çözümlenemediği bir de finansal ve ekonomik krizle de karşı karşıyayız. Fakat Türkiye’de yaşanıyor olanın önemli bir parçası bu küresel anlamda dolaysıyla başka coğrafyalarda yaşanıyor olan kriz halidir. Fakat Türkiye’de yaşanıyor olan kriz bunun ötesinde kendi iç dinamiklerininden de kaynaklanan ve bu iç dinamiklerde en önemli etken olan siyasi iktidar gücünü elinde tutuyor olan AKP ve Saray rejimin ortaya çıkardığı düzenden kaynaklanan bir krizle karşı karşıyayız” dedi.

Selin Sayek Böke devamla, ”Bugün Türkiye’de durumun ne olduğunu tesbit etmek gerekiyor. Bu tespiti varken de var olan umut ve olası aydınlığı yok saymayan ama gerçekten yaşanılan tablonun ne kadar ağır, ne kadar karanlık ve ne kadar zor olduğunu da bütün gerçekliğiyle ortaya koyan bir iradeye ihtiyacımız var. Çünkü neyle mücadele ettiğimizi eğer bu düzeyde tarif etmezsek o zaman ortaya koyduğumuz siyasette bu rejimi geriletme ihtiyacını doğuracak adımları barındırmaz hale gelir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki ekonomik krizin yansımasının fiyatlar üzerinden okunmasının kolay olduğunu belirterek Türk Lirasının aşırı değer kaybetmesinin yol açtığı olumsuzluklar, faizlerin artmasının ve bu artışı tetikleyen Türkiye’nin risk priminin kimi ülkelere göre iki hatta üç katına çıktığına dikkat çekti. Türkiye’de genel işsizliğin yüzde 14,7 olduğunu ve son bir yılda işsiz kalan insan sayısının bir milyonu aştığını iş arayanların 4 milyon ve iş aramaktan bıkanların ve aramayanları 3 milyondan fazla  dolaysıyla ülkemizde 7 - 8 milyon işsiz olduğunu belirtti. Bu işsizliğin gençler arasında yüzde 27’lere kadar çıktığını ve bunun genç kadınlar arasında kendini çok daha fazla hissettirdiğini söyledi. Bunun nedenini, dışlayıcı ve kurulan düzenin kimlikler üzerinden ayrıştırıcı bir rol oynadığını dile getirdi. Türkiye’nin büyüme hızının küçüldüğünü 2018’ü son çeyreğinde eksi büyümeyle kapattığını ve bunun 2019’da da verilere göre devam edeceğini vurgulayarak, ”Türkiye üretemiyor, üretemediği için istihdam alanı yaratamıyor ve genç nüfusunu -büyüyen, demokratik penceresi açık olan- bu genç nüfusuna imkan yaratamadığı için ağır işsizlik tablosunun olduğu bir karanlığı maalsef ortaya çıkarmış vaziyettedir. İşte bu ekonomik kriz bu koşullar değişmediği takdirde ağırlaşarak sürecek ve Türkiye gibi dışarıyla çok entegre, izolasyonist bir yaklaşımı taşıyamayacak bünyesi olan bir düzende çok ağır sonuçlar doğurması ihtimalini de barındırıyor. Onun için her ne kadar bugünkü krizin kendisi yani statik bugünü değerlendiren bir yerden ağır ve derin diye tarif ediyorsam da, bundan çok daha ağırını, bundan çok daha derinini yaşama riskimizde bugünkü koşulları değiştirme becerisini gösteremezsek maalesef Türkiye’nin önünde bir gerçeklik olarak duruyor” dedi.

Böke, hukuk krizin sonuç olarak ekonomik krizden daha ağır yıkımlara neden olduğunu söyleyerek, ”Hukukun olmadığı, hakkın tanımlanmadığı, adalete erişilemeyen bir yerde güven duygusunun kaybolduğu ve bu güven duygusunun eksikliğinin salt ekonomi de iş yapmayı engelleyici bir unsur değil, aynı zamanda sosyal olarak toplumu bir arada tutan ve var eden tüm dinamikleri de ortadan kaldıran bir krizle karşı karşıyayız. Yarın Türkiye’de ne olur sorusuna kimsenin yanıtının olmadığı, olanlar karşısında hakkınızı savunulacağı bir düzenin varlığının olup olmadığına dair sorunun yanıtının da maalesef çok olumsuz bir şekilde çok ağır olduğu bir hukuk krizinden geçiyoruz. Bu hukuk krizi kendisini son dönemde YSK kararıyla ortaya çıkardı. Bir seçimin hakkaniyetli, eşit ve şeffaf koşullarda gerçekleşmesini sağlamakla yükümlü olan bir yapı bu koşulları sağlamadığı gibi bu koşulların olduğunu iddia ederek Türkiye’yi seçime taşıdıktan sonra bu koşulların olmadığını iddia eden kurum haline dönüştü. Bu hukuk krizi her geçen gün çeşitli boyutlarda ağırlaşarak sürecektir. Yerel Yönetimlerde kayyum olayı, milletvekillerinin tutuklanması, Cumhuriyet Gazetsi yazarlarına yeniden hapis yolunun açılması, Türk Tabibler Birliğinin Konseyinin ’savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen demeci üzerinden iki yıla yakın hapis cezasına çarptırıldığı gerçeği nasıl bir hukuk krizi ile karşı karşıya olduğumuzu da bize gösteren gerçekler olarak ortada duruyor. Her şeyi yapmaya hazır olduğunu hukuku yıkarak ortaya koyan bir rejim ile mücadele ettiğimiz gerçeğini unutmamamız gerekiyor” görüşlerine yer verdi.

Selin Sayek Böke üçüncü olarak diğer iki krizi de büyesinde barındıran ’demokrasi krizi’ üzerinde durarak türlü yönleriyle anlatı. Böke, ”Bugüne kadar şu anki iktidar hep şunu iddia etti; ’sandıklardan geliyoruz’ dedi. Biz o dönemde de bu anlayışa itiraz eden demokrasinin salt sandık olmadığı, aktif yurttaşların katılımcı süreçlerle yönetime ortak olabildiği, sesini her daim çıkartabildiği ve o sesin duyulabileceği mekanizmaların varlığını önemseyen bir demokrasi hedefi koyduk Türkiye’ye. Oysa bugün iktidar sadece o aktif yurttaşlık ve o şeffaf katılımcı süreçleri yok etmenin ötesinde artık sandığı da yok sayabileceğine dair bir karanlığı Türkiye’nin karşısına tehdit olarak koyuyor. Bu gerçekliği de bilerek bu seçimlere gitmek durumundayız. Çünkü artık sandığı da saymama kararlılığı da biz göstermiştir olan ve bunu çok açık yapmaktan hiç çekinmeyen bir pervazsız demokrasi klıfıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin bugüne kadar anlayışı rekabetçi bir belki otoriterlikken bugün o rekabetçi unsurunu da kaybetmiş, seçmenin oyunu yok saymayı göze alan bir tam diktatörlüüe doğru hızlı bir adım atıldığını da tespit etmemiz gerekiyor. Demokrasi sadece seçimler üzerinde ortaya çıkmıyor. Özgür basının, özgür akademinin susuturulmuş olası dolaysıyla bu özgürlüklerin olmadığı yerde yani katılımcı süreçlerin yaşanamadığı bir yerde gerçek bir demokrasinin varlığından söz etmek mümkün değil. Bu kriz karşısında ortaya konması gereken iradenin de bütün demokratik haklarına demokrasinin sınırları içerisinde sonuna kadar sahip çıkan bir halk iradesi olması gerektiğini de halk çok net bir biçimde özellikle son beş yıldır her fırsatta ortaya koyuyor. Bugün artık 50 + 1 dengesi aranıyor haline gelen bir Türkiye’de 50 +1 dengesi halkın iradesinin tarafına geçmiş durumdadır. Bunu sadece oy sayımı açısından değil, Türkiye’deki var olan duygu açısından da tespit etmek gerekir. Karanlık var, kendisini adına başkanlık dedikleri bir garabetle iktidarda tutmaya çalışan bir rejim var ama o rejimden çok daha güçlü bir halk iradesi var” ifadelerini kullanarak demokrasi sorununu örneklerle geniş boyutlu anlattı.

Selin Sayek Böke konuşmasının sonunda kendisine yöneltilen sorulara yanıtlar verdi. Konuşmasını "Her şey güzel olacak. Biz bu iradeyi ortaya koyduk" diyerek tamamladı.

İsveç Stockholm Selin Sayek Böke CHP İsveç Birliği Konferans
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI