KÜÇÜK TİYATROCULAR YİNE MUHTEŞEMDİ

İsveç Türk Tiyatro Derneği “Yaratıcı Atölye Çocuk Oyuncuları”nın İlkbahar dönemi için yönetmenleri Burcu Ada Soysop nezaretinde hazırladıkları oyunları (skeçleri) izleyenlere profesyonel oyuncuları artmadılar. Bol bol alkış topladılar.

KÜÇÜK TİYATROCULAR YİNE MUHTEŞEMDİ
KÜÇÜK TİYATROCULAR YİNE MUHTEŞEMDİ Admin
Bu içerik 661 kez okundu.

İSVEÇ POSTASI

İsveç Türk Tiyatro Derneği bünyesinden bundan üç yıl önce kurulan ve sekiz oyuncuyla çalışmalarına başlayan “Yaratıcı Atölye Çocuk Oyuncuları” grubu bugün yeni katılımlarla yaşları 8 ile 16 arasında değişen 36 çocuk oyuncuya ulaşmış durumdalar. Yönetmen Burcu Ada Soysop yaş gruplarına göre oyuncularıyla üç kategori üzerinden oyunlar hazırlıyor. Soysop bu konuda hem velilerden hem de İstanbul Beşiktaş Kültür Merkezi’nden oyun ve kostüm desteği aldığını belirtti. Katkı koyan herkese teşekkür etti.

                                                    Burcu Ada Soysop

Oyunlara geçilmeden önce yeni kurulan “Azerbaycan Tomurcuk Çocuk Tiyatrosu” oyuncusu Muhammed Ali Nazarlı ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in “Dünyayı Çocuklara Verelim” şiirini seslendirdi.

                                           Muhammed Ali Nazarlı

Çocuk oyuncular gelen istek üzerine geçen yıl oynadıkları “Sınav Stresi” adlı oyunu tekrar sahnelediler. Yönetmen Burcu Ada Soysop oyun başlamadan önce seyircilerle okul dönemlerinde kopya çekip çekmediklerini ve bu konuda anısı olanların kısa anlatmalarını rica etti. Bu isteğe birkaç seyirci katılarak anılarını anlattılar.

Sınav Stresi adlı skeçe yakından tanıdığımız “Hababam Sınıfı”nın giriş müziği ve çocuk oyuncu Asilkan Kamalı’nin giriş tanıtımıyla başladı. Çocuklar koşarak sınıfa girdiler. Bir öğrencinin çalışkan olarak bildiği kız sınıf arkadaşının yanına oturmak ve kendisine yardım etmesini rica eder ama arkadaşı fena halde kızarak onu tersler. Kopya hazırlamasını bilenlerden yardım ister ama sonuçsuz kalır. Öğrenciler sınavın hem heyecanı hem de öğretmene belli etmeden kopya çekme arzuları nedeniyle oldukça stresli durumdadırlar. Derse giren biyoloji öğretmeni sınav kağıtlarınızı çıkarın diyerek daha önceden belirttiği sınavı yapmaya başlar. Bir yandan da “ben kopya çektirmem” diyerek, öğrencilerine gözdağı verir ama uyanık öğrencilerin kopya çekmekteki maharetlerini kavrayamaz.



Olayı sınıfa yerleştirilmiş olan güvenlik kamerasından izleyen okul müdürü sınıfı basarak öğrencilerin teker teker kopyalarını yakalar ve foyalarını ortaya çıkarır. Öğretmen oldukça şaşkın durumdadır. Küçük çocuklar bu olay canlandırırken rollerini yetişkin, profesyonel tiyatrocular gibi yerine getirmeleri takdire şayan bir başarı olarak değerlendirmek gerekir. Ayrıca seyircilerin kendilerini ortaokul yıllarına taşıyarak o heyecanı yaşadıkları alkışlarından belli oluyordu.

                                                             Tikigiller  

Küçük oyuncuların ikinci skeci olan “Tikigiller” seyircinin dikkatlerini üzerinde toplarken aynı zamanda da epeyce güldürdü. Zengin bir ailenin okula giden çocuğu sınıfta bir kız tarafından dışlanma (mobning) davranışlarına maruz kalır. Çocuğun psikolojisinin iyi olmadığını anlayan anne olayı öğrenir ve çocuğunu da alarak okul müdürüne baskına gider. Çocuğuna karşı sınıf arkadaşının olumsuzluklarını anlatır ve bu durumun çocuğunun hem başarısını düşürdüğünü hem de psikolojisini bozduğu dile getirir.

Müdür kız öğrenciyi çağırtır ve annenin anlatıklarının doğru olup olmadığını sorar. Kız öğrenci gayet soğuk, umursamaz bir biçimde yanıtlar verir. Anne çileden çıkarak kızın büyük bir saygısızlık ettiğini ve çocuğuna karşı aynı saygısız davranışlarını sergilediğini kızgınlıkla dile getirir.

                         Tikigillerin tekrarlarına dayanamayan anne baygınlık geçirir

Anne ve babasını çağırtmasını söyler. Önce kızın annesi gelir ve anlaşılmaz sözleri hep tekrar eder. Arkasından gelen baba da aynı durumdadır. Sahneye babaanne girer ve o da anlaşılmaz sözleri hep tekrar eder. İyice çileden çıkan çocuğun annesi oğlunu okuldan alacağını söyler. Müdür büyük bir şaşkınlık içerisindedir hem zengin bir aile çocuğundan hem de o ailenin okula almayı vaadettiği 43 dolaptan olacaktır. Anneyi dili dolaşarak ikna etmeye çalışır ama nafile anne kararını vermiştir. Çocukların bu oyunda da sergiledikleri başarıları ve hak ettikleri alkışı bol bol aldılar. Skecin bitiminde Ela Karim’in İngilizce söylediği şarkı ve sesinin güzelliği de bol alkışı hak etti.

Azerbaycan Tomurcuk Çocuk Tiyatrosu (101 Çoçuğun Torunları) adlı oyunla yeni kurulmasına karşın sergiledikleri başarı gelecekte çok güzel oyunlar ortaya koyabileceklerini gösterdi. Yönetmenleri Sevinç Nazarlı’nın bu oyun için çok emek harcadığı belli oluyordu.

Oyun, Azerbaycan’dan okumak için burslu olarak Avrupa’ya gönderilen 101 gencin öyküsünün bir gençte yansıması olarak sunuluyor. Bu 101 gençten birisi durumu ailesine açıklar ve ailenin önce razı olmayan tutumlarına karşın çocuklarının ısralı olduğunu anlayan babanın, olur vermesi ve ardından gittiği ülkede dilini, dinini, kültürünü unutmaması hem de beş vakit namazını kılması tembih eder. Bir de Avrupalı kızlara bakmamasını, komşu kızının şimdiden kendisi için seçildiğini hatırlatır. Genç için yolluk ve bavul hazırlanır, dualarla uğurlanır.

Genç eğitimini bitirmiş ve ülkesine baba ocağına dönmüştür ama beraberinde bir de Avrupalı kız arkadaşı vardır. Kız mini şortlu ve başı açıktır. Baba şiddetle bu duruma karşı çıkar. Genç, “biz birbirimizi seviyoruz” der, Kız da Türkçe aynı sözü tekrarlar. Baba içindeki gelgitler ve çocuğunun kendisini ikna sözleriyle biraz debeleşir ve sonunda boyun eğer. Anne hemen sandıktan çıkardığı uzun eteği, eşarbı ve kaftanı genç kıza giydirir ki, komşular onu böyle açık saçık görmesinler.

Yönetmen Sevinç Nazarlı, bugünde kimi muhafazakar ailelerde yaşanan toplumsal olayı çocukların gözüyle seyirciye yansıtarak onların algısal alanlarına bıraktı. Küçük çocuklar sergiledikleri oyundaki başarılarıyla bol bol alkış aldılar.

Oyun sonrası Muhammed Ali Nazarlı küçük bir piyano dinletisi sundu.

FABL

Fabl ya da “Kıssadan Hisse” denince aklımıza İ.Ö ve İ.S pek çok fabl yazarı gelir. Ezop Masalları, La Fontain, Beydaba, Sadi, Mevlana ve niceleri...

Kudret Dilik, “Tilki ile Leylek” oyununa geçmeden fabl geleneği üzerinde kısa açıklamalarda bulundu. Fabl, insanların konuşmaktan korktukları konuları hayvanları insan gibi konuşturarak gerçekleri ortaya koyma sanatıdır. Kudret Dilik konuşmasının arkasından seyircilerle birlikte “Hayat Bayram Olsa” şarkısını seslendirdi.

Tilki ile Leylek oyununda da kurnazlığıyla bilinen tilkinin leylek ile arkadaş olarak ona attığı kazığa sevinirken aynı zamanda leyleğin verdiği dersten arkadaşlığın kıymetini anlayarak dostlarını aldatmaktan vazgeçmesi işlenir. Küçük çocuklar büyüklere ders verircesine içtenlikle canlandırdıkları tiplemeleri başarıyla yerine getirdiklerine tanık olduk.

Leyleğin akıl ve mantığıyla olumsuzluğu karşısındakini kırmadan olumluya çevirmesi çocuklarımızın ileriki yaşamlarındaki davranış biçimlerine damga vuracak bir sosyal ve toplumsal davranışlar dizelgesidir. Oyuncular yürekten alkışlandılar.



Ayşe ile Hülya adlı skeçte arkadaş olan iki kızdan birisinin hem unutkanlığı hem de davranış olarak sergilediği tuhaflıklar ele alındı. Bir parkta oturan ve kitap okumak için hazırlanan arkadaşının yanına gelen diğer kız “ben bugün ne yaptım” diyerek her seferinde kendisi için normal ama arkadaşı için gülünç ve aptalca bir davranış olan olayları anlatır. Seyirciyi kahkaha tufanına sevk eden oyunda bol bol alkış aldı.





Altı Adımda Kardeş Olmanın İncelikleri ise bir ailenin iki çocuğundan kız olan küçük yaramazın incelikli zeka oyunlarıyla ağabeyini düşürdüğü gülünç durumları ve çok iyi anlaşan iki küçük komşu kızın aralarını açarak onları kardeş kavgasına sürüklemesi konu edilen skeçte, seyirci adeta gülmekten kendinden geçti.



Milli Maç skeci de futbol maçlarına erkeklerin tek yönlü olarak eğilim göstermeleri kızlar futboldan anlamaz mantığıyla hareket etmeleri Türkiye ile İsveç arasında oynanan milli maç sırasında yaşanan gariplikler sergilenir.

Skeç Tarkan’ın milli takım marşıyla biter.

                                          Küçük oyuncular yönetmenleri Burcu ile toplu halde

         Tomurcuk Çocuk Tiyatrosu yönetmenler Burcu Ada Soysop ve Sevinç Nazarlı ile

                                              Salonu dolduran seyirciler

SKEÇLERDE ROL ALAN ÇOCUK OYUNCULAR

1-) Sınav Stresi: Asilkan Kamalı, Sinan Merdol, İrem Tunç, Efe Kuşçu, Ayşe İkbal Çetin, Gaye Ünsal, Sude Teker, Mehmet Demirtaş, Delal Sarı, Defne Sarı, Belinay Bulduk

2-)  Tikigiller: Ayşe İkbal Çetin, İrem Tunç, Mehmet Demirtaş, Gaye Ünsal, Defne Sarı, Asilkan Kamalı, Muhammed Nazarlı, Sude Teker, Ela Karim

3-) Azerbaycan Tomurcuk Çocuk Tiyatrosu: Hayal Seyidov, Gunel Brodin, Nigar Mevsimli,Muhammed Ali Nazarlı

4-) Tilki ile Leylek: Aybuke Yener, Fatmanur Küçükgöl

5-) Ayşe ile Hülya: Ayşenur Görgülü, Nurhayat İpek

6-) Kardeş Olmanın İncelikleri: Zeynep Söğütlü, Ela Karim, Ayşenaz Özberk, Arif Soyal, Öykü Tezel, Elif Çelebi, Ece Gültekin, Tuana Gül

7-) Milli Maç: Asilkan Kamalı, Sinan Merdol, Efe Kuşçu, Devran Sarı, Delal Sarı,Defne Sarı, Belinay Bulduk

Yönetmenler Burcu Ada Soysop ve Sevinç Nazarlı’yı kutluyor, emekleri için teşekkür ediyoruz. Yaşamlarının başında olmalarına karşın içerisinde bulundukları tiyatro dünyasıyla gerçekle küçük yaşlarda karşılaşmaları onların sosyal yaşamlarında büyük değişikliklere yol açacaktır. Kendileri için sahnede attıkları küçük adımlar, sosyal yaşamları için büyük adımlar olarak onları sarıp sarmalayacaktır.

Küçük oyuncularımızı yürekten kutluyor, yaşamlarında büyük başarılara imza atmalarını diliyoruz.

İsveç Türk Tiyatro Derneği Yaratıcı Atölye Çocuk Oyuncuları Burcu Ada Soysop Sevinç Nazarlı
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
STOCKHOLM’DA TÜRK DİL DEVRİMİ’NİN 87’NCİ YILI KUTLANDI
STOCKHOLM’DA TÜRK DİL DEVRİMİ’NİN 87’NCİ YILI KUTLANDI
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI