EMPERYALİZME RAĞMEN KURULAN CUMHURİYET

Emperyalizme karşı verilen bir savaş sırasında “kendi egemenliğini kendi eline alan” halkın antiemperyalist mücadelesiyle doğan Cumhuriyetimizi “emperyalizmin eseri” gibi göstermek ise ya ahmaklıkla ya da alçaklıkla açıklanabilir. Araştırmacı tarihçi Sinan Meydan’ın Sözcü Gazetesinde yayınlanan yazısı…

EMPERYALİZME RAĞMEN KURULAN CUMHURİYET
EMPERYALİZME RAĞMEN KURULAN CUMHURİYET Admin
Bu içerik 168 kez okundu.

İSVEÇ POSTASI

“İngiltere ve Batılı devletler Ankara'ya karşı sistematik olarak direnirlerse, Türkiye'deki yeni rejim (Cumhuriyet) ve Mustafa Kemal devrilebilir.” (İngiliz Büyükelçisi R. Lindsay, 1925)

Yarın 29 Ekim, Cumhuriyet Bayramı… Yarın, Cumhuriyetimizin 96. yıl dönümünü kutlayacağız. 100 yaşına 4 kala Cumhuriyetimiz içeriden etnikbölücü ve tarikatçı-cemaatçi, dışarıdan ise “emperyalist” bir kuşatmayla çevrilmiş durumda… Dahası, bir taraftan Cumhuriyetin tüm kazanımları sistemli olarak yok edilirken, diğer taraftan “Başkanlık Sistemi” ile fiilen Cumhuriyetten meşrutiyete geri dönülmüş durumda… 96. yılında Cumhuriyetimiz, gerçek anlamda bir “beka sorunu” ile karşı karşıya… Oysa ki bizim Cumhuriyetimiz, emperyalizme karşı verilen bir bağımsızlık savaşı sonunda emperyalizme rağmen kurulan bir Cumhuriyetti.

BAĞIMSIZLIK ATEŞİNDEN ÇIKAN REJİM

Bizim Cumhuriyetimiz, emperyalizme karşı yürütülen “milli hareket” sırasında ete kemiğe büründü. Cumhuriyetimiz, bir bağımsızlık savaşının ateşiyle harlandı. Bu bakımdan bizim Cumhuriyetimiz diğer Cumhuriyetlerden farklıdır. Bizim Cumhuriyetimiz sadece sarayın/sultanın değil, aynı zamanda emperyalizmin baskısından da kurtuluşu simgeler. Bu nedenledir ki Atatürk, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek Cumhuriyeti tanımlarken sarayla/sultanla birlikte emperyalizme de gönderme yapar. Yani, egemenlik ne sarayın/sultanın ne de emperyalizmindir; egemenlik milletindir. Dolayısıyla bizim Cumhuriyetimiz “laik” ve “bağımsız” bir Cumhuriyettir.

I. Dünya Savaşı'nda ve Mili Mücadele'de ülke gerçek bir “beka sorunu” ile karşı karşıya kaldı. Ancak saray/sultan, ülkenin “beka sorununu” çözemedi. İşte bu durum, “milletin kendi kaderini kendi eline almasına” neden oldu.

İsmet İnönü bu durumu şöyle açıklıyor: “Osmanlı'da, (…) yeni ümitler veliahtlara bağlanırdı. Sistem olarak Cumhuriyet şekli, bizde daha ziyade Harbi Umumi içinde ve sonralarında, daha net olarak da Mütareke devrinde doğmuştur ve her türlü tecrübeyi gördükten sonra, tam bir kanaat haline gelmiştir.” (İsmet İnönü, Hatıralar, s. 441,442)

1918'de Mondros Mütarekesi'nden hemen sonraki işgallere karşı, milletin bir bölümü, sarayın/sultanın ağzına bakmadan Kuvayı Milliye örgütleri kurup, yerel kongreler düzenleyerek fiilen “kendi kaderini kendi eline” aldı. İşte Atatürk, bu milli karardan bir Cumhuriyet çıkarmayı başaracaktı. 1920'de milletin temsilcilerinden oluşan TBMM açılarak, 1921 Anayasası'nda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” denilerek, 1922'de saltanat kaldırılarak Cumhuriyetin alt yapısı hazırlandı.

Yani bizim Cumhuriyetimiz, saraydan/sultandan umudu kesen halkın kendi kaderini kendi eline almasıyla doğan bir Cumhuriyettir, gerçek anlamda bir halk Cumhuriyetidir.

Emperyalizme karşı verilen bir savaş sırasında “kendi egemenliğini kendi eline alan” halkın antiemperyalist mücadelesiyle doğan Cumhuriyetimizi “emperyalizmin eseri” gibi göstermek ise ya ahmaklıkla ya da alçaklıkla açıklanabilir.

İngilizler saltanatın hilafetin devamından yanaydı

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı saltanatçılar ve hilafetçiler, öteden beri Türkiye'de Cumhuriyetin bir “emperyalist proje” olduğunu iddia ederler. Yani onlara göre Türkiye'de Cumhuriyetin ilan edilmesini isteyen İngilizlerdi! Güya Lozan'da İsmet Paşa, İngilizlere, Cumhuriyeti ilan etme ve halifeliği kaldırma sözü vermişti!

Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarına göre Türkiye düşmanı İngilizler, Türkiye'de saltanata ve hilafete karşı Cumhuriyeti savundular! Ancak bu tez, bazı dedikodular dışında hiçbir tarihi, bilimsel ve mantıklı temele dayanmayan bir palavradır. Çünkü İngiliz emperyalizmi, tarihsel tecrübelerle, bir milleti değil, bir adamı (sultanı/halifeyi) kontrol edip kullanmanın çok daha kolay olduğunu iyi biliyordu. İngilizler bu nedenle, İstanbul'u işgal ettiklerinde Son Osmanlı Mebusan Meclisi'ni basarak “milli irade”ye son verdiler ve Ankara'da açılan TBMM'yi etkisiz hale getirmek için Yunan ordularını Anadolu içlerine sürmek dahil her yolu denediler. Türkiye'de bir taraftan “milli iradeyi” yok etmek için uğraşan İngilizler, diğer taraftan Halife/Padişah Vahdettin'i koruyup, kollayıp, kontrol edip kullandılar. İngilizlerin Anadolu'yu paramparça ederek Türk milletini esir, sefil etmeyi amaçladıkları Sevr Antlaşması'nda “saltanat ve hilafet kaldırılacak, Cumhuriyet ilan edilecek” diye bir madde yoktu; tam tersine Osmanlı saltanat ve hilafetinin devam edeceği; sultanın İstanbul'da oturacağı belirtiliyordu. Yani, bizim yobazların iddia ettiği gibi İngiliz emperyalizmi, Türkiye'de saltanatın, hilafetin kaldırılmasına, Cumhuriyetin ilan edilmesine taraftar değildi. Bu nedenle İngilizler, Ankara'daki halkın temsilcilerinden oluşan TBMM hükümetini yok etmek için mücadele ederken İstanbul'daki saray hükümetini koruyup kolluyordu. Ankara'daki meclise, milli iradeye, Cumhuriyete savaş açan İngiliz emperyalizmi, İstanbul'daki saraya (saltanata/hilafete) sarılıyordu.

Makalenin devamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız…

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/emperyalizme-ragmen-kurulan-cumhuriyet-5414534/

Türkiye Cumhuriyeti kuruluş 96.yıl Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun Mustafa Kemal Atatürk
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA TÜRK DİL DEVRİMİ’NİN 87’NCİ YILI KUTLANDI
STOCKHOLM’DA TÜRK DİL DEVRİMİ’NİN 87’NCİ YILI KUTLANDI