ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ İPTAL ETMEK
NORVEÇ – ADD İKİNCİ OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
Bu yazı 17 Nisan 2018, Salı 18:28:22 tarihinde eklendi. 381 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Köy Enstitülerini Yeniden Düşünmek - Günay Güner

Köy Enstitülerini Yeniden Düşünmek

Köy enstitülerini, değil 17 Nisanlarda, yılda bir gün, her düşünsek yeridir. Hemen her gün Türk ulusunun düşürüldüğü eğitimsizlik, kültürsüzlük bataklığı insanımızı uyarmalı.

Toplumlarda hiçbir olay diğerinden bağımsız değildir. Olumlu ya da olumsuz her olay izleyen yılları etkiler.

Köy enstitülerinin tüm güçlüklere karşın açılması yarattığı kültür varsıllığıyla günümüzü bile besliyorsa, kapatılması da günümüzdeki karanlığın başat nedenlerindendir.

Usta Düşünür Sabahattin Eyuboğlu köy enstitülerinin kurulmasında halkın yoğun isteği olmadığı gibi, kapatılması yönünde de bir isteği bulunmadığını yazar. Bunun anlamı şudur: Köy enstitülerini, halkın bilinçlenmesi için Cumhuriyet yönetimi kurdu; kapatılmasını sağlayan ise halk değildir; toprak ağası, tefeci, gerici, işbirlikçi bürokrat ve emperyalist işbirliğidir.

Bu açık gerçeği ters yüz etmekten medet umanlar tek kesimden değil, her boydan.

Gericisini mi arasınız, kendine liberal, sol, demokrat…diyenini mi.

Bilim namusundan, halk sevgisinden payını almamış bu güruha göre Kemalizm diktatörlüktür, köy enstitüleri Naziliktir, köycülüktür. Köy enstitüleri cumhuriyet yönetimine bağlı kitle yaratmak, köylüyü köyde tutmak, Kürtleri, Ermenileri, Süryanileri… (say sayabildiğince) asimile etmek için kuruldu. Köylüye angarya yaptırıldı, eziyet edildi. Köylüler okullarını kendileri yaptı, bu zulümdü…

Bu ve benzeri zırvaları kendine bilimci süsü vermiş, koca koca sanlar taşıyan kişiler yazıyor, söylüyorlar.

Bu nasıl bir aydın olmaktır ki halkın, köylünün okumasından, yazmasından, bilgilenmesinden mutlu değil, rahatsız olsun.

Bunlar kimlikçilik batağına batmış, bir türlü çıkamayan, çıkmaya niyeti de olmayan şarlatanlardır, aydın maydın değillerdir.

Topu topu 6 yılda (kağıt üzerinde 12 yıl göründüğüne bakmayın) yetişen ve günümüzü de besleyen yazarları anımsar mısınız:

Dursun Akçam, Osman Nuri Alper, Talip Apaydın, Cesarettin Ateş, Behzat Ay, Mustafa Aydoğan, Yusuf Ziya Bahadınlı, Mehmet Başaran, Hüseyin Başaran, Mehmet Bayındır, Fakir Baykurt. Cavit Binbaşıoğlu. Adnan Binyazar. Osman Bolulu, Recep Bulut, Kemal Burkay, Galip Candoğan. Mehmet Cimi, Ali Çeleğen. Ali Çiçekli, Nebi Dadaloğlu, Osman Darıcı, Şöhret Ünal Dirlik. Maksut Doğan, Cemalettin Dökmetaş, Ali Dündar. Feyzullah Ertuğrul, Bahattin Fırtına, Nadir Gezer, Ümit Kaftancıoğlu, Haşim Kanar, Mevlüt Kaplan, Mehmet Kara, Arif Karakoç, Bahaettin Karakoç, Rüştü Kartal, Ahmet Köklügiller, Muharrem Kubat, Mahmut Makal, Naciye Makal (Poyraz), Mustafa Okumuş, Baki Özdemir, Emin Özdemir, Sabri Özer, Abdullah Özkucur, İsa Öztürk, Hasan Fehmi Poyrazoğlu, Osman Nuri Poyrazoğlu, Fehmi Salık, Hasan Latif Sarıyüce, Kemal Şahin, Osman Şahin, Mustafa Şanlı, Selahattin Şimşek, Hüseyin Avni Tatar, Hasan Turan, Pakize Türkoğlu. Bahattin Uyar, Musa Uysal, Mahmut Yağmur, Rıza Yetim, Ali Yılmaz, Ali Yüce, Şevket Yücel, Tahsin Yücel, Hazım Zeyrek. (B. Uyar, “Yitik Harmandan Son Taneler: Köy Enstitülü Şairler ve Yazarlar”, Ankara, Öğretmen Dünyası Yayını, 2013, s.6-7.) (Bahattin Uyar’dan aktaran Gazalcı, 2015: 45).

Fakir Baykurt, Uyar’ın belirlediği yazar adları dışında birçok ad daha anar: Ahmet Telli, Rafet Özkan, M. Adem Solak, Mustafa Şanlı, Arif Aslan, Ahmet Uysal, Mecit Aşkın, İbrahim Osmanoğlu, Kemal Bayram, Ali Kemal Gözükara, Hasan Kalender, Vehbi Polat, İbrahim Şimşek, Yusuf Gür, Arif Baş, Hüseyin Sezgin, Veli Yazar, Turan Aydoğan, Saffet Çalışır… (Baykurt, 1990: 195, 196). Baykurt, tümünü beğenmekle birlikte Veli Yazar’dan büyük övgüyle söz eder; onun Sabahattin Ali’nin yanına konabilecek güzellikte öyküler yazdığını vurgular.

Bir mucize gibi değil mi? Öyle de göründe mucize de ütopya da değil gerçektir köy enstitüleri.

Köy enstitüleri başarısının ardında, o üstün ders izlencesini ve eğitim yöntemini bulan ve uygulayan Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ile İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç vardır. Rauf İnan, Hurrem Arman, Fikret Madaralı, Ferit Oğuz Bayır gibi eğitimciler de Yücel ile Tonguç’un ülkü ortaklarıdır. Halk sevdalısı insanlardır onlar. Binlerce köyü gezerler, halkın içindedirler, gönlündedirler.

Türkiye’nin gereksinimlerinden yola çıkılarak uygulanan demokratik eğitim sırasında yaklaşık 500 doğu-batı klasik yapıtı Türkçeye (gönüllü aydınlarca) çevrilir ve öğrencilere okutulur. Her yıl 25 kitap okunmak ve bir çalgı öğrenmek zorunludur.

Ders toplamının yarısını kültür, diğer yarısını ise eşitçe tarım ve teknik dersler oluşturur.

Çalgılardan mandolinin yaygınlığının nedeni akord düzeninin kemanla benzerliğidir. Keman da öğretilir ve bilindiği gibi keman klasik çoksesli müziğin başat çalgılarındandır.

Enstitülerde Adnan Saygun, Ruhi Su, Vedat Günyol, Sabahattin Eyuboğlu, Cüneyt Gökçer, Mahir Canova, Hikmet Birant, Aşık Veysel, İbrahim Yasa…gibi ustalar öğretmenlerdir.

Her konu üzerine özgürce tartışılır, eleştiri saatleri uygulanır.

Antik olsun çağdaş olsun önemli oyunlar başarıyla sahneye konur.    

1970’li yıllardaki okuma sevgisinde bile köy enstitülerinin etkisinin bulunmadığını kim söyleyebilir…

Bugün ne denli uzağına düşürülmüş olursa olsun, Türk halkı yeniden köy enstitülerinin bilimsel, eleştirel, demokratik eğitimiyle buluşacak, o güzelliği yaşayacaktır. Bu yolda yılmadan savaşacağız.

İsmail Hakkı Tonguç Belgeliği Vakfı
Yönetim Kurulu Üyesi

 

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com