23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
İSVEÇ’TE ‘EZAN’ TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Bu yazı 01 Temmuz 2018, Pazar 19:40:45 tarihinde eklendi. 189 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SPOR VE IRKÇILIK - Mustafa Sönmez

SPOR VE IRKÇILIK

Sporu ve ırkçılığı birarada düşünmek her ne kadar insan düşüncesine aykırı gibi gelse de insanlık tarihinde hep olagelmiştir. Irkçılık düşüncesi insan yaşamının her alanına damgasını vurmuştur. Romalıların köleleri arenalarda nasıl aslanlara parçalattıklaını gözleriniz önüne getirin ve dinlerin insanların köleleştirilmesine yaklaşımlarını düşünün. Bütün bunlar bir ırkçılık düşüncesinin ürünleridir.

Ünlü ırkçı lider Adolf Hitler Almanya’da iktidarı ele geçirince Nisan 1933'te, tüm Alman spor kurumlarında “Sadece Aryanlar” politikası kurumsallaştırıldı. “Aryan olmayanlar” Yahudi ya da yarı-Yahudi ve Roman (Çingene) sporcular sistematik olarak Alman spor tesislerinden ve derneklerinden çıkarıldı. Hitler 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları’nda birinci gelen Afrika kökenli sporcuları kutlamadı ve ellerini sıkmadı.

Irkçılık, kendi ırkını başka ırklardan üstün görme düşüncesi, felsefesi olarak basitçe özetlenebilir. Avrupa kıtasında 1980’li yıllardan sonra ırkçılık düşüncesinin artmaya başladığı yıllar olarak karşımıza çıkıyor.

İsveç’te ilk ırkçı parti dört ırkçı grubun biraraya gelmesiyle (Kuzey Merkez Partisi, İsveç’i İsveçli Olarak Koru, İlk Adım Partisi ve İsveç Partisi) 1988 yılında kuruldu. Onu 1991 yılında “Yeni Demokrasi” partisi izledi. Yeni Demokrasi partisi 1991 seçimlerinde % 6,7 oy alarak meclise girdi. 1994 seçimleri öncesi iç sorunlar yaşayan parti 1994 seçimlerinde % 1,5 olarak meclis dışı kaldı ve kendini fes etti.

Irkçı İsveç Demokratları girdikleri ilk seçimlerde 14 bin oy aldılar ve kimi belediye meclis üyelikleri kazandılar. Bu partiye sonradan katılan ırkçı gruplarla güçlenen parti 2010 seçimlerinde % 5,7 ile ilk kez meclise girdi. 2014 seçimlerinde % 13 oy aldılar. Önümüzdeki Eylül yapılacak seçimlerde anketler % 18’i gösteriyor. Bu da gösteriyor ki, İsveç’te ciddi bir ırkçı harekette gelişme var.

Tüm bu gelişmeler göz önünde bulundurularak değerlendirildiği zaman İsveç Ulusal Takımı oyuncusu Türk kökenli Jimmy Durmaz’ın karşı karşıya kaldığı ırkçı saldırıyı daha iyi anlamış oluruz.

Jimmy Durmaz son dakikada rakibine yaptığı faul ve faulden gelen golle İsveç’in Almanlara 1 - 0 yenilmesine neden oldu. Bunu hazmedemeyen ırkçıların ölüm tehditlerine kadar varan korkunç saldırıları da böylece başladı. Bir de Jimmy Durmaz’ın kendi kalesine attığı golle İsveç yenilseydi, durum ne olurdu?

Spor cetilmenlik, hoşgörü ve sevgi demektir. Uluslararası yarışmalar hem insanlar hem de uluslar arasında sevgiyi, saygıyı ve hoşgörüyü artıracak spor karşılaşmaları olarak görülmelidir. Elbette bir spor karşılaşmasında yenen ve yenilen ya da berabere kalan taraflar  olacaktır. Bu sporun bir gereğidir.

İsveçli ırkçıların geçen dönemlerde de göçmen kökenli İsveçli futbolculara da karşı nefret ve kinle saldırdıklarını biliyoruz. Bu saldırılardan dünyaca tanınan Zlatan İbrahimoviç de nasibini zaman zaman almıştı.

İsveç halkın Jimmy Durmaz’a destek amaçlı Kungsträgården’de düzenlediği gösteri takdire şayandır. Jimmy Durmaz her ne kadar Türk kökenli de olsa İsveçli bir sporcudur. İsveç için alın teri dökmektedir.

Bir de madalyonun öbür yüzü var. İsveç’in Borlange bölgesinde 2004 yılında Türkiye kökenli Kürtlerin kurduğu Dalkurd adlı spor kulübü var. Bu yıl İsveç Süper liginde oynuyor ve en alt sırada yer alıyor. Bu kulüp 2018 Nisan ayı içerisinde Abdülaziz Demircan’ı kaleci olarak Konyaspor’dan transfer ediyor.

Abdülaziz Demircan 19 Mayıs 2018 günü Atatürk’ün Samsun’a çıkşını sembolize eden bir fotoğrafı Instagram hesabından paylaşıyor. Bu paylaşımın ortaya çıkması üzerine gittikleri maçta oynatılmadığı gibi, soyunma odasında diğer futbolcuların fiziki ve sözlü saldırısına uğruyor, ölümle tehdit ediliyor.

İsveçli ırkçılarla bu kulüp arasındaki fark nedir? Ne yazık ki, Demircan’ın olayı İsveç basınına pek yansımadı ya da bilindiği halde yansıtılmadı. Bunda İsveç basınının suçu yok mu? İsveç Futbol Federasyonu bu olaydan haberi olmadı mı? Olduysa, neden bir açıklama yapma ve gereği neyse uygulama yönüne gitmedi?

Abdülaziz Demircan haziran ayı içerisinde Uppsala Nya Tidningen adlı gazeteye telefonla verdiği söyleşisinde, “Ben her yıl 19 Mayıs’ta resimler bırakırım. Türk pasaportu taşıyorum ve Türkiye’de oturuyorum ve de ülkemden onur duyuyorum. Benim ne Türklerle ne de Kürtlerle hiç bir sorunum yok. İsveç liginde oynayan bir takımın bu davranışını anlamıyorum. Bir kulüp nasıl bu kadar politik olabilir?”  yorumunu yapıyor.

İsveç’te Türkiye kökenlilerin kurdukları spor kulüplerinde Türkiye karşıtı zaman zaman sporun ruhuna yakışmayan davranışlar sergilediklerine tanık oluyoruz. İsveç Futbol Federasyonu’nun basiretsizliğ bu tür davranışlara ödün veriyor.

Dalkurd politik amaçla kurulmuş ve aşırı Kürt millyetçisi bir spor kulübüdür. Herşeyden önce bunun böyle bilinmesi gerekir. Bu kulübün Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk’e ve Türklere hiç mi hiç  tahammülü yoktur.
 

Yazdır Paylaş
Mustafa Sönmez - İsveç Postası - 2018-07-04 10:28:38

Sayın Ali Kaya, görüşleriniz sizi bağlar. Ben kişisel olarak ülkemizdeki her türlü etnik ve dinsel grupların Türkiye’yi oluşturduğunu ve hepimizin barış içerisinde birbirimizi kucaklamak, birbirimizi kabul etmek ve saygıyla davranmak felsefesini benimsemiş bir kişiyim. Ülkemizde sizin yazdığınız durumu eleştiren gazeteler ve kişiler var. Ben de, bir spor kulübüne karşı yapılan ve hoş olmayan durumları onaylamıyorum. Fakat bu, İsveç’te yaşanan bir gerçeği haklı gösteremez...

Ali kaya - 2018-07-04 03:39:09

Bari bunu siz söylemeyin.rnAcaba bir Turk takiminda kurdlerle ilgili bir kurd futbolcu paylasim yapsa. Onu cig,cig yiyersiniz.Amed spor ger mac karsilasmadinda. Kurdlere ölum soluganiyla karsilasir.Bursaspor maçında, Diyarbakırsporlu futbolcular, yöneticiler, taraftarlar sözlü ve fiziki saldırıya uğradı. Birçok taraftar yaralandı. Statta tam bir savaş yaşandı. Kürtler için ağıza alınmayacak sözler sarf edildi.rnBursa'daki bu saldırıyı önceki saldırılardan ayıran, şiddeti ve spontane olmasından çok, örgütlü olmasıydı.rn'Kürtler Dışarı'rnDiyarbakırspor kuruluşundan (1968) beri gittiği deplasmanlarda etnik ve siyasi saldırılara uğrayan bir takım.rnÖrneğin kuruluşundan hemen sonra ilk defa gittiği Kırıkkale deplasmanında rakip takım taraftarlarınca "Kürtler dışarı" şeklinde karşılanmıştı.

Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com