ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ İPTAL ETMEK
NORVEÇ – ADD İKİNCİ OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
Bu yazı 13 Temmuz 2018, Cuma 17:14:51 tarihinde eklendi. 374 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YENİ REJİM - Mustafa Sönmez

YENİ REJİM

24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye 25 Haziran sabahına farklı bir yönetimle uyandı. Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen ama ne idüğü belirsiz “yeni bir rejimle” de karşılaştı. Cumhurbaşkanı daha ilk günden gazetecilere, “bana ‘Başkan’ diyebilirsiniz” dedi. Böylece ”Türk Usulü Başkanlık” dönemi başlamış oldu.

AKP iktidarı Adnan Oktar ve grubuna yönelik geniş çaplı bir operasyon başlattı. Adnan Oktar onlarca suçtan dolayı gözaltına alındı. Neden, Adnan Oktar’a bu operasyon daha önce yapılmadı da hemen seçim sonrasına bırakıldı? Amaç, halkı her an değişen gündem maddeleriyle oyalamak ve ekonomideki, çarşı pazardaki dolaysıyla mutfaktaki yangını unutturmak mı? Dolar 5 liraya doğru tırmanıyor, Avro 5,70’lere yaklaştı ve halk gram ve küçük altının yanına, kuyumcu vitrinlerine yaklaşamıyor.

Ekonomistler Türk lirasının 1 lira değerindeki kaybının devlete, ekonomiye ve dolarla iş yapanlara büyük kayıplar verdiğini söylüyorlar. Dış borcun milyar dolarlarla telaffuz edildiği devlet ekonomisindeki kaybı, varın siz düşünün...

Ekonomin başına damat getirildi. Bu demektir ki, suyun başında damat var. Hani az çok ticaretle uğraşanlar bilirler, işyerlerinde kasaların başına genellikle damatlar, oğullar, kızlar, gelinler ya da çok güvenilir yakın akrabalar getirilir ki, kümesin anahtarı tilkiye emanet edilmesin...

İçerisine düşürüldüğümüz tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine nasıl evrileceğiz. Bu yönde ne gibi planlar, proğramlar hazırlandı ya da hazırlanıyor, damada mı sormak gerekiyor? Plan ve proğramınız ne diye? Kimileri dur hele, bugün bir; yarın iki diyebilirler ama 16 yılda gelinen nokta sizlere hiç mi ip ucu vermiyor? Birşeyler söylemiyor...

Bugün Cuma ve yeni rejimin kabinesi Hacı Bayram Veli Camii’nde kıldığı namaz ve dualardan sonra toplanarak çalışmaya başladı. Yeni rejimin kabinesi 1. Meclis’e gelerek bir tören düzenledi. Cumhurbaşkanı bu davranışıyla birşeyler mi, ima etmek istedi? Osmanlının I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkarak emperyalistlerce paylaşılmasndan sonra Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı yürütecek olan ilk meclisi 23 Nisan 1920’de Ankara’da Hacı Bayram Veli Camii’nde meclis üyeleriyle birlikte kıldığı Cuma namazı ve yapılan dualardan sonra açmıştı. Tayyip Bey, TBMM’ne en yakın cami olan ‘Kocatepe Camii’ni değil de, Hacı Bayram Veli Camii’ni seçti? Bu durum bizlere birşeyler düşündürüyor mu?

Muharrem İnce’de 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçim çalışmasını Hacı Bayram Veli Camii’nde kıldığı Cuma namazı ve yaptığı duadan sonra başlatmıştı. O’nun da amacı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a karşı seçimi kazanmaktı. Fakat olmadı...

Cumhurbaşkanı yani Başkan Tayyip Erdoğan, eski Başbakan ve yeni TBMM Başkanlığına seçilen Binali Yıldırım’a “Devlet Şeref Madalyası” taktı. Bu madalya, Binali Yıldırım’ın devlete yaptığı büyük hizmetlerin(!) bir nevi takdiriydi. Böylece onurlandırılmış, takdir edilmiş oldu. Cumhurbaşkanı konuşmasında, “Sadık bir dava arkadaşım... Vefa borcumuzdur” dedi. Böylece törende daha çok Binali Yıldırım’ın kendisine “sadakatı”nı dile getirmiş ve başkalarının izlediği yoldan gitmediğine daha çok vurgu yapmıştı. Acaba bu “madalya” devlete hizmetten değil de, Tayyip Bey’e sadakat için mi verildi?

Emre Kongar 12 Temmuz tarihli köşe yazısında; “İsmet İnönü’nün Demokrasiye sahip çıkacak çağdaş toplumsal sınıflar ve demokrasi kültürü yeterince gelişmeden, Çok Partili Düzen’e erken geçiş kararının bedeli ağır ödendi: 

Bugün bile, yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılması, Meclis’in denetim etkinliğinin sona erdirilmesi, hukuk mezunu olmayanların idari yargıç atanabilmeleri, rektör olmak için profesörlük koşulunun kaldırılması, sivil ve asker bürokrasideki hiyerarşinin bütünüyle yerle bir edilmesi gibi kararlarla görülen “hazımsızlık sorunlarına” yol açtı!” diye yazıyor.

Emre Kongar’ın yazısından anlaşılacağı üzere, “tek adam” demokrasisi(!) bu ülkenin başına çok büyük işler açacağı gibi bir nevi geçmişle hesaplaşmanın içine girdiğine de işaret ediyor. Önümüzdeki günler ya da aylar belki de yıllar bizlerin pek çok şeye tanık olacağımızı gösteriyor ki, eğer ömrümüz vefa ederse...

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com