ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ İPTAL ETMEK
NORVEÇ – ADD İKİNCİ OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
Bu yazı 16 Eylül 2018, Pazar 12:26:16 tarihinde eklendi. 272 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cumhuriyet Türk Devrimcilerinindir - Günay Güner

Cumhuriyet Türk Devrimcilerinindir

Birazcık eğitimli, okumayla az çok ilgili her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Cumhuriyet gazetesini ve onun Türk Devrimi için anlamını, değerini bilir.

Cumhuriyet sultana karşı kulluk yerine eşit yurttaşlığı, emperyalizme karşı tutsaklık yerine bağımsızlık ve özgürlüğü kazandıran devrimin, gönüllere kök salmış, okurluğu dededen toruna sürdürülen yayın organıdır. Sözkonusu kazanımların gazetecilik ilkelerine karşı olduğunu iyi niyetle ileri sürmek olanaksızdır.

Son dönemin tozu dumanı arasında Cumhuriyet gazetesinin başına getirilenleri, oynanan oyunları tüm bilir mi? Doğrusu pek emin olamıyoruz.

Cumhuriyet Vakfı 2014 yılında İlhan Selçuk’un yerine seçim yapmak gündemiyle toplanır. Bunca önemli gündemle toplanır ya iki üye toplantıya katılamaz: Silivri’de cezaevinde yatan Mustafa Balbay ile o sırada yurtdışında bulunan İnan Kıraç. Katılamazlar ama oylarını bildirirler. Ne ki (utanma belasından olacak) Mustafa Balbay’ın oyu kabul edilirken, İnan Kıraç’ın oyu kabul edilmez. Hani bugünlerde aymazlardan biri ne diyordu, espri yaptığını sanarak: “Bak sen şu işe” diyordu değil mi? Evet. “Bak sen şu işe.” Kıraç’ın oyu tanınmamakla dengeler aniden liboşlar yararına, hileyle değişmiş olur. Olur da ne olur? O günden bu yana, ta ki 7 Eylül 2018’de aynı seçimin yenilenmesine kadar, ne kadar Cumhuriyete sövmüş, Türk Devrimine hakaret etmiş, gerçeklerle hiçbir ilişkisi bulunmayan savlarla karalamaya, çamur atmaya çalışmış ahlak düşkünü, kendini bilmez varsa, neredeyse tümüne Cumhuriyet’te yazı yazdırılmıştır. Cumhuriyet’in Ergenekon, Balyoz, Hasdal, Silivri, casusluk…ABD-CIA-FETÖ kaynaklı operasyon yılları boyunca Taraf kağıt tomarı benzeri manşetlerle, başlıklarla çıkması sağlanmış, böylelikle emperyalizme ve dinci silahlı örgüte hizmet edilmiştir. (O yıllarda bile düzmece olduğu ortaya çıkan sözde belgelerin ve kurgu olayların gerçek olduğunu bugün de savlayanlar vardır ve bu onların her şeyden önce zekâ ve ahlak sorunudur.)

AKP oy kaygısıyla siyaset değiştirdi.  Başka ne yaptı? FETÖ darbe girişiminde bulununca, bir anda her yerde FETÖ’ye karşı olmak zorunda kaldı. Dolayısıyla TIR haberi falan derken eski yönetiminde istemeyeceği olaylar gelişti ve Cumhuriyet’e darbe yapanların bir bölümü cezaevine atıldılar. Cezaevine atılanlar öylesine kinlenmişlerdi. Yargıya mı? AKP’ye mi? Hayır. Kesin ve kesin olarak, önceki gazete Yönetim Kurulu Üyelerine…

Bu kinle, savcının iddianamesine, Cumhuriyet’teki kadro ve anlayış değişikliğini de almasından önceki yönetimi sorumlu tuttular. Kendilerinin hapse atılmalarıyla, önceki yönetimin hileli seçimin iptali amacıyla açtıkları davayı ilişkiliymiş gibi gösterdi ve yaydılar. Oysa kendileri de davanın reddi için aynı hukuksal yollara başvurdular. Son olarak da Yargıtay’ın 2014’teki seçimi usulsüz sayması sonucunda 7 Eylül 2018’de yenilenen seçim sonucunda yönetimin, Onların söyleyişiyle Kemalistlere geçmesini “AKP yargısı”nın işi gibi göstermekten medet umdular. “Biz neden hile yaptık, Kemalist Cumhuriyet’te işimiz neydi” diyen yok. Çünkü ne yaptılarsa bilerek yaptılar. İyi niyet yoktu, olamazdı.

7 Eylül 2018’den sonra ise alabildiğine düzeysizlik, alabildiğine kabalık, hırçınlık… Düşünce tartışması. Düşünce ahlakı adına ise kırıntı bile yok. Tam anlamıyla hiçlik.

Ömürlerini Cumhuriyet’e vermiş, varsıl yatlarında değil, kurşunlar altında gazetecilik yapmış erdemli insanlara dolaylı bile olsa “aşırı Kemalist”, “ulusalcı”, “saraycı”, “Kürt düşmanı”, “Hitlerci”, “faşist” gibi ne idiği belirsiz laflarla suçlamalar yöneltmek hiçbir düşünsel ahlakla açıklanamaz. Ulusçu, Kemalist olmanın suç sayılması da apayrı bir saçmalıktır, o da ayrı!

Oysa yine her aklı başında kişi bilir ki bu sözde liberallerin savlarıyla dinci kesimin ve etnik milliyetçi kesimin savları ve görüşleri arasında büyük koşutluk vardır. Her zaman öyle olduğu gibi bugün de öyledir. Ayrı düşmüş gibi görünmeleri tümüyle dönemsel koşullardandır.

Anlaşılmıştır ki gazetemiz Cumhuriyet bu ikinci cumhuriyetçiler için tahminimizin de üzerinde önemliymiş!

Cumhuriyet’in yeniden gerçek sahiplerine, aydınlanmacılara kavuşması Atatürkçü kesimde büyük mutluluk yarattı. Uzun zamandır özlemi duyulan, yaşanamayan bir sevinç…

Cumhuriyet’in Ankara’da, İstanbul’da yapılarının satılmasıyla; 2,5 liraya yükseltilen fiyatıyla, görevlerine son verilen Cumhuriyet emekçileriyle içine düşürüldüğü kötü durumdan çıkarılması okuruyla, yazarıyla kararlılıkla dayanışmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Gerçekleşeceğinden ise kuşkumuz yoktur.

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com