ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ İPTAL ETMEK
NORVEÇ – ADD İKİNCİ OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
Bu yazı 26 Eylül 2018, Çarşamba 11:54:36 tarihinde eklendi. 593 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ÇAMUR AT, TUTMAZSA İZİ KALIR - Mustafa Sönmez

ÇAMUR AT, TUTMAZSA İZİ KALIR

Sevgili okuyucularım, bir dostum www.tr-nyheter.com adlı internet gazetesinde Erkan Hoca adlı bir şahıs tarafından hakkında yazdığı ve beni hedef gösteren yazısından 24 Eylül gecesi haberdar etti. Kendisine buradan teşekkür ediyorum. Manşetten yayılanan yazının başlığı, “Mustafa Sönmez ve İsveç Postasına; Açık Mektup!”  Manşetteki fotoğraflar ise bir fotoshop olarak sırtıyor. Bu yazıya yanıt verip ya da vermekte ikilem içerisinde kaldım ki, aslında yanıt verilebilecek tutarlılığı da yok. Fakat vermemek de yanlış olurdu.

İsveç’te yayın yapan bu internet gazetesinin ya da sitesinin sahibi kim? Nerede pişirilip, sunuluyor belli değil. Baş sorumlusu kim? Bunları bilmek de olanaklı değil. Aslında bu site benim hiç mi hiç ilgimi çekmediği gibi ciddiye de almadığım bir internet gazetesi. Bu gazete Türkiye’deki yandaş basına taş çıkartan AKP destekçisi ve gece gündüz CHP ve üst düzey yöneticilerine küfreden bir özelliğe sahip. Burada yazı yazan Erkan Hoca (Erkan Holtay), ona buna çamur atmakta, hakaret etmekte hiç sakınca görmemektedir. İktidar partisi AKP’nin erişilmez gücü kendisine -her halde- bu hakkı verdiğini düşünmektedir.

Gelelim Erkan Hoca denen yalaka, dangalak zata... Kendisi emekli bir anadil öğretmeni ki, çalıştığı dönemlerde öğretmenliği sorgulanabilir bir kişi... Kendisiyle 1990’lı yıllarda bir yıl çalıştığım Haninge bölgesinde uzaktan bir merhabalaşmanın dışında tanışıklığım yok.

Bu zatın bana saldırmasının, hedef göstermesinin amacı, AKP iktidarını ülkemizi içine düşürdüğü çıkılmaz durumdan dolayı zaman zaman eleştirmem. Sosyaldemokrat İşçi Partisi Stockholm İli Milletvekili adayı Serkan Köse ile yaptığım söyleşi bunun bahanesidir. Bu zata göre Serkan Köse, PKK sempatizanı ya da taraftarı ve Kürt bir kişi. Serkan Köse ile İsveç seçimlerine yönelik yaptığım söyleşi, bu zatı son derece rahatsız etmiş olmalı ki, beni Sosyaldemokratlara ‘yaranmak’ ve ‘yalakalık’ yapmakla hatta biraz daha ileri giderek “vatan hainiği” ile suçlamaktadır. Bakarsınız Sosyaldemokratlar yeniden hükümet kurarlar ve beni de önemli bir yere getirirler, ne dersiniz? Dilimizde bir darb-ı mesel vardır ama, çingeneleri bundan tenzih ederim. Darb-ı mesel der ki : “Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler (çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını anlatır). Bu zatın söylemi de bu ‘darb-ı mesel’le örtüşmektedir. Kendi yalakalığını unutarak başkaların yalakalıkla suçlamak alışkanlığı...

Bu zat beni kastederek; “Bu yazar yıllardır İsveç’te yaşadığı halde, Serkan Köse’nin İsveç parlamentosuna Lawen Redar ve 7 kişiyle birlikte verdiği 2016/17:2825 sayılı teklifle parlamentonun Kürtlere özgürlük hakkı verilmesi kararı almasını istediğinden habersiz mi? İsveç Postası bu kişiyi överek cehaletini mi “vatanseverliğini” mi ilan etmiş oluyor! Yoksa Serkan Köse’yi methederek Sosyal Demokratlara yalakalık mı ediyorlar?” Anadolu’da bir söz vardır: “Buyurun cenaze namazına “ derler. Sözü edilen teklif  ‘Kuzey Irak Özerk Kürt Bölgesi’nin yaptığı referandumla ilgilidir.

Ne acıdır ki bu yalaka, dangalak zat, AKP iktidarın Türkiye’de Barzani ziyareti nedeniyle göndere Kürt bayrakları çektiğinin farkında değildir. Bu zat, yine AKP iktidarının Mesut Barzani, Şivan Perver ve Habur kapısında teröristleri davullu zurnalı karşılamaları, çadır mahkemelerini ne duymuş ne de okumuştur. Sözde ‘Kürt Barışı’ adı altında kentlere örümcek ağı gibi tüneller kazdırıldığını da habersizdir ya da bilmemektedir!

Bu kişiye ne desem ya da yazsam boşa gideceğini biliyorum. Bu tür zatları alışkanlıklarından, önyargılarından vazgeçirmek söz yerindeyse “deveye hendek atlatmaktan” ve ünlü bilgin Albert Einstein dediği gibi: “İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor” sözü gibi neredeyse olanaksızdır.

Bu zat kendi felsefesine göre benim bu seçim öncesi haksızlığa uğrayan, karalamalarla karşı karşıya kalan milletvekili adaylarına karşı yazdığım yazıyı hayretle okuduğunu yazarak, “İddiasın hayretle okudum. Hayretimin sebebi, bütün gücünü her zaman devletimizi karalamak için harcayan bu portalın kırk yılda bir nasıl oldu burada haksızlığa uğrayan vatandaşlarımıza sahip çıkıldığı oldu. Kendi kendime ‘aferin onlar da hizaya geliyorlar’ dedim” ve ekliyor, “Şimdi önümde aynı portalın aynı ‘değerli’ yazarı Mustafa Sönmez’in nın PKK yandaşı Serkan Köse ile yaptığı mülakat var.” Bu dangalağın devlet dediği, AKP iktidarıdır. Bu sözlerine gülsem mi, ya da kendime övgü payı mı çıkarsam, takdiri okuyucuya bırakıyorum...

Ben söyleşimi İsveç seçimlerine yönelik yaptım. Serkan Köse’nin PKK sempatizanı ya da taraftarı olduğu kanısında da değilim. Her kürt kişiyi terör örgütü mensubuymuş gibi bir tanıma tabi tutarsak ipin ucunu kaçırırız ve bu da terör örgütü PKK mensuplarının işine yarar.

Bu yalaka, dangalak zat gözüne at gözlüğünü takarak bir körlük olayı yaşıyor. 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago’nun “Körlük” adında bir romanı var. Romanda, adı bilinmeyen bir ülkede adı bilinmeyen bir kentinde, insanlar aniden görme duygusunu yitirmeye başlarlar. Körlük salgını bütün kente hatta ülkeye yayılır. Ülkede ne yönetim kalır, ne de düzen; İnsanlar karantinaya alınırlar ve bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık içerisinde yaşamaya başlarlar. Ölümler, acılar bol bol yaşanır. Tek amaçları yaşamda kalabilmektir. Roman böylece insanların nasıl bencilleştiğini, toplumun nasıl çöktüğünü, değer yargılarını yitirdiğini ve böylece insaların karanlık yüzünü ortaya koymayı amaçlamıştır. Aradan bir süre geçtikten sonra yavaş yavaş ve birer birer görmeye başlarlar. Gördükleri karşısında büyük bir korkuya kapılırlar.

Bu zat da geçici “körlük sendromuna” yakalanmıştır. Önüne gelene yaşamda kalabilmek için aç kurtlar gibi salyalarını saçarak saldırmaktadır. Bu zatın zerre kadar ciddiye alınacak bir tarafı yoktur ama, çamur at, tutmazsa izi kalır mantığıyla insanları karalamakta, iftiralar atmaktadır. Ölmeden önce gözü açılır ve içine düştüğü pisliğin farkına varır temennisini taşıyorum.

Ben İsveç ortamında 35 yıldır gerek ülkemi gerekse ülkem insanından haksızlığa uğrayanları savunmaya çalıştım. Haksızlığa uğrayan benim gibi düşünmeyen, düşüncesine tamamen karşı olduğum insanları da savundum. Bunu bir vicdan sorumluluğu çerçevesinde yaptım. Ben her iki ülkenin vatandaşı olarak yazdığım yazılarda iktidarları ya da yöneticilerini eleştirdiğim durumlar olmuştur. Bu benim biricik vatandaşlık hakkımı kullanmaktan kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda olumlu ya da olumsuz eleştirilerimi sürdüreceğim. Bu eleştiriler hiçbir zaman kişilerin kişisel haklarına saldırı, hakaret ya da küfür içermiyecektir. Kişisel değerlendirmelerim sonucunda haksızlığa uğrayan insanlarla ilgili yazılar kaleme alarak yayınlıyorum. Bundan sonrada yayınlamaya devam edeceğim.

Son olarak bu zata şunu söylemek isterim ki, senin ya da yazı yazdığın internet sitesinin karalamaları, iftiraları, çamur atmaları ve hedef göstermeleri, beni inandığım ilkelerimden bir adım dahi geri attıramayacaktır. Ben Cumhuriyet’e, evrensel demokrasiye, Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten inanmış bir kişiyim. Demokratik bir ülkede yaşayıp, ülkemdeki antidemokratik yasaları, KHK nameleri ve tek adamlık rejimi savunmam olanaklı değildir. Bir gazeteci olarak dünyanın dört bir tarafındaki insanlarla amaçları ne olursa olsun, yazılar yazıp, söyleşiler yapabilirim. Bu konuda sizin gibi zatlardan izin alacağımı da hiç mi, hiç sanmıyorum.

Sayın yalaka zat, ispiyonculukla bir yere ulaşamazsın, bunu da böyle bil...


Not: Manşetteki fotoğraf ve yazıyla ilgili yasal hakkımı saklı tutuyorum.

Yazdır Paylaş
Kaan - 2018-09-26 16:21:48
" İt ürür, kervan yürür."
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com