ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ İPTAL ETMEK
NORVEÇ – ADD İKİNCİ OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
Bu yazı 10 Ekim 2018, Çarşamba 16:45:10 tarihinde eklendi. 244 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yurtdışındaki Kuşaklar ve Aydın Sorumluluğu - Günay Güner

Yurtdışındaki Kuşaklar ve Aydın Sorumluluğu

Öyle olaylar yaşanıyor ki aydın nedir ne değildir, açıkça anlaşılıyor. İnsana şunu dedirtiyor: Eşek yükü kitap da okusan, ciltler dolusu kitap da yazsan, yetmedi prof-mrof da olsan, televizyon televizyon da gezsen aydın değilsen değilsindir! Enver Aysever de değinmiş, Türk ulusunun aydınlık insanları, usa önem veren, sanata değer veren insanları bugünden tezi yok “laiktir”, “falan gün de şu iri lafı etmişti” diyerek kimseye sarılmamalı; ince eleyip sık dokumalıdır.

Özde Türkiye ile yurtdışı ayrılmasa da yurtdışındaki topluluklarımızın, kuşaklarımızın ayrı özellikleri, gereksinimleri, nitelikleri, giderek süreçleri bulunduğunu vurgulamak gerekir. Dolayısıyla aralarından yetişen aydınlar, yazarlar sözkonusu koşullara göre istemler ortaya koyarlar. Topluluklarının sözcülüğünü üstlenmelerinden daha doğal bir durum olamaz.


Yurtdışındaki aydınlarımız-yazarlarımız-sanatçılarımız aynı zamanda Türk ulusunun o ülkelerdeki onuru, gururu, yüz akıdırlar. Yaşamda olanıyla olmayanıyla bu böyledir. Düşünmesi bile korkunç ve olanaksız ama bir an düşünelim: bir Yaşar Kemal, bir Nâzım Hikmet, Demir Özlü, Lütfi Özkök, Abidin Dino, Güzin Dino, Fikret Muallâ, Gürhan Uçkan, Yüksel Pazarkaya, Adnan Binyazar, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Güney Dal, Aras Ören, Nedim Gürsel, İlyas Halil…(Tanrım ne güzellik! N’olur unuttuğum adlar için beni bağışlayasınız), olmasaydı… Ne büyük yıkım olurdu.


Batı halklarının iyileşecek gibi gözükmeyen ikiyüzlü tutumlarına en doğru, etkili ve çarpıcı yanıt yine anılan adların yapıtlarıdır. O yapıtlar ki benzersiz bir birikimdir.


Günümüzde sözcülük görevini tarihsel süreç içinde üstendiği görülen adları değerbilirlikle anmak, anımsatmak da bir görev olsa gerek: İsveç’te Mustafa Sönmez, Abdullah Gürgün, Hakan Güner ve başka değerli adlar Türk topluluğunun önderliğini başarıyla sürdürürlerken, çok büyük bir Türk nüfusu barındıran Almanya’da ise onyılların “kültür elçisi” Yüksel Pazarkaya, Adnan Binyazar ustaların yanı sıra özellikle son yıllarda çalışkanlığıyla, eğitim alanındaki öncülüğüyle Öykücü-Yazar Bahattin Gemici varlığını etkili biçimde duyuran usta yazarlarımızdandır.


(Kuşkusuz andığımız adlarla birlikte, pek çok eğitimci, bilimci, aydın insanımız sürekli emek vermekteler. Burada yalnızca konuyu işlemek adına örnek adlar verilmektedir.)


Bahattin Gemici’yi anmışken, yeni yapıtı “iki Ülke Arasında” adlı kitabı, yine göç kuşakları üzerinden insan durumlarını, acılarını izlek seçtiği öykülerini tamamlayan bir nitelikte. Gemici’nin, “İki Ülke Arasında”da (Öğretmen Dünyası Yayınları, Eylül 2018), Almanya’daki, giderek yurtdışındaki Türklerin hemen tüm sorunlarını irdelediği rahatlıkla söylenebilir.


Yazımızın başında da vurgulandığı gibi aydın olmak büyük sorumluluk işidir. Ve kimse namlu zoruyla aydın olmadığı gibi, halk göklere çıkarsın, hemen yarın isteklerini yerine getirsin diye de aydın olmaz; salt öyle yaşayabildiği için aydındır!


Tüm aydınlarımıza, yazar ve sanatçılarımıza sonsuz gönül borcumuz var; bir “güz çelengi” gibi sunuyoruz.

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com