LOZAN VE TÜRKİYE’NİN YALNIZLIĞI
Mustafa Sönmez

LOZAN VE TÜRKİYE’NİN YALNIZLIĞI

Bu içerik 220 kez okundu.

Bugün Lozan Barış Anlatması’nın 96’ncı yıldönümü. Lozan, bugün aynı zamanda ortadan kaldırılmaya çalışılan bir ulusun yeniden dirilişinin, dimdik ayağa kalkışının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “Tam Bağımsız” bir devlet olarak varlığının yıldönümü. Bir başka söyleyişle Türkiye Cumhuriyeti’inn uluslararası arenadaki “Tapu senedi”dir.

Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan’da başta İngiltere, Fransa, İtalya olmak üzere dokuz devlete karşı tek başına verdiği ve kesintilerle 8 ay süren zorlu bir maratondur. Başdelege İsmet İnönü’nün yılmadan usanmadan ve umutsuzluğa kapılmadan verdiği mücadelenin bir başka adıdır.

Türklerin Anadolu’ya adım attıkları günden buyana karşılarında buldukları ve kendilerini “barbar” olarak niteleyen Avrupalıların o günden bugüne kadar da devam eden yalnızlaştırma, yalnız bırakma politikaları devam etmektedir. Avrupalıların adına “Doğu sorunu” dedikleri Türkleri Anadolu da dahil Avrupa’dan atma düşüncelerinde fazla bir değişiklik olmamıştır. Akdeniz’de kendi kara sularımızda sismik araştırmalar yapan, gaz ve petrol arama çalışmalarına yürüten ülkemize sert tepkiler ve yaptırımlar uygulama tehditleri dünden kalan büyüklenme ya da horozlanma anlayışının bir yansımasıdır.

İsmet Paşa taktiksel manevralarıyla Lord Curzon’u Lozan görüşmeleri süreci boyunca çileden çıkarmıştır ama pes etmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin haklı davasını sonuna kadar savunmuştur. Bu nedenle Lozan Barış Antlaşması savaşın değil, barışın simgesi olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız döneminde Ankara’ya kadar Fransız temsilcisi olarak gelen ve Mustafa Kemal Paşayla görüşen Franklin Bouillon Türklerin vatanlarını savunmadaki kararlılıklarını ve “Tam Bağımsızlık” alanındaki düşüncelerini çok iyi anlayan ender Avrupalılardan birisidir. Lozan görüşmeleri öncesi İsmet Paşa Paris’te Bouillon İle görüşmüştür. Türkleri yakından tanıyan Bouillon İsmet Paşaya bir takım tavsiyelerde bulunmuştur. Şöyle ki, “Mutlaka zaman kazanmalısınız. Çünkü sizi tanımıyorlar. Anadolu’yu bilmiyorlar. Yaptığınız işi her yerde olan bir askeri ayaklanma gibi görüyorlar. Kendinizi mutlaka onlara öğretmeniz lazım. Bunun için zamana ihtiyacınız var. Konferans’ta uğraşa uğraşa, yıprata yıprata bütün gerçekleri anlatacaksınız” demiştir.

İsmet Paşa kendisine verilen 14 maddelik ana düşüncenin fazla dışına çıkmayarak ve her zaman Mustafa Kemal İle görüşmelerini sürdürerek “Türk Tezleri”ni ödünsüz savunmuştur. Lord Curzon bu durumdan çok rahatsız olmuş adeta sinir krizleri geçirmiştir. Lozan görüşmelerine ABD adına gözlemci olarak katılan Mr. Grew, birlikte yedikleri bir yemekte Lord Curzon'un  bu durumdan yakınarak ve İsmet İnönü ile aralarında geçen bir konuşmasını aktarıyor, “İsmet, bana en çok bir müzik kutusunu hatırlatıyorsun. Her Allah’ın günü hep aynı melodiyi çalıyorsun.Ta ki hepimizi hasta edene dek: Egemenlik, egemenlik, egemenlik...

İsmet Paşa’nın bu gücününün en önemli dayanakları bir mağlup devletin delegesi olarak değil, galip bir devletin delegesi olarak antlaşma masasına oturmasıdır. İkincisi ise arkasında ve yanında Mustafa Kemal Paşa gibi bir taktisyen ve stratejist bir liderin bulunmasıdır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1699 Karlofça Antlaşması’yla başlayan büyük toprak kayıpları tam 224 yıl sonra 24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması’yla son bulmuştur. Avrupalılar hiçbir zaman “Lozan Barış Antlaşması”nı içlerine sindirememişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’ni her fırsatta yıpratmak için çeşitli taktiklere başvurmuşlardır. Lozan antlaşması’nı kimileri “bekleyelim görelim” sinsi politikalarına sığınmışlar ve bir ya da iki yıl hatta daha fazla bir zaman sonra imzalamışlardır. Bu arada Nesturi ve Şeyh Sait isyanlarını da çıkartarak ülkenin bölünmesini beklemişlerdir.

1963-64 Kıbrıs olaylarında adaya halkımızın öldürülmesini önlemek için asker çıkarmamızı engellemişler ve sıkı ambargolar uygulamışlardır. O günlerde İsmet İnönü’nün Johnson’a yazdığı mektupta belirttiği, “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye burada yerini alır” sözü yaşama geçirilememiştir. O günlerde CHP – AP (Adalet Partisi) koalisyonu’nundan çekilen Süleyman Demirel vasıtasıyla İnönü başbakanlıktan düşürülmüştür. 1965 seçimlerinde tek başına iktidara gelen Demirel sıkı bir ABD yanlısı politika uygulamıştır.

Sözü fazla uzatmadan söylemek gerekir  ki, Türkiye bulunduğu coğrafyada her zaman yalnızlaştırılmış, yalnız bırakılmış ve dolaysıyla boyun eğmeye zorlanmıştır. Bu tür politikalarını yaşama geçirilmesinde bizim basiretsiz iktidarlar ve politikacılarımızın da  hataları (günahları) büyüktür.

Lozan Barış Antlaşması’nın 96’ncı yılı ulusumuza kutlu olsun...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Ali Topbaş     2019-09-06 Yolumuz Atamızın özgürk ve bagımsızlık ateşini yaktıgı ÇOBAN ATEŞLERİDİR.MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gibi düşünenlere selamlar Not;1,5 aylık isvecliyim Tlf:0728449780 Ali Topbaş Add Karşıyaka üyesiyim.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI