İSVEÇ TELEVİZYONU VE NEFRET SÖYLEMİ PROPAGANDASI
Mustafa Sönmez

İSVEÇ TELEVİZYONU VE NEFRET SÖYLEMİ PROPAGANDASI

Bu içerik 1105 kez okundu.

Günümüzde uluslar arasındaki uzaklık ve olup bitenler hakkında haber alma sadece bir tuşun ya da tv kumandasının düğmesine bağlıdır. Yazılı ve görsel basın buna sosyal medyayı da eklerseniz gezegenimizin en tehlikeli silahlarına sahip yayın kuruluşlarıdır.  İnsanların büyük bir bölümü bu yayın kuruluşları tarafından hem yönlendirilmekte hem yönetilmektedirler.

İkinci vatan olarak kabul ettiğim İsveç ülkesi ve basını 1980 sonrası Türkiye’ye karşı çok sert akıl almaz bir biçimde olumsuz propaganda yürütmektedir. Yazılı ve görsel basını ve son yıllarda eklenen sosyal medya fenomeni söz yerindeyse şeytanın değirmenine su taşımaktadır. Neredeyse her gün Türkiye ve Kürt konusu işlenmekte ve Türklere karşı bir nefret dalgası Kürtler üzerinden yaratılmaya çalışılmaktadır. Buna yalancı, propagandist  Kürt kökenli sözde gazetecilere tanınan yazı yazma ayrıcalıklarını da eklerseniz ortaya çıkan manzarayı gözleriniz önüne getirebilirsiniz.

İsveç Devlet Televizyonu SVT1 tarafından çocuk kanalında göstermek için hazırlanan ve 11 Ekimde yayınlanan ayrıca pek çok okulda da gösterilen ”Küçük Gündem (Lilla Aktuellt)” adlı programda Türkiye ile ilgili çok yanlış bilgiler verilmiş, küçük çocuklar Türkiye karşıtı akıl almaz yalan bilgilerle olumsuz bir propagandaya tabii tutulmuştur. İşin bahanesi ise, Türkiye’nin Kuzey Suriye’de başlattığı ”Barış Pınarı Harekâtı”dır. Programda bilinçli olarak küçük çocuklara, “Türkiye uzun yıllardır Kürtlere düşman” söylemi programa damgasını vurmuş, Türklere karşı bir nefret suçu işlenmiştir. Küçük çocukların geçirdiği travma nasıl ortadan kaldırılacaktır? Türk halkının ne kendi vatandaşı Kürtlere ne de başka halklara karşı nefreti söz konusu değildir. Törer ile hiçbir zaman birbirine karıştırılmamalıdır.

Bu olaydan sonra okullardaki küçük Türk çocukları sözlü saldırı ve hakaretlere maruz kalmışlar, aileler de büyük tedirginlikler yaşamışlardır. Kimi aileler okullarla gerekli iletişimi kurabilmiş, kimi aileler sineye çekmek gibi bir durumla karşı karşıya kalmışlardır. İsveç Meclisi’nin 2010 Mart ayında haksız yere bir oy farkla aldığı sahte Ermeni Soykırımı’nı kabul etme kararı sonrası hâlâ liselerde okuyan öğrencilerimiz olumsuz saldırılarla karşılaşmaktadırlar. Bu durumda onların psikolojilerinde yaralar açmaktadır.

 İsveç Devlet Televizyonu SVT1 ve çocuk programı yapımcıları kendi içlerindeki nefreti bir başka biçimde küçük çocuklar üzerinden yansıtarak Türkiye’nin uzun yıllardır PKK ve son yıllarda PYG terörüne karşı verdiği mücadeleyi işgalci güç olarak algılatmaya çalışmışlardır. Çocuk katili PKK teröristleri ve liderleri “özgürlük savaşçıları” statüsüne yükseltilmişlerdir. Halbuki PKK devletin resmi kurumlarında “Terör Örgütü” olarak kayıtlıdır ama yandaşları en büyük hoşgörüye sahiptirler.

İsveç basını sürekli PKK’nin kurduğu Kuzey Suriye kolu PYD/YPG teröristleri IŞİD (Deaş)’e karşı savaşıyor algısı yaratılmaya çalışılarak onların terörlerinin üzerine örtü çekmeye çalışmaktadırlar. PYD kendi adına toprak elde etmek için IŞİD ile mücadele etmektedir. IŞİD ne kadar terör örgütüyse, PYD/YPG de o kadar terör örgütüdür. PYD ele geçirdiği yerlerdeki Kürt azınlığın dışnda kalan etnik unsurları korkutarak kaçırmış ve yerleşim yerlerinin demografik yapısını değiştirmiştir. Bazı yerleşim yerlerinin adını bile değiştirmiştir. Ayn el Arab adı Kobani olmuştur. Bölgede, Amerika hem PKK’yi hem de PYD’yi kucağına oturtmuş, petrol bölgelerini koruma bekçiliği görevi vermeye hazırlanmaktadır.

İsveç’in batısında Göteborg kenti yakınlarındaki Kungälvs Belediyesi Mimers Kültürevi’nin sergi salonunda 5–24 Ekim tarihleri arasında iki sanatçının resim ve heykel sergisi açmalarına ev sahipliği yapmıştır. Bu sanatçılardan Thord Tamming yaptığı bir heykelde kaidesine eli kanlı çocuk katili Abdullah Öcalan’ın altı potresini çizmiş, üst kısımda da elleri havada YPG bayrağı dalgalandıran asker kıyafetli iki peşmerge heykeli yapmıştır. Sanatçya göre bunlar “özgürlük savaşçıları”dır (!).

Bir de Gleerups adlı yayınevi lise ders kitabı olarak yayınladığı “Reflex” adlı Toplumbilimi kitabında bölüm başlığı olarak ayırdığı “Dünyamızdaki Diktatörler” kısımdaki haritada adını vermeden Türkiye’yi diktatör ülkeler arasında göstermiş, ama kullandığı fotoğrafta Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ve eşine yer verilmiştir. Aynı yayınevi daha öncede Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Kürtlere bağımsızlık vereceği vaadinde bulunduğunu ve Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra bu sözünden dönerek Kürtleri kandırdığı yalanını tarih kitabında kullanmıştı.

Günümüz İsveç’i insan haklarını işine geldiği gibi kullanmakta, geçmiş yıllarda elde ettiği “insan hakları ve barış ülkesi” ünvanına sarılmakta hiç sakınca görmemektedir. Buna tek sözcükle ikiyüzlülük denir. Terör örgütlerini hem terör listene alacaksın hem de aynı zamanda da peşmerge, özgürlük savaşçıları diyeceksin ve Türkiye gibi teröre 50 bin insanını kurban vermiş ülkeyi gaddar, zalim, Kürtlerin düşmanı göstereceksin ki, bu nerede görülmüştür?

İsveç Devlet Televizyonu SVT1’i ve Lilla Aktuelt Çocuk Programı yapımcılarını şiddetle kınıyorum.

Yazıklar olsun....

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Hasmet     2019-10-30 Mustafa sönmez kardesim cok guzel aciklamalarda bulunmus .kendini kutlarim. Ve kendisini destekliyorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA TÜRK DİL DEVRİMİ’NİN 87’NCİ YILI KUTLANDI
STOCKHOLM’DA TÜRK DİL DEVRİMİ’NİN 87’NCİ YILI KUTLANDI