ALEVİLİK VE ALEVİ DÜŞMANLIĞI!
Mustafa Sönmez

ALEVİLİK VE ALEVİ DÜŞMANLIĞI!

Bu içerik 268 kez okundu.

Alevilik köken olarak Hz. Ali’ye dayandırılır. Alevilik kavramının altında Ali’yi sevmek, saymak ve izlediği yolu benimsemek yatar. Alevi inancını kabul eden insanlarımızın sayısı kesin bilinmemekle birlikte 15 milyon dolaylarında olduğu genel kabul gören bir sayıdır.

Ülkemizde kökeni Selçuklu ve özellikle de Osmanlı’ya dayanan bir Alevi düşmanlığı vardır. Cumhuriyet döneminde 1970’li yıllarına kadar Alevi vatandaşlarımız rahatlıkla kendilerini Alevi olarak tanımlamasalar da bir rahat dönem yaşadılar denilebilir. 1970’li yıllardan sonra gerginleşen siyasi ortam içerisinde (sağ – sol çatışmaları) birtakım ajanlar, provakatörler eliyle Alevi vatandaşlarımıza yönelik kışkırtmalar başladı. Bu oyunlara aşırı sağ ve muhafazakar diyebileceğimiz insanlarımız alet edildi. Çok acı olaylar yaşadık.

Bu olayların hangi birisinden söz etsem, o günkü acıyı ta yüreğimin derinliklerinde yaşıyorum. Çorum mu, Maraş mı, Sivas mı? Bir tek Tokat ilimizde kışkırtıcılar başarılı olamadılar. Bu provakatör ajanların en son marifeti İzmir de ortaya çıktı. Bir Alevi vatandaşımızın oturduğu evin duvarına “Defol Alevi” sözü yazıldı. Bu söz aslında 82 milyon vatandaşımızın yüreğine bir hançer gibi saplanan söz olması gerekirken, toplumumuzdan fazla bir tepki gelmedi. Üç beş kişinin sosyal medya üzerinden paylaşımlarıyla kaldı. Devlet derseniz, o kendi yarattığı sorunlarıyla didişmekten bu tehdidi algılayacak duruma sahip gözükmedi. Bu durumda yine iş, aklı selim vatandaşlarımızın gayretlerine kaldı.

16.yüzyılda yaşamış ünlü Alevi lideri ve ozanı Pir Sultan Abdal’ın idam edilmeye götürülmezden önce Sivas Valisi Hızır Paşa’nın içerisinde “Şah” sözü geçmeyen üç şiir söylerse, affedileceği yönündeki sözlerine karşın söylediği üç şiirde de “Şah” sözcüğünü  kullanması bir kahramanlık göstergesi değil; Alevi inancının her türlü baskı, zulüm karşısında bile direnme gücünü ortaya koymasını göstermesi açısından son derece önemlidir. Ne diyor ulu ozan Pir Sultan Abdal, bu üç şiirinde. Birer dörtlük sunuyorum:

Hızır Paşa bizi berdar etmeden,
Açılın kapılar Şah’a gidelim
Siyaset günleri gelip çatmadan
Açılın kapılar Şah’a gidelim.

***

Alınmış abdestim aldırırlarsa
kılınmış namazım kıldırırlarsa
Sizde ”Şah” diyeni öldürürlerse
Ben de bu yayladan Şah’a giderim.

***

Kul olayım kalem tutan ellere
Katip, ahvâlimi Şah’a böyle yaz
Şekerler ezeyim şirin diline
Katip, ahvâlimi Şah’a böyle yaz.

Alevilik ve Hz. Ali... Alevilik inancının Hz. Ali’yle bütünleşmesinin ardında yatan gerçekler nedir?. Neden Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman değilde, ille de Hz. Ali? Aleviler, Ali’nin izinden, yolundan yürüyen kişilerdir. Alevilik dönemleri içerisinde başka yan düşüncelerle de beslense de, Hz. Ali’nin konumu Aleviliğin özünü oluşturur...

Alevi yazar Rıza Zelyut*, “İslamiyet de siyasi bir hareket olarak doğmuştur. İslamiyet’in dine, inanca, Tanrı’ya ait görüşleri, topluma yeni bir biçim vermenin araçları olmuştur. Alevilik, bu biçimlenişteki tavırlardan birisidir.

  1. Aleviler inançlarına göre,
  2. Yaşayan Alevilik geleneğine göre,
  3. Tarihi bilgilere göre,
  4. Alevi felsefesine göre değerlendirirsek;
     
  1. Alevilik İslamiyet’in içindedir.
  2. Hz. Muhammet, İslamiyet’in kurucusu olarak Alevilikte de temeldir.
  3. Bazılarının göstermek istediği gibi Alevilikten İslamiyet ve Hz. Muhammet dışlanmaz.Fakat İslam ve Muhammet kavramlarının yorumu Sünnilik’ten çok farklıdır. Sünnilikte zahir (dış / şekil) önde iken Alevilikte bâtın (iç / öz) öndedir” diye yazıyor.

Bu bağlamda Aleviliğe düşman olmak ya da Alevi düşmanlığı yapmak nereden kaynaklanıyor? Ebu Suud Efendi gibi şeyhülislamlar Alevi düşmanı fetvalarını neden, niçin veriyorlardı? Neden, “Bir Alevi öldüren cennete gidiyor?”, “Alevilerin canı, malı ve eşi, Müslümanlara helal oluyor?” Diyanet neden hâlâ Alevileri yok sayarak “Cem evlerini” ibadethane olarak kabul etmiyor? AKP iktidarının bir ara yaptığı “Alevi Çalıştayları” göstermelik, oy avcılığına yönelik değil miydi? Devletin tek görevi Diyaneti parasal olarak doyurmak, laik devlette imam eflasyonu yaratmak ve cami mi yapmaktır? Diğer din ve inançlar neden yok sayılılır?.. Aleviler bu ülkenin vatandaşları değil mi? Alevi vergisini vermiyor mu? Alevilerin vergileri nereye gidiyor? Alevilerin hem vergisini alacaksın hem vatan savunmasında asker yapacaksın hem de çapulcuların hakaretlerine, ölüm tehditlerine  maruz bırakacaksın... Devlet nerede diye sormazlar mı?

Aleviler, Türk Cumhuriyeti’nin aydın insanlarıdır. “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen Hacı Bektaşi Veli’nin felsefesini izleyenlerdir. Demokrasinin, laikliğin temel taşlarını oluştururlar. Cem evlerine girdiğiniz zaman sizi, Hz. Ali ve Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafları karşılar. Alevilikte din bezirganlığı, din ticareti yoktur. Yobazlık, gericilik onlara göre değildir. “Eline, diline, beline” sahip olacaksın inancı yaşam felsefelerinin temel taşlarıdır.  Alevilikte “önce insan” anlayışı geçerlidir. İnsan, kurallar için değil; kurallar insan içindir gerçeğinden hareket eden bir toplum felsefesine sahiptirler.

Peki

Alevi düşmanlığı  yapmak, Alevileri hedef tahtasına oturtmak neyin nesidir? Bunun kime ya da kimlere yararı vardır? İyice bir düşünün...

Ben Alevi değilim ama Alevilere büyük sevgim ve saygım vardır. Dostlarımın büyük çoğunluğunu Alevi kökenli insanlar oluşturur... Ben, bu dosluktan son derece memnun olan, zevk alan bir kişiyim. Alevilere reva görülen haksızlıklara karşı sesimi yükseltmem bir insanlık görevimdir.

Buradan ta İsveç’ten sesleniyorum: Aleviler üzerinden kirli, pis ellerinizi çekiniz. Ey, diye başlayan hamasa nutuklar atan AKP’li cumhurun başı bu duruma son verecek önlemleri almak başta devlet olarak sizin görevinizdir. Aleviler, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapı taşları, çimentosudur. Unutmayın....

Yazımı Almanya’da yaşayan öğretmen yazar sevgili Bahattin Gemici’nin bu konuya ilişkin sıcağı burunda “Yolumuz Aynı” şiiriyle bitiriyorum:

Aleviyle Sünni aynı dindeniz
Nedir bu düşmanlık, nedir ikilik
Halayda türküde birdir dilimiz
Sevdamız aynıdır, yolumuz aynı

Ellerimiz dokur aynı kilimi
Kimler reva görmüş bize zulümü
Hastayken sormuşuz insan hâlini
Derdimiz aynıdır, merhemi aynı

Gemici der, gelin birlik olalım
Kardeş kavgasına bir son verelim
Dostun bahçesinden güller derelim
Yolumuz aynıdır, çaremiz aynı

*Riza Zelyut,Türk Aleviliği, 14. Basım, Nisan 2016

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI