İSVEÇ VE KORONAVİRÜSÜ
Mustafa Sönmez

İSVEÇ VE KORONAVİRÜSÜ

Bu içerik 571 kez okundu.

Dilimize pelesenk ettiğimiz bir deyişimiz vardır, “sen neymişsin, sen” deriz. İşte koronavirüsü de bu deyişimizi haklı çıkarmışa benziyor. Modern çağda insanlığın ilk çıktığı günden bu yana “başının belası” olmuştur. 10 milyonluk İsveç’te bu yazı yayınlandığı anda yaklaşık 1 800 vaka ve 20 ölüm olayı gerçekleşmiştir.

Koronavirüsü ortaya çıktığı günden bu yana büyük huzursuzluk, tedirginlik yaratmaya devam ediyor. Virüsün neden Wuhan Bölgesi’nde ve nasıl ortaya çıktığı yönünde kesin bilimsel bir veri bulunmamaktadır. Çin’in en büyük yanlışlığı ya da hatası virüsü ilk başlarda gizlemesidir. Virüsün adını ilk kez dillendiren ve bu virüsten yaşamını yitiren dr. Li’nin uğradığı haksızlığı da unutmamak gerekir. Çin adına doktora yapılan utanç verici bir muamele olarak tarihe geçecektir.

İsveç’te ilk virüs vakası 31 Ocak günü Çin’den dönen bir kadının evinde üç beş gün kaldıktan sonra zorunlu olarak hastaneye başvurmasıyla ortaya çıkmıştı. İsveç Hükümeti ve sağlık sorumluları tek kişilik sayılabilecek bu vakayı ciddiye alarak üzerinde durmadılar. Genç kadın izole bir ortamda tedavi alındı. Bugün genç kadının tedavisi hâlâ devam ediyor ve iyi yönde sürdüğü zaman zaman açıklanıyor. Koronavirüsü sosyal yaşamında fazlasıyla etkilemiş görünüyor. İnsanlar birbirlerine kuşkuyla bakıyor ya da yaklaşıyor. Alışveriş merkezlerinde hafiften öksüren birinin yanından “veba”dan kaçarcasına uzaklaşıyorlar. Virüs yaşamımızı şimdiden altüst etmişe benziyor. Gelecek günlerin nasıl olacağını yaşarsak, hep birlikte göreceğiz.

İsveç için asıl sorun Şubat ayı ortalarında kademeli olarak başlayan dokuz günlük “Spor Tatili”dir. Bu tatilde İsveçliler ailecek yurtdışına Kuzey İtalya’ya, Fransa’ya ve İsviçre gibi ülkelere giderek değerlendirmeleridir. Kuzey İtalya’da ortaya çıkan ve kısa bir süre içerisinde binlerce insana bulaşan koronavirüsü bu bölgeden tatil sonrası İsveç’e dönenlere herhangi bir sağlık işlemi yani sağlık kontrolünün uygulanmamasıdır. Koronavirüsü böylece Kuzey İtalya üzerinden İsveç’in başına bela olmuştur. Sağlık sektöründe ileri ülkeler arasında önemli bir yere sahip olan İsveç, son 10 – 15 yıldır gerileyen sağlık konusunda umursamazlığın cezasını koronavirüsüyle çekmektedir. Bir profesörün söylediği gibi İsveç’te binler ölebilir. Bunun sorumluluğu kime aittir?

İsveç, bu bağlamda hâlâ yeterli önlemleri almamakta direnmekte ve zmanların söylemleri pek işe yaramamaktadır. 500 kişinin üzerindeki etkinliklere, toplantılara yasaklar getirilmesi sorunun çözümünü getirmemektedir. Hastanelerde yatak kapasitesinin ve yoğun bakım ünitelerinin sınırlı olması sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır.

Geçen hafta alınan Lise, üniversite ve yüksekokulların kapatılması ve uzaktan eğitime geçilmesi önemlidir ama yeterli değildir. İsveç hâlâ vatandaşlarına sokağa çıkmama uyarısı yapmamıştır. Uzmanlar bu konuda halka özellikle de yaşlılara uyarılar yapmaktadırlar ama hükümetten ses çıkmamaktadır. Hükümet bilinen üç beş önlemi tekrar etmekten öte bir şey yapmamaktadır. Hastanelerde yeterli ilaç, koruyucu maske, el hijeni olan etil alkol sıkıntısı çok yüksektir. Bu hafta Anaokul ve Temel Eğitime devam eden öğrencilerin yarıya yakını Stockholm Bölgesinde okullara gelmemiş, önlem olarak evde kalmayı yeğlemişlerdir. Hükümet ve Okullar Bakanı hâlâ bu okullarda eğitime belli bir süre ara verilmesine karşıdırlar. Öğretmenler de önlem amaçlı evde kalınca, eğitimde aksamalar büyük ölçüde ortaya çıkmıştır.

Komşu kuzey ülkeleri Danimarka, Norveç, Finlandiya ve Baltık ülkeleri hem okulları hem sınırlarını hem de halkın sokağa çıkmaması yönünde aldıkları kararlarla virüse karşı sağlıklı önlemler almışlardır. Virüs bulaşmış ya da kuşkulu hastalar titizlikle  tedavi edilmektedir. Yoğun bakım ünitelerinde sıkıntıları bulunmamaktadır. İsveç bu konuda gerçekten “yaya” kalmıştır. Krizi tam olarak yönetememektedir.

Uzmanlar, ne 1918 yılında ortaya çıkan ve 50 milyona yakın insanın ölümüne yolaçan “İspanyol Gribi” ne de 1930’lardaki “Ekonomik Kriz”in İsveç’i bu kadar kaosa sürüklemediğini, halkı tedirgin etmediğini açıklıyorlar. Halk alışveriş merkezlerindeki belli gıdaları evlerine stoklayarak rafların boş görüntüleri basına malzeme olmaktadır. İsveç bencilliği bir kez daha böylece kendisini belli etmiştir.

İsveç Hükümeti basit önlem önerilerini bir kenara bırakarak gerçekçi, kalıcı sağlık önlemleri almak zorundadır. Üretime ara veren işletmelere, hava yollarına, kültür ve spor alanına elbette gerekli ekonomik önlemler alınmalıdır. Fakat en önemli alan ise sağlık sektörüdür. Devletin bu alana aktaracağı 300 milyar kron günün koşulları içerisinde fazla bir parasal değeri yoktur.

Sonuç olarak söylemek gerekirse, bağışıklık kazanılsın diye binlerce kişinin hastalanmasını ya da ölmesini beklemek “boşa kürek çekmekten” öte bir yol değildir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI