İzmir Depremi Acısı
Günay Güner

İzmir Depremi Acısı

Bu içerik 432 kez okundu.

30 Ekim 2020’de, saat 14.30 suları yine bir büyük deprem acısına tanıklık etmeye başladık. İzmir’de yıkımlara, can yitimlerine yol açan 6.9 büyüklüğündeki deprem Sisam özekli ve yerin 16,5 km derinliğinden kaynaklıydı. Ve ardından büyük dalga (tsunami) yıkımı, yüzlerce artçı sarsıntı… Yaklaşık 45 saniye gibi uzun ve yoğun süren sarsıntı ne yazık ki kötü yapılmış yapılarda, bu yazının yazıldığı 31 Ekim 202 günü, saat 17.00’ye değin 28 insanımızın ölümüne, yaklaşık 900 insanımızın yaralanmasına neden oldu. Yine aynı görüntüler, olaylar… Siyasilerin basın açıklamaları, basının çok izlenme uğruna insanların acılarını magazinleştirme çabası. Şu anda da sürüyor. En aklı başında sandığımız kimi uzmanların bile gülerek anlatımları, çokbilmişlik taslamaları gerçekten ağır geliyor.

Sorularımızı yanıtlayan yok, yanıtı açık. İçinde yaşayanların çıkmasına, kurtulmasına yetecek zamanı sağlayan yapıların arasında neden yerle bir yapı olabilir? Bu durumun hileyle, hurdayla, mühendislik kurallarına aykırı yapılmasından başka açıklaması yoktur.

Kamu kurumlarında ıslak ıslak yetkili imzaları atılmadan, göz yumulmadan, mühendislerin gözlerinden kaçırılmadan olabilecek işler değildir. Bu yüklenicilerin adları, sanları, imzaları atan sözde yetkililer, mühendisler… kayıtlarda bellidir; bir anda bulunup ortaya çıkarılabilir. Ne ki böylesi ne işlem ne haber duyarız. Oysa en ağır cezalara çarptırılmaları gerekir. İşledikleri insanlık suçudur.

Basından söz ettik, depremsiz dönemde ne kadar serbest piyasacılık, kapitalist kokuşmuş ilişki, borsacılık, kamusal harcama düşmanlığı varsa, taraftarlığını, borazanlığını yapan “medya” bir bakıma depremlerdeki yitirdiğimiz canların propagandasal sorumlularındandır. Deprem acısı sırasında bile ülke ağalarını ürkütmemek, canlarını sıkacak yayım yapmamak, acılardan izlenirlik devşirmek peşindedir.

İstanbul’da büyük bir deprem beklendiği biliniyor ve nasıl bir acı yıkıma yol açacağının tarifi yok. Türkiye’nin güçlendirilmesi zorunlu konut stoku, ülke ekonomisinin karşılayabileceği tutardadır. Devletin gücünün üzerinde olduğunu hiç kimse savlayamaz. Bu yakıcı iş hızla ve bilime uygun yapılmalıdır. Artık yeter! Gerçekten yeter!

1992 Erzincan, 1999 Düzce Adapazarı Kocaeli depremindeki binlerce yitimimize karşın, geçen bunca yılda, zaman mı devletin gelirleri mi yetmedi bu güçlendirmeyi yapmaya? Varılan yer bura mı olmalıydı? Hemen hiç ilerleme sağlanmadığı gibi, Deprem Vergisi buharlaştırıldı, yapılarda inşaat mühendisi imza onayı zorunlu olmaktan çıkarıldı, sahte mühendislere karşı yaptırım uygulanmadı. Yaptıkları yıkılan düzenbazlar yargılanmadı. Veli Göçer bile yeniden yapıcılığa başlayabildi.

Varsa yoksa inadına uygulamalar, kararlar. İnadına İstanbul kanalı, inadına  garantili köprüler, inadına garantili hastaneler, hastane kapatmalar, inadına salgın mitingleri, düğünleri, inadına dış dünyayla hırgür, inadına cami, inadına Atatürk Kültür Merkezi yıkımı, inadına topçu kışlası… Bu kadar inadına iş sevdalılarının dilinden “vesayet” lafı düşmüyor. Bu da inadına olsa gerek.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI