“Kürdistan” mı Dediniz?
Günay Güner

“Kürdistan” mı Dediniz?

Bu içerik 170 kez okundu.

“Kürdistan” diye anılarak kamuoyunun kanıksamasına çalışılan, dört parçalı bir tasarının olduğu bu işin liderleri tarafından da artık gizlenmeden dillendiriliyor. Dört parça İran, Suriye, Irak ve öngörüleceği gibi Türkiye’nin Kürt bölgesi diye adlandırılan bölgeleridir.


Her ne kadar Kürt aydınları günümüzde kalmadığını, Türklerin kuruntusu olduğunu söyleseler de Kürt bölgeleri diye anılan bölgelerdeki insan ilişkilerinin derebeylik (feodalizm) olduğunu yaşanan somut olaylar kanıtlamaktadır. Derebeylik üretim ilişkisinin eşitsizlik ürettiğini, var olan özgürlükleri bile ortadan kaldırdığını, ataerkil geleneklere dayandığını, acımasız bir sömürü ve halkı bilgisiz bırakma eylemine, ezmeye dayandığını, şiddeti dinci kaynakları da kullanarak kutsadığını, bu küresel olduğu ve küçüldüğü söylenen yeryüzünde bilgi namusuyla araştıran her birey bilir.

 

Bu durumda adı ne konursa konsun, sözkonusu devletleşme tasarısında insanın bireyleşmesi, özgürleşmesi, yeteneklerini geliştirecek olanaklara kavuşması diye bir amacın bulunmayacağı, giderek egemen ilişkilerin tam da tersini dayatacağı, dayatmayı daha da ağırlaştırarak sürdüreceği çok açıktır.

 

Gelelim konunun diğer boyutuna. Kürdistan yönetsel adlandırması yaklaşık Selçuklu devletinden bu yana dönem dönem kullanılmış olduğu söylense de egemen bir Kürdistan devletinin var olduğu bir dönem yoktur. Diğer deyişle devletleşmemiştir, bir diğer egemen devletin yönetimi içinde anılmıştır. Öte yandan tarihsel olarak en çok birlikte yaşadıkları Türklerle yoğun benzerlik gösterdikleri, dolayısıyla benzer biçimlerde uygulamalara uğradıkları belirtilmelidir. Örneğin Karakoyunlular Türkmen yoğunluğuna karşın bir Türk, Kürt oymakları bileşimidir (konfederasyon). (Doğan Avcıoğlu, “Türklerin Tarihi”, Cilt 5, s.2039, Tekin Yay., 1984)

 

Osmanlının Yavuz Selim’le belirginleşen, Sünni İslam’ın kılıç zoruyla benimsetilmesi siyasası içinde Kürt beylikleri, Osmanlı tarafından görevlendirilmiştir. Osmanlı Şah İsmail’e, Safevilere karşı savaşla özdeşleşen, Aleviliğin (Kızılbaşlığın) yok edilmesi siyasasında görevlendirdiği Sünni Şafii Kürt derebeylerine tımar sistemini uygulamamış, bölgeyi ise Kürdistan olarak adlandırmıştır.

 

Bu siyasa izleyen dönemlerde de önemli sayılabilecek bir değişikliğe uğramamıştır. İkinci Abdülhamit döneminde oluşturulan Hamidiye Alayları yine aynı işlevi görmüş, giderek Ermenilere karşı da kıyımlar yapmıştır.

 

Bugünkü Kürt siyaset sözcüleri bu konuda haklılar, tüm bu olaylar sırasında bölgenin Osmanlıdaki adı Kürdistandır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Bağımsızlık Savaşı’nı öğütlediği “Hakların Savunması Dernekleri” döneminde, Meclis kuruluş süresinde de adlandırma, büyük ölçüde Osmanlının son dönemi olması nedeniyle “Kürdistan” biçimindedir.

 

Ne ki hem Bağımsızlık Savaşıyla eşzamanlı olarak yayılmacılarla (emperyalizm) “Kürdistan”ı devletleştirme amacıyla gizli görüşmelerin, pazarlıkların, “hizmet sözleşmelerinin”; ardından da özgür bireye giden yolun devrimi olan Cumhuriyete karşı isyanların yapılması hem de Cumhuriyetin, batı ülkeleri gibi ulus-devlet (uniter) yapıda kurulması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bir “Kürdistan”ın olması olanaksızdı.

 

Açıklanan tarihsel gerçekler arasındaki neden-sonuç ilişkilerini, özellikle günümüz koşullarında hangi somut karşı kanıt geçersiz kılabilmektedir?

 

Konuyla yakından ilgilenemeyenler için basit görünebilir, “Sonuçta bir sözcük değil mi ‘Kürdistan’ dense ne çıkar” diye düşünülebilir. Ancak devletlerin yönetiminde dillendirmeler, adlandırmalar yaşamsal önemdedir. Düşünülmeden ya da “kasıtla” sözylenen, yazılan tek sözcük, “tanıma” anlamına gelir, bu yönde sonuç doğurur. Başlayacak süreçleri geri döndüremezsiniz. Devlet yönetimi on düşünüp bir söylenerek, yazılarak görülmesi gereken bir iştir. Osmanlının son dönemi olduğunu bile bile “Tarihte de ‘Kürdistan’dı, Mustafa Kemal de “Kürdistan” diyordu” savı gerçeği yansıtmıyor. Bu sözler açıkça siyasal manevranın parçasıdır.

 

Büyük Ortadoğu Projesinin “büyük” gücü ABD’nin bir bölgesi, kurgu bu ya  “Kızılderilistan” diye adlandırılmaya başlansa, ara ara da “Kızılderilistan” devletini kuracağız” dense, bu amaçla onyıllarca silahlı saldırılarda bulunulsa, kıyımlar yapılsa ne olurdu dersiniz?


*Dil Derneği Yayın Kolu Başkanı ve şair

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI