KİMDİR MİLLİ İRADE?
Mustafa Sönmez

KİMDİR MİLLİ İRADE?

Bu içerik 324 kez okundu.

Değerli okuyucular, 17 Aralık 2013 tarihi Türkiye için bir dönüm noktası oldu. Bu tarih kolay kolay belleklerden silinmeyeceği gibi siyasi tarihimizin sayfalarına da kara harflerle yazılacaktır. Bu tarih 11 yıllık bir iktidarın varlığını nasıl yalanlar üzerine kurduğunun belgelendiği tarihtir.


Türkiye’de artık yaşananları tanımlayacak sözcük ya da sözcükler bulamıyorum. Türkçe sözcükler artık yetersiz gelmeye başladı. Söz yerindeyse, Türkiye’ye toz duman içinde gibi sözlerle tanımlamak yetmez... Türkiye hortumlarla göğe savruluyor... Dört ayak üstüne dimdik düşer mi, bilmem. Cern’de (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’dan yaşam gerçeğini arayanlar, Türkiye’de virüslerin çarpışmasından sağlıklı vücudu 1923 ruhuyla yaratabilirler mi? Atatürk Gençliği bu pislikleri deliğe süperebilecek direncini yeniden 19 Mayıs “azim ve kararlılığıyla” bulabilir mi? Önümüzdeki günler ya da yerel seçim bunun habercisi olabilir, diye düşünüyorum. Bu halk erinde gecinde uyanacaktır ve uyandığında “gayrık yeter!” demesiyle, Tayyipgiller soluğu hangi Arap ülkesinde alacaktır çok merak ediyorum?


AKP iktidarı referandumla adım adım cemaat ile birlikte ele geçirdiği yargıyı bu sefer cemaattan kurtarmak ve tamamen kendi denetimine alabilmek için oynamadığı oyunlar kalmıyor. Komisyonda rezaletler devam ediyor; havada uçuşan şişeler, sandalyeler, tekmeler ve darp edilen hukukçular... Amaç HSYK (Hakim savcılar Yüksek Kurulu)’nın yapısını kendine göre değiştirerek yargıyı kendine mahkum etmek. Yolsuzluklardan kurtulmak, Yüce Divan’da hesap vermekten kaçabilmek. AKP iktidarı hesap vermekten hiçbir zaman kurtulamayacaktır. Eninde sonunda “Adaletin Kılıcı” önünde hesap vereceklerdir.

İnternet ortamında şöyle bir dolaşın, neler neler göreceksiniz, nelere tanık olacaksınız? Bu iktidarın 11 yıl içerisinde değiştirdiği ve yaptıklarını, sattıklarını, ihalelerini nasıl gözlerden kaçırabilmek için yasalarda ne kadar değişiklikler yaptıklarını bir inceleyiniz. Kamu İhale Kanunu’nu (KİK) 11 yılda 57 kez değiştirildiğini ve kaç tane kurumun bilinçli olarak denetimden kaçırıldığını göreceksiniz. Bu kurumların yaptıkları ihalelerin denetlenemediğine tanık olacaksınız. Böylece yolsuzlukların, rüşvetin, ihaleye fesat karıştırmanın şifrelerinin sizlerden çok çok uzak olduğunun farkına varacaksınız. Devletin hesaplarından sorumlu Sayıştay’ın içerisine düşürüldüğü yürekler acısı durumunu kavrayacaksınız?


Başbakan kendi iktidarına kumpas kurulduğunu söylüyor. Yolsuzluk operasyonunu yapan savcıları, polis şeflerini, polisleri görevlerinden alarak, yerlerini değiştiriyor. Bir kez daha düşünün ki, bir bakanın oğlunun evinde para kasaları, para sayma makineleri ne işe yarar? Bir banka Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutuları içerisinde yeşil yeşil dolarlar neden saklanır? Bankanın gizli kasaları mı yok???


Bir hukuk devleti düşünün ki, o hukuk devletinin kurumları ordusuna, aydınına, gazetecisine ve özgür düşünen üniversite gençliğine karşı “kumpaslar” kursun ve ordusu iğdiş edilsin, yüzlerce suçsuz insan özgürlüklerinden mahrum dört duvar arasında, parmaklıklar arkasında yaşamlarını sürdürsünler. Yolsuzluk, rüşvet, karapara aklama ve ihaleye fesat karıştırmaktan savcılığa şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere çağrılan Başbakanın oğlu ifade vermeye gelmesin. Başbakan olan babasının makam arabalarında dolaşsın. Bunu hangi hukuk devleti mantığıyla açıklayabilirsiniz? Bu durum olsa olsa, diktatörlüklerde yaşanır.


Bugünkü kavganın özü bu ülkeyi kim yönetecek noktasıdır. AKP dolaysıyla Recep Tayyip Erdoğan mı, yoksa adım adım bu iktidar döneminde devlete yuvalanan Cemaat mı? Bütün sorun budur. Sorun devletin kim tarafından soyulacağı, parselleneceğidir. Kavga, devlet içerisinde  rant kavgasıdır. Bu oyuna bilinçsiz halkımızın alet edilmesidir.


Bütün bunları hukuksal kurallar içerisinde ele alıp eleştirdiğiniz zaman iktidara karşı mı çıkmış oluyorsunuz yoksa bir hukuk devletinin vatandaşlarına tanıdığı eleştiri, haksızlıkları, yolsuzlukları protesto etme ve suç işlemek zannıyla yakalananların adaletin önünde yargılanmalarını, hesap vermelerini istemek mi suçtur? Bir başbakan yargının yerine nasıl kendi iktidarını ya da kendi otoritesini koymaya kalkabilir? Parlamento sadece iktidar gücüne göre parmak kaldırmak ve indirmek yeri midir ya da ülkesinin ilerlemesi, gelişmesi ve vatandaşının refahı için çalışan bir kurum mu olmalıdır?


Başbakan başı sıkıştığı zaman “Milli iradeye saygı” sözcüğünü dilinden hiç düşürmüyor. Kimdir bu milli irade? Neyin nesidir? Yenilir mi, içilir mi? Bu çekişmeye eğitimsiz, işsiz, çaresiz bırakılan ve üç beş kilo makarnaya, yağa, yarım ton oduna kömüre muhtaç bırakılarak; dinci bombardımanla avutulan dolaysıyla oyları için balık gibi yemlenen halk mı?


Kimdir milli irade?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI