Cumhuriyeti Kutlamak ve Federasyonlarımız
Mustafa Sönmez

Cumhuriyeti Kutlamak ve Federasyonlarımız

Bu içerik 296 kez okundu.

Cumhuriyetimizin 91. yılını iki gün sonra kutlayacağız. Bu kutlama ülkemiz Türkiye’de artık son yıllarda eskisi gibi devlet eliyle olmuyor. Devlet yöneten iktidar kutlamadan büyük ölçüde elini ayağını çekmiş durumda sadece ‘resepsiyonlarla’ sınırlı kalıyor. Bu kutlama, bu görev Cumhuriyet’e gönül vermiş sivil toplum örgütelerine düşüyor. İktidar partisi bunu bile fazla bularak sivil toplum örgütleri üzerinde  türlü yıldırma politikaları izliyor.


Ülkeyi yöneten iktidarlar II. Dünya Savaşı sonrası yavaş yavaş, adım adım Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinden uzaklaşmaya başladılar. Bugün gelinen noktada geçmiş yetmiş yılın izleri var. Bugünkü iktidar Cumhuriyeti ortadan kaldırmak için bazen sinsice, bazen açıktan düşüncelerini ortaya koyuyor. Cumhuriyeti yok saymaya doğru atılımları denemeye kalkışabiliyor.


Ulu önder, eşsiz komutan ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti çağdaş uygarlık felsefesi üzerine Osmanlının küllerinden yeniden yaratarak kurdu. Ölümüne kadar da ülkenin kalkınması ve gelişmesi için var gücüyle çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Çünkü, gelişmiş bir Batı karşısında güçlü olmak için tek yolunun çağdaş uygarlığı yakalamak ve kendi ülkemizde uygulamak olduğunu biliyordu. Askeri Liseden itibaren Batı’nın nasıl gelişerek Ortaçağ karanlığını yırtığını, okuyarak, araştırarak ve kendi çevresinde tartışarak çok iyi kavradı. Cumhuriyeti’n temellerini bu durumlardan çıkardığı derslerle sağlam zeminler üzerine kurdu. Ne yazık ki, kendisinden sonrakiler bunu idrak edemedikleri için bugün içinden çıkılmaz bir kargaşanın içerisine itildik.


Türkiye Cumhuriyeti’nin düşünce kökleri 1789’daki Fransız Devrimi’ne dayanır. Ulusçuluk anlayışı ve hareketleri ayakta kalamayan imparatorlukların zamanlarını doldurduğunu göstermiştir. Bunu çok iyi kavrayan Atatürk, Cumhuriyet düşüncesinde o nedenle çok ısrarcı olmuştur. Bunu da başarmıştır. Atatürk ulusçuluğunda ne dar milliyetçilik ne mezhepçilik ne de tarikatçılık anlayışı vardır. Kafatasçı ırkçılığı işin başında reddetmiştir. Bunu anlamayan kafalar, kışkırtmalara kapılmışlar, isyan etmişler ve cezalarını da çekmişlerdir.


Cumhuriyet demek, ‘Tam Bağımsızlık’ felsefesi ile Cumhuriyet aydınlanmasının özü demektir. Cumhuriyetin amacı saygın bir devlet felsefesiyle Batı’yla başbaşa mücadele edebilecek çağdaş kafaları yetiştirek, sonsuza kadar yaşamaktır.  Bu nedenledir ki, “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz” diyerek gençliğe emanet etmiştir.


Atatürk demek, Cumhuriyet demek, Cumhuriyet demek Atatürk demektir. İkisinin ortak adı ise; “KEMALİZM”dir. Bu ülkenin yolunu aydınlatan, mihenk taşıdır.


İsveç’te Türkiye’den 1965’lerden itibaren gelen insanlarımızın 1970’li yıllarda kurdukları “İşçi ve Kültür Dernekleri” daha sonra federasyonunu ortaya çıkarmıştır. 1977 yılında İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu kurulmuş ve bugün Türklerin çeşitli adlar altında kurdukları federasyon sayısı onu bulmuştur. İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu 1977 ile 1998 yılları arasında çok önemli çalışmalara imza atmıştır. Bugün ise, işlevsiz bir konumdadır. Diğerleri de bundan farksız değillerdir.


Cumhuriyeti biz gökte bulmadık ya da yaldızlı tepsiler içerisinde biz sunulmadı. Biz Cumhuriyeti çok zor ve çetin bir savaştan sonra yoktan var ettik. Büyük bir bedel ödedik. Bu nedenle Cumhuriyet, görmezden gelinecek, yok sayabileceğimiz bir devlet yönetim biçimi değildir. Aynı zamanda devletimizin adıdır; "Türkiye Cumhuriyeti". Cumhuriyet, bu ülke topraklarının her milimetre karesinde ninelerimizin, dedelerimizin kanlarıyla sulanarak yeşermiş, Türk ulusunun çağdaş uygarlık yolunda attığı her adımın adıdır. Türk insanını yeniden yaratmanın aracıdır. Bu nedenle dünyanın neresinde olursak olalım, Türkün olduğu her yerde adına yaraşır bir biçimde kutlanmalıdır.


Federasyonlar devletten üye ve dernek sayıları göz önünde bulundurularak belli yardımlar almaktadırlar. Bu bağlamda bakacak olursak; federasyonlarımız ben şu kadar üyeye sahibim ve şu kadar derneğim var demesini bilerek yardım almasını da biliyorlar ama kendilerinin varlık nedeni olan “Cumhuriyeti” kutlamak akıllarına gelmiyor. Federasyonlar halkın sırtından itibar kazanmak için kurulan örgütler değillerdir. Halkın her türlü sorunlarını belli kurumlara ileten, çözülmesi için çabalar harcayan, bilinçli çalışmalarının yürütüldüğü kurumlardır. Halkının, üyelerinin her türlü kültürel gereksinimlerini yerine getiren, ulusal ve dinsel günleri coşkuyla kutlanmasına öncülük ettikleri örgütlerdir.


Federasyonlar, kendilerinin dışında kalan diğer sivil toplum örgütleriyle bir platform oluşturarak, ortaklaşa ‘Cumhuriyeti’mizi kutlayamayacak kadar acz içerisinde midirler? Öyle ise, kapılarına kilitlerin vurulma zamanı gelmiş demektir. İsveç hükümeti’nin hoş görüsünü sövüşlemenin bir anlamı yoktur. Buradan federasyonların üye derneklerine ve üyelerine sesleniyorum; ya federasyonlarınızı iş üretmeye, çalışmaya zorlayın ya da kapanması için elinizden geleni, üzerinize düşeni yapın...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI