İSVEÇ’TE CHP ÖRGÜTÜNÜ KURMAK
Mustafa Sönmez

İSVEÇ’TE CHP ÖRGÜTÜNÜ KURMAK

Bu içerik 336 kez okundu.

CHP Türkiye’de tarihe mal olmuş ve devlet kuran bir partinin adıdır. Kurtuluş Savaşı’nda oluşturulan Anadolu ve Rumeli Müdaffaa-i Hukuk Cemiyeti, Kurtuluş’tan sonra Halk Fırkası ve 1924 yılında başına Cumhuriyet sözcüğü eklenerek Cumhuriyet Halk Fırkası ve nihayet 1935 yılında 4. Kongrede Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır. Köklü gelenekleri ve ilkeleri olan bir partidir. Parti değişen çağın ve toplumun beklentilerine ilkelerinden ödünler vermeden yanıtlar arayan, çözümler üreten bir parti olarak damgasını vurmuştur.


Ne yazık ki, CHP 12 Eylül 1980 sendromunu ve sonrası içerisine düştüğü açmazdan bir türlü kendisini kurtaramamaktadır. Dolaysıyla da günümüzde türlü iç sorunlarıyla uğraşmaktan ülke yönetiminde etkili olamamakta ve böyle devam ederse hem ülke sorunlarını hem de çağını ıskalayacaktır.


Stockholm 29 Ekim ile 20 Kasım arasında iki tane CHP ağır topuna konukluk etti. Biri CHP eski Grup Başkan Vekili ve kongre başkan adayı Muharrem İnce ve diğeri Genel Sekreteri Gürsel Tekin. Stockholm’da yaşayan bizler de CHP’ye iki farklı açıdan bakmak ve değerlendirmek fırsatını bulduk. Gürsel Tekin’i kimlerin ne amaçla davet ettiği tam anlaşılmazken, kardeş parti olarak kabul ettikleri İsveç Sosyaldemokrat İşçi Partisi’nde sıradan kişilerle görüşmesini doğrusu bir Genel Sekreter için yadırgamadık dersek doğru olmaz.


Gelelim İsveç’te CHP’yle direk bağlantılı bir yan örgüt kurmak sorununa. Elbette yurtdışında Türk vatandaşlarına oy hakkı tanınması Türkiye’deki siyasi partilerin Türklerin bulundukları dünya ülkelerinde örgütlenebilecekleri anlamına geliyor. Buna kaçınılmaz olarak sosyo-kültürel ve siyasal bir olgu olarak bakmak gerekiyor. Benim amacım bunu eleştirmek ya da yanlış bulmak değil. Benim amacım ortaya çıkacak örgütlenmelerin yapısı, izleyeceği yol ve yöntem biçimidir. Bu örgütleri kuracak kişi ve kişilerin o siyasi örgütlerin dış örgütlenme kadrolarıyla oluşturabilecekleri uzlaşmalarının nasıl gerçekleştirilebileceği gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Bir siyasi partinin yurtdışı yan örgütü neden kurulmalıdır, sorusu üzerinde çok fazlasıyla düşünmek ve ona göre karar vermek kaçınılmazdır. Kurucu kadroların oradaki konumları, kişisel nitelikleri, siyasi ortamla bağları ve toplumla ilişkileri son derece önemlidir. 


İleri demokrasiye sahip olan İsveç gibi bir ülkede başka bir ülkenin bir siyasi partinin yan örgütünü kurmak ve yürütmek sanıldığı kadar kolay değildir. Adına ister İsveç CHP, ister İsveç CHP Birliği deyin bu kural değişmez. İleri demokrasileri, siyasi oluşumlar; doğru, dürüst, bilimden, hukuktan hele hele ülke ve insan haklarından yana olan, bunlar için mücadele eden kendini geliştirmiş beyinler ister. Biz Türkler arasında her zaman dilimize pelesenk ettiğimiz bir söz vardır;  “Hele bir kuralım ya da başlayalım arkası gelir!” sözüdür. İşin özü ya da felsefesi hiçbir zaman böyle değildir. Bir siyasi örgüte bağlı birlik oluşturmak herşeyden önce bilgi, disiplin; çalışma gücü ve iş, düşünce üretimi ister. Yeni düşüncelerin üretilip yaygınlaştırılmasında, halkla kurulacak diyaloglarda ikna gücüne sahip kadroların önemi yadsınamaz. Bu bağlamda nitelik mi yoksa nicelik mi daha önemlidir ya da ön planda olmalıdır?


1960’lı yılların ortalarında Konya’nın Kulu ilçesinden, Bolu, Nevşehir – Ürgüp bölgelerinden başlayan kitlesel işgücü akımı İsveç’te Sosyaldemokrat parti iktidarıyla karşılaştı. 1990’lara kadar bu partinin refah devleti merkezli sosyal politikalarından ve 1986 yılında öldürülen Sosyaldemokrat Başbakan Olof Palme’nin göçmenleri koruyucu politikalarından fazlasıyla memnun kaldılar. Bu nedenle oylarını büyük bir çoğunlukla bu partiden yana kullandılar. Olof Palme hayranlığı onun öldürülmesinden sonra da sürdü. Kulu ilçesinde onun adını taşıyan ana cadde, park ve çok sayıda işyeri adı vardır.


Bu durum aileler tarafından kendi çocuklarına siyasi bilinç olarak aktarılamadı. Çocuklar siyasi yaşamın içerisine çekilemedi. Dolaysıyla siyasette yer alan az sayıda işçi çocukları biraz kendi çabaları ya da diğer arkadaş grubu yönlendirmeleriyle siyasi yaşamın içerisinde yer aldılar. Günümüz koşullarında aileler çocuklarını bilinçli olarak hem eğitime hem de sosyal yaşam içerisinde siyasete yönlendirmeye özen göstermelidirler. Çünkü yaşam tek yönlü yol değildir. Yaşam çok yönlü ve çok bilinmeyenli bir denklem gibidir. Yetişen kuşakların toplumsal yaşam içerisinde farklı biçimlerde, farklı becerilerle yetiştirilmesi kaçınılmaz bir durumdur. Burada da en büyük görev ailelere ve çağdaş değerleri göz önünde bulunduran sivil toplum örgütlerine düşmektedir.


İsveç’te kurulacak Türkiye kökenli siyasi örgütlenmelerin yaşananılan ülkelerde vatandaşlarımız arasında kin, nefret ve düşmanlıklara yol açmadan yaşama geçirilmelidir. içerisinde yaşanılan ülkelerin sorunları ve bizlere yansımaları konusunda da siyasi çözümler üretmeye ve bu konuda birlik, bütünlük sağlamaya yardımcı olmalıdır. Eğer bunlar göz önünde bulundurulmazsa, kaybeden o ülkelerde yaşayan göçmen kökenli insanlar ve onların çocukları olacaktır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI