İSVEÇ’TE HÜKÜMET KRİZİ Mİ?
Mustafa Sönmez

İSVEÇ’TE HÜKÜMET KRİZİ Mİ?

Bu içerik 270 kez okundu.

Yazımın başında hemen şunu belirtmeliyim ki, Sosyaldemokrat Başbakan Stefan Löfven’in aldığı erken seçim kararı beni hiç şaşırtmadı. Çünkü, 14 Eylül seçimlerinden sonra ortaya çıkan tablo İsveç’i zor günlerin beklediğinin bir habercisi gibiydi. Aradan geçen 81 gün içerisinde yaşanan olaylar, ortaya çıkan gelişmeler birşeylerin yerli yerinde gitmediğine işaret ediyordu. Seçimlerde beklenmedik bir biçimde oylarını artıran ırkçı İsveç Demokratları’nın kurulacak hükümetler için bir kabus olacağı belliydi. İster sağ blok, isterse sol blok hükümetler olsun aralarında bir uzlaşma sağlayamadıkları süre içerisinde ırkçıların kendileriyle kedi fare rolü oynayacaklarını bilmeleri gerekiyordu.


Dünyanın neresinde olursa olsun ırkçıların popülist bir politikayla toplumun zayıf kesimlerinin ve yeni seçme hakkını elde etmiş seçmenlerinin hoşlarına gidecek söylemlerle oy toplayacaklarının hesap edilmesi gereken önemli bir noktaydı. 14 Eylül seçimlerinde ırkçıların dışındaki siyasi partiler, bu söylemleri çürütebilecek ya da  en azından asgariye indirgeyebilecek söylemlerle kamuoyunu rahatlatmaları kaçınılmaz bir gerçek olarak ortada duruyordu. Fakat siyasi partiler bunu görmemezlikten gelmeyi ya da hafife almayı yeğlediler. Bu durumdan kazançlı çıkan ırkçı parti oldu.


Irkçı parti İsveç Demokratları yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı söylemleriyle ve bir de yaşlıların sorunlarına gerçekçi olmayan yaklaşımlarıyla büyük oy topladılar. Özellikle Ortadoğu’da yaşananlar, İslam adına gerçekleştirilen terör eylemleri ve İsveç’e mülteci akımı en önemli silahları oldu. En büyük oy kayması da sağ parti seçmenlerinde ortaya çıktı. Ilımlı muhafazakar partinin lideri ve başbakan olan Fredrik Reinfeldt’in İsveç halkının mültecilere gönüllerini açmaları yönündeki söylemleri bu parti seçmenini ürküterek ırkçılara oy vermelerine neden oldu.


Sosyaldemokratlar seçim süresince yürüttükleri seçim politikalarıyla kendi tabanına ve ilk kez oy kullanacak olan seçmenlere fazla güven vermedi. Oylarını hem Feminist İnisiyatif hareketine hem de diğer partilere kaptırdı. Bir de, Sosyaldemokratlar son dört yılda kendi iç sorunlarıyla uğraşmaktan seçimlere yeterince hazırlanamadıkları gerçeği vardı. Parti başkanlığı sorunuyla fazlasıyla uğraşan Sosyaldemokratlar seçimlere az bir zaman kala bu sorunu sendika kökenli Stefan Löfven ile çözmeyi başardılar ama bu seçimleri kazanmalarına yetmedi. Stefan Löfven seçim süresince ve özellikle TV düellolarında sağ blok karşısında yetersiz kaldı. Hükümete Sol partiyi almamakla birtakım çevrelere yaranma politikası da ayrıca yanlış bir değerlendirme olarak akıllarda kalacak cinstendi.


İsveç’te bütçe ve hükümet krizine sağ blok bile bile lades dedi. Eski başbakanlardan ve geçen sekiz yıllık sağ hükümette Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten dünyaca tanınan sima Carl Bildt, tweet hesabından aynı akşam eninde sonunda İsveç’te ve İsveç politikasında bir kaos yaşanacağını bilindiğini dillendirerek, “Bu kaos önceden geldi. Bu ülke için en iyisi oldu” yorumunu yapıyor ki, bu sağ politikacıların düşündüklerini en iyi bir biçimde özetliyor. Irkçı parti ise bu krizden en iyi bir biçimde karlı çıkacağını umarak muhalefetin bütçesine onay verdiğini ortaya koyuyor. Geçici parti başkanı Mattias Karlsson “Hükümetin düşmesiyle ilgili gelişmeler konusunda kararı seçmenlerin yapılacak erken seçimde vereceklerini” yorumunu yapıyor. Bütün bunlar gösteriyor ki, sağ blok yeni seçim ortamından çok şeyler bekliyor.


Sosyaldemokrat azınlık hükümetinin neden bir erken genel seçim istediği tam olarak anlaşılmış değil. Başbakan Stefan Löfven, her ne kadar sağ blokla anlaşmanın zamanını geçtiğini ve boşa zaman harcamak olduğuna inansa da, yeni seçim sol bloka ne kazandıracak pek belli değil.


Başbakan Stefan Lofven bütçe yenilgisi sonrası biraz da duygu yüklü olarak yaptığı açıklamada: “Ben seçildiğim günden beri ülkem için her türlü yükü omuzlamaya, sorumluluğu yüklenmeye hazır olduğumu söyledim. Söz verdiğim gibi sorumluluğumu devam ettireceğim. 20 Aralık tarihinde, 22 Mart 2015 tarihinde yapılacak erken seçim için kararımı açıklayacağım. İsveç Demokratlarının ülkemizin nasıl yönetileceğini bize dikte ettirmesine izin vermeyeceğim. Biz bir hükümetiz ve hükümetin bir başbakanı var, ülkemizin menfaatleri için çalışıyoruz” dedi. Bu söylem kendisini kurtaracak mı, bilinmez.


İsveç yeni seçimle siyasal krizden çıkacak mı, yoksa ırkçıların daha da pençesine mi düşecek hep birlikte tanık olacağız?


Not: İsveç 1958 yılında ATP – emeklilik (çalışan çeşitli gruplar için genel emelilik) için halk oylaması sonrası hükümet istifa ederek ülke erken seçime gitti.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI