Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 29 Mart 2015, Pazar 20:05:05 tarihinde eklendi. 752 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TÜRKİYE’DE MİLLETVEKİLİ OLMAK - Mustafa Sönmez

TÜRKİYE’DE MİLLETVEKİLİ OLMAK

Sevgili okurlar, elimden geldiğince bu köşede Türkiye gündemine dair yazmamaya özen göstermeye gayret ediyorum. Çünkü Türkiye’den iki tane kalemleri güçlü dostumuz bu sayfalarda yazıyorlar. Ellerine sağlık. Fakat ben her iki ülkenin  genel yapısını da (31 yıl Türkiye’de ve 31 yıl da İsveç’te) yakından tanıyorum. Türkiye’de genel seçimlere fazla bir zaman kalmadı. Milletvekili olabilmek için insanlarda hangi parti olursa olsun korkunç bir yarış ve çekişme var. Acaba neden?..

Türkiye’de milletvekilliğine aday olan insanları bu derece harekete geçiren şey nedir ya da ne olabilir? Ülke, memleket sevgisi ya da vatandaşına, halkına hizmet aşkı mıdır? Sizce ne olabilir? 31 yıldır içerisinde yaşadığım ülke olan İsveç’te böyle bir durumla hiç karşılaşmadım. Partiler bazen başkan bulmakta güçlüklerle karşılaşıyorlar. İnsanlar parti başkanı olmaktan kaçıyorlar ve birtakım bahanelerin arkasına sığınıyorlar. Ülkem Türkiye’de bir anket yapılsa 18 yaş üzeri nüfusun hepsi de hemen bir partide başkan olmak ister. Bu şaşırtıcı bir paradoks değil mi? Bunu tarihsel ya da kültürel farklılıklarla açıklayabilir miyiz? Bence hayır!.. Bunun bir ussal nedeni olmalı, diye düşünüyorum. Ne olabilir diye de kafa yormaya, beyin jimnastiği yapmaya çalışıyorum. Buyurun sizler de deneyin...

Günboyu Türkiye basınını okumaya çalışıyorum. Türkiye’nin köklü ve Atatürk’ün kurduğu CHP’nin (Cumhuriyet Halk Partisi) Genel Başkanı İzmir’den ön seçime girerken kimi adaylarını kontenjan adı altında seçilebilecek yerlere yerleştirmesini de anlamak olanaklı değil. Örneğin geçen seçimde kontentajdan İstanbul’dan aday yapılarak seçilen ve bugün Genel Başkan yardımcılarından biri olan Sezgin Tanrıkulu gene kontenjandan aday gösteriliyor. Bu kişinin dört yıl boyunca CHP’ye bir artı getirdiğine inanmayanlardanım. Sezgin Tanrıkulu neden Diyarbakır’dan ön seçime girmez ve oradan aday olmaz. Mademki, oralı ve seçime de oradan girsin ve CHP’ye oy getirsin. Benim vatandaşımın hazır oylarımın üzerine konmasın. Bilmem yanılıyor muyum?..

Bugün Türkiye’de milletvekilliği bir arpalık durumuna dönüştürüldü. Milletvekili ve yakınlarına tanınan sınırsız haklar, milletvekili maaşlarının toplumun kazancının oldukça üzerinde olası belki milletvekili olma hevesini kamçılıyor olabilir ama, milletvekili olmanın sorumluluğunu hiç kimse sorgulamıyor. Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk, kendisi milletvekili maaşlarının ne kadar olmasını soranlara, “Öğretmenlerin maaşını geçmesin” yanıtını veriyor. Bugün milletvekili maaşları öğretmenlerin 10 katını geçti. Milletvekili çocuklarının kanun tanımazlıkları da ayrı bir tartışma konusu olabilecek boyutlardadır ama, kimsenin dikkatini çekmiyor. Her zaman duyduğumuz o meşhur söz, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”, ben bilsem ne olur, bilmesem ne olur. Gerçekten sen kimsin? Hangi soyun bilmem nesisin?.. Babanın hangi düzenbazlıklarla milletvekili olduğunu, sen hiç düşündün mü?

Evet Türkiye’de milletvekili olmak bir ranta dönüştürüldü. Meclis’te kendileriyle ilgili kanunlar saniyeler içerisinde geçerken, emekçilerle ilgili olanlar saatlerce sürüyor. Emekçiye sekiz yüz Türk Lirasını layık görenler, deveyi hamuduyla götürüyorlar. Arkasından da timsah göz yaşları döküyorlar. Aldığımız maaş bize yetmiyor diye!.. Bre, insaf demekten kendimizi kurtaramıyoruz. Bugünkü milletvekili olmanın arkasında da yatan sorun budur. Ayrıcalıklara sahip olmak, kendisini kurtarmak... Ya değilse, onca harcanan paraların bir önemi olmalıdır, diye düşünüyorum.

Bir ülkenin parlamentosu da, siyasi partilerde, milletvekilleri de demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Fakat, buraya her türlü kaygılarından uzak hem ülkesini hem de vatandaşlarını düşünen ehil insanların seçilmesi gerekmektedir. Bugün bu özelliklere sahip kaçan tane milletvekili vardır? Öyle olsaydı, ihaleler ve kendi çıkar hesapları peşinde koşanların olmaması gerekiyordu. Daha düne kadar hiçbir şeyi olmayan başbakanların milyarlarla hesaplanabilecek olan mal varlıkları nereden geliyor? Çocuklarının hızla yükselişi nasıl açıklanabilir?..

Bir de bir de üzerinde düşünülmesi gereken bir başka konuda, İsveç’te sosyaldemokrat olup hatta o partiden defalarca milletvekili adayı olarak ortaya çıkan kişinin, Türkiye’de AKP kontenjanından aday olmaya çalışmasıdır. Bu kişinin bilgisel konumu da ayrıca tartışma konusu olabilir. Buradaki hak etmediği pozisyonunu kullanarak aday olması aymazlığın ta kendisidir. İnsanları kendince aptal yerine koymaktır. Özellikle de bu kişiyi sosyaldemokrat görüp peşinden gidenlerin çok ama çok düşünmesi gerekmektedir.  Bu arada CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ve ona kılavuzluk edenlere de arz olunur...

Evet, Türkiye’de milletvekilliği ayağa düştü (hak edenleri bundan tenzih ediyorum). Ülkemize ve vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun...

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com