Yaklaşan Seçimler ve Aydınlanmacıların Şaşkınlığı
Günay Güner

Yaklaşan Seçimler ve Aydınlanmacıların Şaşkınlığı

Bu içerik 356 kez okundu.

Yaşamsal önemde olduğuna büyük ölçüde katıl​dığım 7 Haziran seçimine az zaman kaldı. Şu ana değin yaşadıklarımız "sol", "sosyal demokrat", "toplumcu", "aydınlanmacı" siyaset odaklarında, seçmeninde onlarca yıldır gözlenen us dışılığın sonlanacak gibi olmadığını gösteriyor. (Kavramları çift tırnak arasına almam verdiğim büyük önemden değil, bu kavramların hakkını veren, gereğini yerine getiren uygulamaları görmemektendir.)

Gerçekten de mantığa, usa olabildiğince uzak durmak, sözde duygulara, önyargılara tutsak olmak çabası hiç eksik değil.

(En azından bu satırların yazarı için -baraj sorunu bir yana- gönülden oy verebileceği hiçbir parti bulunmamaktadır. Elli bir yaşında olmasına karşın gönülden oy verebildiği bir seçim de anımsamamaktadır.) 


Ana muhalefet partisinden başlayalım, şu günlerde % 9 oranı üzerinden dillendirilen Atatürkçü, aydınlanmacı, cumhuriyet değerlerine bilinçle bağlı kesimi kaçırmak, saygısızca kovmak adına ne gerekirse yaptı şimdi ise “Aman akıllı olun CHP’ye oy verin” demektedir. (Kovma atakları saymakla bitmez ya şimdi sıralamak gereksiz, bilen biliyor).


Diğer “yeni” partiye geçelim. Bu % 9’un şimdilik bağlandığı söylenebilecek bu parti ise “kumar” oynatma eğiliminde; barajı geçememesi durumunda (daha önce de yazdık) bu % 9 olduğu gibi AKP’ye kayıtlanacak! Bu partinin diğer yanlışlarını, siyasa çarpıklıklarını bir yana bırakıyorum.


Şimdi bunu biri açıklasın lütfen! En güçlü dayanakların bulunduğu dönemde bu yapılacak iş midir? Bunun neresi ussal (akılcı) siyasettir?


“CHP Atatürkçü değil! Atatürk’te birleşmiyorlar.” Bu savla birlikte AKP ile CHP arasında ayrım olmadığı savı da aymazca dillendiriliyor. Aymazca, çünkü en sıradan ama nesnel bakışlı kişi bile bilir ki tüm yanlış ve eksiklerine karşın CHP kadrosu AKP’den milyon kat birikimlidir, dürüsttür, onurludur. Eğer “aynıdır” savı siyasal inanmışlık adına söyleniyorsa yanlıştır; bilerek siyasal manevra adına söyleniyorsa çirkindir, dar kadroculuktur, yurtseverlikten uzaktır.

Atatürkçülükten yola çıktıklarını, en Atatürkçü olduklarını bildirenler, Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’dan önceki dönemde, İstanbul’da ne yaptığını sanırlar? Güvendiği, güveneceği kişilerle iletişime geçmeye çalışırken bir yan dan da Meclisi Mebusanı değerlendirmeye, oradaki siyasal kanatları olabildiğince kullanamaya, bu kesimlerle güç birliği kurmaya çalışmadı mı? Öyleyse soru şu: Meclisi Mebusan devrimci bir kamutay (meclis) mıydı? (Bu önemli dönemi tarih kitaplarından, giderek romanlardan, özellikle Hasan İzzettin Dinamo’nun “Kutsal İsyan”ından öğrenmek olanaklıdır.)


Gelin de Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın, o değerli Öğretmenin ikinci cumhuriyetçi sürüsü için yönelttiği çarpıcı yaklaşımları toplumun tümü için de düşünmeyin…


Deyim yerindeyse “koymaca us”la sözde düşünmek eğilimi her kesimde var. Bir daha yazıyoruz; “Siyaset yaşamsaldır, siyaset her zaman duyguyla yapılmaz, çoğu zaman usla, mantıkla yapılır.” Ülkede insanlar açken, yanlış siyasetin özrü, bağışlaması olmaz.


Var olan koşullarda usçu tavır kesinlikle CHP’ye oy vermeyi gerektirmektedir! İzlemden (strateji), siyasadan, dünya çözümlemesinden, gündemin ve geleceğin yakıcılığından, matematikten, aritmetikten, mantıktan biraz olsun anlıyorsak yapılacak iş budur! Gerisi, kusura bakacak baksın ama gericiliğe hizmettir!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI