STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 20 Nisan 2015, Pazartesi 13:57:01 tarihinde eklendi. 646 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Biraz Siyaset, Biraz Felsefe… Üst Kimlik, Alt Kimlik, Vatandaşlık ve Yenidünya Bölüm - 1 -

Biraz Siyaset, Biraz Felsefe… Üst Kimlik, Alt Kimlik, Vatandaşlık ve Yenidünya Bölüm - 1

Bir insan kendini nasıl tanımlar ya da diğer insanlar veya kurumlar onu nasıl tanımlar. Arkadaşlarımız bizi adımız ve soyadımızla tanımlar, birçok kurum bizi bir numarayla tanımlar; sosyal güvenlik numarası, vatandaşlık numarası, üye numarası, kurum sicil numarası gibi.

İnsanların iş birliği ve iş bölümünü keşfetmesi ile başlayan “toplu yaşam” gelişen dünya içinde devlet dediğimiz kurumların oluşmasına ve o devlet egemenliği altında yaşayan bireyler için vatandaş kelimesi ile tanımlanan ve kendilerine bir takım hakların tanınması ve aynı zamanda bir takım sorumlulukların yüklenmesi ile oluşturulan bağ ile bir arada yaşadıkları bir toplum modeli oluşmasına neden olmuştur.


Ben bu yazımda devletin tanımı nedir, milletin tanımı nedir, bir topluluğun millet olabilmesi için neler gerekir gibi konulara girmeyeceğim. Çünkü bunlar yüzlerce yıl tartışıldı ve bugün gelinen noktada aslında bana göre önemini de yitirdi.


İlkel toplumlarda insanlar kimliklerini kabileleri ile tanımlarlardı. Bir birey o kabiledendi, o kabileden evlenir ve doğan çocuk da o kabileden olurdu. Farklı kabilden biriyle evlense ne olurdu peki? Kabileler döneminde ve günümüzde modern toplumlarda aynı şekilde yaklaşarak bazı toplumlarda aidiyetin ya babadan çocuğa geçtiği kabul edilir, bazı toplumlarda ise anadan çocuğa geçtiği kabul edilir. Aslında çocuk aynı çocuktur ama bir topluma ait olması gerektiği için bir kural konmalı ve ona bu kural empoze edilmelidir.


İnsanların topluma aidiyet duymaları, devletin bekası için en önemli unsurdur. Dolayısıyla bir devletin vatandaşlarını bir arada tutması için onların o devlete karşı aidiyet duygusu beslemeleri gerekir. Kabileler döneminde bu aidiyeti sağlamak çok kolaydı çünkü kabileler tamamen kapalı toplumlardı. Kabileye aidiyet duymanın dışında bir alternatif yoktu.


Bu gün “dünya üzerinde kaç devlet vardır” sorusunun bir tek cevabı yoktur değişik kaynaklar göre 184 ile 222 arasında değişen sayıda devletin varlığı kabul edilmekte. Birleşmiş Milletlere kayıtlı devlet sayısı 171 olup; Andorra, Tayvan, Kiribati, Kuzey ve Güney Kore, Liechtenstein, Monako, Nauru, San Marino, İsviçre, Tongo, Tuvalu ve Vatikan Birleşmiş Milletlere üye değillerdir.


Peki, Dünya üzerinde neden bu kadar sayıda devlet var sorusuna cevap ararsak; ilk faktör yönetsel olarak bölümlenmeye ihtiyaç duyulmasıdır. Bundan yirmi otuz yıl öncesine kadar dünyanın tek bir devlet olarak örgütlenmesi fikri bir ütopya olarak görülebilirdi. Ancak günümüzde henüz “Dünya Birliği” kurulması yönünde çalışmalar başlamamış olsa da “Avrupa Birliği” ile ilk kıta birliği denenmektedir.


Bu gün herkesin üzerinde uzlaştığı tek bir millet tanımı bulunmamaktadır. Geçmişte devletin temel unsuru “Millet” kavramıydı. Aynı milletten olanlar bir araya gelip bir devlet kurarlardı. Diğer taraftan “Din” kavramı da devletlerin oluşumunda çok önemli yer tutmuştur. İlk devletlerde iktidarın meşruiyeti Din’e dayanırdı. Krallar seçilmiş kişilerdi ve taç giyerken din adamları tarafından kutsanırlardı.


Devlet, bireyleri bir arada tutmak için Etnik ve Dini bağları kullanagelmiş olup halen kullanmaktadır. Bu gün din esaslı devletlerde yaşam dini kurallara göre düzenlenirken diğer yanda “Laik” esaslar dahilinde yasaların yapıldığı ülkeler de bile dini bayramlar ve tatiller mevcuttur. Din ve Etnik kimlik devletlerin tutkalı gibi kullanılmıştır.


Günümüzde, seyahat imkânlarının çoğalması, TV ve internet sayesinde haberleşme hızının çok yükselmesi ve günümüzdeki çok fonksiyonlu cep telefonları sayesinde herkes her şeyden anında haberdar olmaya başladı. Bu bir taraftan haberleşme özgürlüğünün sınırlarını kaldırırken ve sansürlenemeyen özgür bir sosyal medya yaratırken diğer yandan bilgi kirliliğine müsait bir ortama yaratmıştır. Gri propagandaların büyük bir kolaylıkla yapılabileceği, ortaya çıkan bu yeni durum, toplum mühendisleri için tüm araçlara sahip olabilme anlamına gelmektedir.


Devletler kurulurken, bir kurucu iradeden bahsedilir. Bu kurucu irade o devleti kuranların müşterek iradesidir ve kendisini Anayasa dediğimiz metinlerde ifade eder. Anayasalar kurucu irade tarafından oluşturulan toplumsal sözleşmelerdir. Bir bakıma o devletin kurucu iradesinin değişmesini istemediği ve geleceğe miras bırakmak istediği kurallar bütünüdür.


Amerikan Anayasası 1787’de, Fransız Anayasası 1791’de, Alman Anayasası 1871’de, İngiliz Anayasası 1885’de kabul edilmiş olup sınırlı sayıda değişikliğe uğramışlardır. Yapılan değişikliklerin hiçbiri majör değişiklik olmayıp, çoğunlukla insan haklarını genişleten tamamlayıcı değişiklikler olmuşlardır.


Bu dünyada doğan her çocuğun en az diğerleri kadar bu dünyada yaşamaya ve dünya nimetlerinden yararlanmaya hakkı olduğunu düşünüyorum. Etnik kimlik ve ait olunan din doğuştan kazandığımız kimliklerdir, vatandaşlık değiştirme ve din değiştirme imkânları kâğıt üzerinde var gibi gözüküyorsa da vatandaşlık değiştirme ve din değiştirme toplumda ihmal edilebilir oranda çok az sayıdadır.


Artık 19. Ve 20. Yüzyılların ulus devletleri tehdit altındadır. Ulus devletler genelde halk egemenliğine dayanan meşrutiyetler ve cumhuriyetler şeklinde örgütlenmişlerdir. Ulus devletleri diğer ulus devletleri karşı devletler olarak gösterip (yani düşmanı tanımlayıp) kendi vatandaşlarını bir arada tutmuşlardır.


Emperyalizm dünya üzerinde şekil değiştirerek hep var olmaya devam etmiştir. Önceleri doğrudan işgal uygulamaları varken, bu yerini vali atamaya bırakmış. Gelişen şartlar içinde vali atamak yerine bağlı rejimler kurmak şeklinde yeni bir model olmuş. Yine değişen şartlar içinde bağlı rejimlerin getirdiği yükümlülüklerden de kurtulmak için paktlar oluşturulup kurulan bu pakt üzerinden ülkeler kontrol altında tutulurken yenidünya düzeninde paktların ortadan kalkması ve/veya anlamını yitirmesi sonucu bu kontrol, Dünya Bankası, IMF, Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar, toplum mühendislerinin medya aracılığıyla yarattığı harikalar ve ülke içinde iktidara taşınan uyumlu ülke yöneticileri aracılığıyla sağlanmaya çalışılmaktadır.


Emperyalizmin yeni aracı mikro milliyetçilik ve mezhep çatışmalarıdır. Globalleşen bu dünyada toplumları ne kadar çok alt kimliklere bölerseler o derece bir araya gelmekten doğan sinerjiyi ortadan kaldıracaklardır. Ülkeler birbiriyle kavgalı, vatandaşlar birbiriyle kavgalıyken dünyanın patronları “Küreselleşme” adını verdiğimiz yeni yönetim şeklini dünya üzerinde yerleştirecekler. Devletlerin yerini şirketlerin aldığı, her şeyin özelleştiği, kamu kavramının ortadan kalktığı ve dolayısıyla kamu yararından bahsetmeye gerek kalınmayan saf kapitalizmin hüküm süreceği yenidünya düzenine geçiş hazırlıkları son hız devam ediyor.


Ben, bu yenidünya düzenine geçilebileceğine inanmıyorum, mutlaka büyük bir mücadele olacak ancak saf kapitalizm hüküm süremeyecektir. Fiziksel alem, dualite üzerine kurulmuştur, aydınlık-karanlık, güçlü-zayıf, güzel-çirkin vb. Her şey aynı zamanda zıttını içinde barındırır; yin ve yang gibi. Evren hep dengeye koşmaktadır, dengenin bozulduğu noktalarda evren devreye girmekte ve ilahi düzen elini uzatıp dengeyi yeniden oturtmaktadır.


Ben Dünya Patronlarının “Küreselleşme” hayallerinin, onların beklentilerinin tam tersine bir sonuç vereceğini, saf kapitalizmi kurmanın hiçbir zaman mümkün olamayacağını ve tüm dünyada yaşayan bireylerin aydınlanacağını, toplumsal uyanış neticesinde hakça paylaşımı esas alan yeni küresel değerleri birlikte oluşturacaklarını ve kapitalizm sonrası, aydınlanma çağı toplumunun yeni yönetim şeklini birlikte oluşturacaklarına inanıyorum. Kapitalizm dünya üzerinde bıraktığı büyük tahribatlarla tarihteki yerini alacaktır. İnsan haklarının kutsal sayıldığı, ahlaki değerlerin ön planda olduğu, birey odaklı, yaşama hakkına saygı duyulan yeni küresel değerlerle yönetilecek Yenidünya’ya bugünden sıcak bir hoş geldin diyorum.

Yazdır Paylaş
Diğer Yazıları
isvecpostasi.com