Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 17 Mayıs 2015, Pazar 20:00:51 tarihinde eklendi. 767 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kıymet Bilmek ve Şükretmek Üzerine... - Vedat Erenoğlu

Kıymet Bilmek ve Şükretmek Üzerine...

Bir şeyin kıymetinin bilmek ve sahip olduklarımız için şükretmek dünyanın en zor işlerinden biridir. Hepimizin başına gelmiştir, bir yazının çıktısını almışızdır, sayfaları birbirine iliştirmek için zımbayı elimize aldığımızda fark ederiz ki teli bitmiş. Telin bittiğini ancak zımba lazım olduğunda ve onu kullanmak istediğimizde anlarız. Sevdiğimiz insanların değerlerini onları kaybettiğimizde fark ederiz. Mevcut halimizden aslında memnun olduğumuzu ancak mevcut şartlar istemediğimiz yönde geliştiğinde fark ederiz.

Sahip olduklarımızın farkında olmak için onları kaybetmeyi beklemeye gerek var mı? Sabah uyandığımızda görebildiğimiz, işitebildiğimiz, yürüyebildiğimiz için binlerce kez şükretmemiz gerekmez mi? Evet gerekir, ancak bunu yapamayız. Aslında herkesin bunu yapmasını beklemek de haksızlık olur. İnsanoğlu hayat denen ilerlediği uzun ince yolda sonucunu bilemediği binlerce şeyin endişesini sırtında taşırken maalesef şükretmek aklına gelmez. Hayatından her gün her fırsatta şikayet eden birisi bir trafik kazasından sağ çıktığında hayatta kaldığı için kim bilir kaç kez şükreder.

O halde kıymet bilme hali ve şükretme duygusu, yoksunlukta ve şok halinde ortaya çıkmaktadır. Bir şeylerin kıymetini yeniden fark etmek istiyorsak sahip olduklarımız için şükran duymamız gerektiğini hatırlamak istiyorsak tek yol yoksunluk hali ve şoku suni olarak kendimizin yaratmasıdır. Mevcut cep telefonunu beğenmeyen ve üst modelini almak için size sürekli baskı yapan çocuğunuzun telefonunu ondan tamamen aldığınızda aslında o mevcut telefonunun dan ne kadar memnun olduğunu hatırlayacaktır. Kıymet bilme ve şükretmenin önündeki en büyük engel açgözlülüktür. Açgözlülük içimizde her zaman var olan bir dürtüdür; üst modelin bir alt modelle arasındaki farklılık oluşturan özelliklerini hiç kullanmayacağımızı bilmemize rağmen bizi üst modeli almaya iten saik nedir? En iyisine sahip olma dürtüsü, kendini en iyisine sahip olarak onurlandırma arzusudur. Son model arabayı kullanmaktan çok ona sahip olmak bizleri çok mutlu eder. O nedenledir ki arada teknolojik çok büyük farklılıklar olmamasına rağmen aldığımız son model araba daha bir yaşına basmadan yeni model bir araba almanın dayanılmaz dürtüsü ruhumuzu ele geçirmeye başlar.

O zaman unutmamız lazım gelen şeyler var;

Her sene sahip olduğumuz tüm elektronik eşyaların yeni modelleri çıkıyor ve çıkmaya devam edecek.

Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.

Kaz gelen yerden, tavuk esirgenmez.

Elindekinin kıymetini fark eden ve şükreden insan mutluluk hisseder.

Elinde olamayanın peşinde koşan kendini mutsuz hisseder.

Kıymet bilmek ve şükretmek öğrenilebilir mi? Ya da sonradan kazanılabilir mi? Her şeyden önce bu kazanımların aile içinde verilmesi gerektiğini hatırlatmam gerekiyor. Aileler çocuklarına bu evrende bir hiç olduklarını hissettirmezlerse çocukları varlığın ne demek olduğunu hiçbir zaman bilemezler. Ailelere düşen çocuklarına yokluğu ve varlığı bir arada yaşatıp ikisinin de anlamını ve önemini öğretmektir. Bu fiziksel alem dualite üzerine kurulmuştur. Siyah - beyaz, güzel - çirkin, soğuk - sıcak vb. Bütün kavramalar, dualiteden faydalanılarak göreceli olarak tanımlayabilme üzerine kurgulanmıştır. Yani bu fiziksel alemde her şey, zıttı ile anlam kazanır. Zıttı olmayan bir şeyin tek başına anlamı yoktur. Çirkini bilmeyen güzeli bilemez, karanlığı bilmeyen aydınlığı bilemez. Aynı şekilde yokluğu bilmeyen de varlığı bilemez ve şükredemez.

Varlığı bilmek ve şükretmek istiyorsak kendimize yokluğu suni olarak yaşatmalıyız, o zaman varlığın kıymetini bir kez daha fark eder ve şükrederiz…

Yokluklardan uzak, bollukların kıymetinin bilindiği, hakça paylaşımın var olduğu bir dünyada hep beraber yaşamak dileğiyle....

Yazdır Paylaş
Diğer Vedat Erenoğlu Yazıları
isvecpostasi.com