Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 31 Mayıs 2015, Pazar 17:13:26 tarihinde eklendi. 906 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

En İyi Yönetim Şekli Nedir? - Para ve Kapitalizm - Vedat Erenoğlu

En İyi Yönetim Şekli Nedir? - Para ve Kapitalizm

Cevaplanması gereken doğru soru bu mudur acaba? Bu satırları okuyan birçoğunun elbette ki “Demokrasi” dediğini duyar gibiyim. Cevaplamamız gereken temel soru “En iyi yönetim şekli nedir?” ya da “İnsanlar en iyi şekilde nasıl yönetilir?” soruları mıdır acaba?

Bu soruya cevap vermeden önce insanların yönetilme ihtiyacı nasıl ortaya çıkmıştır sorusunun cevabını bulmaya çalışalım. Önceleri insanoğlu, avcılık ve toplayıcılık yaptığı tüm ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığı bir dünyada yaşıyordu. Daha sonra takas etmeyi öğrendi ve zamanla iş bölümü ve iş birliğini keşfetti. İşte bu noktada temel bir sorun ortaya çıktı iş birliği sonucu birlikte üretilenlerle iş bölümü sonucu farklı kişiler tarafından üretilenlerin nasıl paylaşılacağı. Paylaşımın yönetimi ihtiyacı, iktidarı doğurdu. Temel olarak iktidar aygıtının görevi paylaşımı yönetmektir.


Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi kuramını aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz;
 

  1. Temel İhtiyaçlar

 

  1. Fizyolojik İhtiyaçlar (Su, yemek, barınma, uyku gibi bedenin varlığını sürdürebilmesi için gereken ihtiyaçlardır.)
     
  2. Güvenlik İhtiyacı (Fiziksel ya da psikolojik zararlardan koruyan ihtiyaçlarla ilgilidir.)
     
  3. Ait olma – Sevilme ihtiyacı (Bir gruba ait olma hissi, sosyal statü kazanma, insanlar tarafından kabul edilme, benimsenme, sevme, sevilme gibi sosyal ihtiyaçlardır.)
     
  4. Saygı – Saygınlık İhtiyacı (Takdir edilme, tanınma, statü ve başarı kazanma, saygı görme gibi ihtiyaçlardan oluşmaktadır.)
     
  5. Üst Düzey İhtiyaçlar
     

            Bilme – Anlama İhtiyacı (Kendi içinde olsun, toplumda olsun, çevrede olsun, olup biten olayları daha iyi bilme ve anlama ihtiyacıdır.)
 

  • Estetik İhtiyacı (Sanatı anlama, zevke alma, bireyin kendi yaratıcılığını kullanma ihtiyacı estetik ihtiyaçlardır.)
     
  • Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı (Bireyin doğuştan getirdiği potansiyelleri tam olarak gerçekleştirebilmesi ve kullanabilmesidir. Bireyin kendi yeteneklerini kullanarak istediği hedefi gerçekleştirebilmesidir.
     

İnsanoğlunun evrendeki tüm çabası yukarıdaki hiyerarşik sıraya göre ihtiyaçlarını karşılamak üzerinedir. Bir alt seviyedeki ihtiyaç karşılanmadan bir üst seviyedeki ihtiyaç doğmamaktadır. Dolayısıyla bireyin iktidarı elinde tutan devlet aygıtından beklentisi Devlet’in bireyin yukarıdaki ihtiyaçlarını karşılayacağı bir düzeni kurması ve idame ettirmesidir. Devlet bir ekonomik model oluşturmak ve bu modele göre bireylerin ihtiyaçlarını karşılamasını regüle etmeli ve paylaşımı yönetmelidir.
 

Bir ekonomik model en az aşağıdaki sorulara cevap vermelidir;
 

  1.               Neler Üretilmelidir? Bu ilk soru, tüketim mallarından ve yatırım mallarından ne kadar üretileceği, ne kadarını devletin, ne kadarını özel sektörün üreteceği, devletin ne kadar kamusal mal üreteceği hususlarını kapsar.
     
  2.               Mal ve hizmetler nasıl üretilecek? Bu ikinci soru, hangi üretim tekniğinin kullanılacağı hususu ile ilgilidir.
     
  3.              Mal ve hizmetler kim için üretilecektir? Bu son soru, ekonomideki üretimin bireyler tarafından nasıl paylaşılacağına ilişkindir.
     

Her devlet, gelenek, görenek ve siyasi yapılarına göre bir ekonomik model benimser ve oluşturduklar çerçevede davranış biçimi sergilerler.


Bireyin doğada ihtiyaçlarını karşılamasını yani bireyler ihtiyaçlarını karşılarken üretimin ve paylaşımın regüle edilmesi gerekmektedir. Devlet, bunu yasalar aracılığıyla ifa eder.


Devlet, anayasa, yasalar, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler, tebliğler ile gerek üretimi ve gerekse paylaşımı en ince detayına kadar düzenler.


Usulüne uygun şekilde çıkarılan bir yasa ile bir düzenleme yasal olma statüsü kazanır. Ancak yasal olmanın yanında en önemli hususlardan birisi de meşruiyet kavramıdır. Bir düzenleme yasal olmakla birlikte , toplumu oluşturan bireylerin genelinde doğru olduğuna dair bir inanç yoksa meşruiyet kazanamaz. Yasal olarak uygulansa da toplumun algısında bir çok sıkıntılar doğurur.


Gerek üretimin ve gerekse paylaşımın yönetilebilmesi için bir takas aygıtına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç “Para” kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Para başlangıçta basit düzeyde takas aracıyken, zamanla alım gücünü stoklamaya yarayan tasarruf aracı olmuştur. Para ilk defa M.Ö. 2000’li yıllarda Lidyalılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bir takas aracı olarak Para’ya değerini sağlayan ona duyulan inançtır. Günümüzde merkez bankasının bastığı bir kağıt banknot on altı kuruşa mal olmaktadır. Basım değeri on altı kuruş olan bir kağıda merkez bankası iki yüz Türk Lirası yazdı diye yurdumuzda yaşayan tüm insanlar bir takas aygıtı olarak bu kağıt parçasının değerini iki yüz Türk Lirası kabul etmektedir. Paranın takas vasıtası olarak kullanılması ve üzerinde yazan değerin herkes tarafından kabul edilmesi ona duyulan inanç ile ile ilgilidir.


İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesine yakın 1944’te ABD’nin küçük bir kasabası olan Bretton Woods’da toplanan Birleşmiş Milletler Para ve Finans konferansında Bretton Woods sistemi’nin kabul edilmiştir. Bu sistem ile bağımsız ulus-devletlerin kendi aralarında ortak bir parasal düzen üzerinde anlaşmışlardır. Altına dönüştürülebilen tek para biriminin dolar olmasına, diğer para birimlerinin değerlerinin de dolara göre ayarlanmasına karar verilmiştir. Anlaşmaya katılan ve parasını altına dönüştürülebilir yapmayı kabul eden her ülkenin parasının değeri dolara göre saptanmıştır. Anlaşma ile 1 ons altın = 35 dolar ya da 1 dolar 0,88867 gr. altın olarak belirlenmiş ve ABD dış talep olduğunda doları bu paritesi üzerinden altına çevirmeyi kabul etmiştir. Tüm para birimlerinin dolara endeksli olması zamanla piyasalarda gerilim oluşturmuş ve 1971’de ABD’nin doları altına endekslemekten vazgeçtiğini açıklamasıyla sistem çökmüştür. O zamana kadar doları altın karşılığı basan ABD o zamandan sonra karşılıksız dolar basmaya başlamış ve hâlâ da buna devam ediyor. Elektronik bankacılığın gelişmesiyle birlikte artık Para sayısal bir veriye, Para Transferi de bir sinyale dönüşmüştür. Bu gün Para kavramının karşılığı sadece ve sadece insanların bilinçsiz bir şekilde inanmaları ve alışkanlıktır.


Para kapitalist sistemin en kutsal aygıtıdır. Kapitalist sistem mülkiyeti kutsar, kapitalizm ve onun sevimli hale getirilmiş uygulaması olan liberalizmin egemen olduğu ülkelerde mülkiyete karşı işlenmiş tüm suçlar ağır şekilde cezalandırılır. Aslında bu bir paradokstur, mülkiyete karşı işlenen suçları doğuran nedenler listesinin en üstünde bulunan neden Kapitalizmin kendisidir.


Parayı takas aygıtı olmaktan çıkran, ona tasarruf aygıtı görevini yükleyen kapitalizmdir. Kapitalizm sayesinde korkunç servet birikimleri gerçekleştirilmiş ve dünya üzerindeki gelir dağılımındaki trajik boyuttaki adaletsizlikler doğmuştur.


En başa dönersek Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki bireysel ihtiyaçların karşılanabilmesi için, iş birliği ve iş bölümü ile yapılan üretim ve bu üretim sonucunda paylaşımın yapılabilmesi için takas aygıtı olarak ortaya “Para” çıkmıştı.


Paranın olmadığı takas kültürünün egemen bir ekonomide tüketim mallarının depolanması sorunu vardır. Bir birey çok çalışıp çok üretse ve bu ürettiklerini takas ederek ihtiyaç duyduğu mallara fazla fazla sahip olsa bunları depolama ihtiyacı doğacaktır. Fiziksel bir mekana ihtiyaç duyacaktır, fiziksel mekanın koşullarının tüm bu malları çürümeden bozulmadan muhafaza etmeye elverişli olması gerekecektir, deponun dış etkenlere ve üçüncü şahıslara karşı güvenliğinin sağlanması gerekecektir. Pratikte bireyin haftalık ya da aylık bazı ürünlerde belki bir senelik ihtiyacını stoklayabilme imkanı olabilecektir. Ancak paranın icadı ve kapitalist sistem başka bir kavramı ortaya çıkardı; tasarruf yani alım gücünün stoklanabilmesi ve istendiği zaman kullanılması.


Bu gün dünyanın en zengin iki kişisi olan Carlos Slim ile Bill Gates’in servetleri sırasıyla 73 Milyar Dolar ve 67 Milyar Dolardır. (Kaynak Wikipedia)


Uluslararası Para Fonun 2011 yılı verilerine göre kişi başı ortalama gelir; Lüksemburg 113,533 USD, Katar 97,967 USD, Norveç 96,591 USD, İsveç 61,098 USD, Amerika Birleşik Devletleri 48,147 USD, Türkiye 10,576 USDdir.


Bu rakamlar listeden seçtiğim bazı örneklerdir ve bu rakamların ışığında 70 Milyar USD birikimi olan bir bir birey parasını hiç işletmezse hiç bir faiz almazsa enflasyonun olmadığı, ortalama insan ömrünü 85 yıl olduğu bir ortam kabul edersek;


Lüksemburg’da 616,343 yıl, 7,251 nesil,


İsveç’te 1,145,700 yıl, 13,478 nesil,


Amerika Birleşik Devletlerin’de 1,453880 yıl, 17,104 nesil,


Türkiye’de 6,618,759 yıl, 77,867 nesil yetecek kadar bir servet birikimi söz konusudur. Bu gün özellikle Afrika’da geri kalmış ülkelerde açlıktan insanlar ölürken ve açlık sınırının altında yaşayan onca insan varken paranın icadı ve kapitalist sistemin geliştirilmesinin amacı bu tip birikimlerin oluşturulması değildi ya da olmamalıydı. Kapitalist sistem ya da onun sevimlileştirilmiş hali olan Liberalizm bugün gelir dağılımında adaleti, bireylerin daha iyi bir dünyada yaşamasını sağlayamamıştır. Arz ve talep eğrilerinin kesiştiği noktada fiyatın oluştuğu Serbest Piyasa Ekonomisinde var olduğu varsayılan sihirli el bugüne kadar görevini yapamamış ve sınıfta kalmıştır. Kapitalizmin en vahşi uygulamalarının var olduğu ABD gibi ülkelerde devlet piyasaya müdahale etmek zorunda kalmıştır. Bugün kapitalizm sonrası ekonomik modellerin düşünsel yapıda ortaya çıktığı ve tartışılmaya başlandığı bir sürecin içindeyiz. Kapitalizm sonrası yeni model bir şekilde oluşacaktır, ama oluşan model yeni sorunlar mı getirecek yoksa sorunlarımı çözecek onu zaman gösterecek. Söylenebilecek tek şey var; yeni model oluşturulurken dünya üzerindeki paylaşımda adaleti sağlayan, daha çok insanı ve hatta mümkünse tüm insanları mutlu edecek, en azından mutu etmeyi hedefleyecek bir bakış açısıyla yola çıkmak lazım...

Yazdır Paylaş
Diğer Vedat Erenoğlu Yazıları
isvecpostasi.com