STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 08 Haziran 2015, Pazartesi 11:27:36 tarihinde eklendi. 609 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Düşüncelilik, Fedakârlık, Mutlu Olmak ve Mutlu Etmek Üzerine -

Düşüncelilik, Fedakârlık, Mutlu Olmak ve Mutlu Etmek Üzerine

Toplu halde yaşayan insanlar sosyal varlıklardır. Birbiriyle kesişen sosyal çevreler içinde yaşarlar; aile, akrabalar, iş arkadaşları, arkadaşlar ve dostlar. Tüm bu çevreler içinde karşılıklı bir iletişim söz konusudur. İnsanoğlu sevgi dolu bir varlıktır; sevmek ve sevilmek onu için su gibi bir ihtiyaçtır. O sevdiği insanları düşünür, onlara yardımcı olmaya çalışır, sorunlarını çözmeye çalışır, onları mutlu etmeye çalışır. Bazen karşısındaki insandan talep gelmediği halde harekete geçer ve onun için bir şeyler yapar, beklediği tek ödül karşısındaki insanın göz bebeğindeki parıltı, dudaklarındaki hafif bir tebessümdür.

Hayat ozan Âşık Veysel'in tanımladığı gibi "Uzun İnce Bir Yol" dur. İnsanlar bu yolda ilerlerken ruhani varlıklar olduklarını tamamen unutup bu fiziksel alemdeki engellere, kısıtlamalara, ve yetersizliklere odaklanmışlardır. İnsanoğlu hep sonucu bilmek ister. Sonucu bilemediği zaman bir endişe içini kaplar. İnsanoğlu kimi zaman yüksek kimi zaman hafif ama sürekli bir endişe içinde bu uzun ince yolda ilerlemeye devam eder. Ama bazı özel anlar vardır ki bu endişeden kurtulur ve içini sevinç kaplar. İşte mutluluk dediğimiz kavram insanoğlunun endişeden kurtulduğu içinin sevinç dolduğu özel anlardır. Endişe sürekli ve kalıcıdır ancak mutluluk geçici ve anlıktır. İnsanoğlu hep mutluluğun peşinde koşar ya da en azından koştuğunu düşünür. Fakat endişe o kadar baskın çıkar ki ona mutluluğu yaşamayı hep erteletir.

Hepimiz sevdiklerimizin iyiliğini düşünürüz, onların iyi, başarılı, sağlıklı ve mutlu olmasını arzularız. Onlar için bir şeyler yapmak isteriz; bazen bir hediye, bazen de onun yerine bir şeyler yapmak gibi. Çoğu zaman hevesimiz kursağımızda kalır; görmeyi beklediğimiz göz bebeğinde ki pırıltı ve dudaklarında ki tebessüm asla gelmez. İşte o an fedakarlık yaptığımız halde karşılığını bulmadığımızı düşünürüz. Oysa biz karşılık bekleyerek yapmamıştık, sadece onu mutlu görmek için yapmıştık. İşte beklediğimiz karşılık "onu mutlu görmek". Evet, aslında biz bir karşılık bekliyoruz.

"İnsanları mutlu etmek istiyorsanız onlara istediklerini verin" cümlesi benim icin hayatta bir düstur oldu. Hiç ihtiyacı olmadığı ve iki gün kullandıktan sonra bir kenara bırakıp unutacağı ve benzerinden üç tanesine sahip olduğu bir oyuncağı yeğenime hediye ettiğimde mutlu olduğunu gördüm. Ama yeğenime, ihtiyacı olduğu okul çantasını hediye eden başka bir akrabasının hediyesine, yeğenimin hiç sevinmediğini gördüm.

Mutluluk bilinçli bir an değildir, insanoğlu bilinçli bir şekilde mutlu olamaz. İnsanoğlu aklını kullanarak kendini mutlu edemez. Mutluluk bilinçsiz bir duygu patlamasıdır ve genelde insanların irrasyonel isteklerinin yerine geldiği anlarda ortaya çıkar. Bu söylediklerimden "Mutlu olmak istiyorsan aklını kullanmayacaksın" gibi bir sonuç çıkarmanızı hedeflemiyorum. Mutluğun bilinçsiz bir an olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Mutluluk, insanlarda alkol ya da uyuşturucu gibi gerçeklikten kopma hissi yaratır; uzun ince yolda ilerlerken sonucunu bilmediği bir sürü şey için sırtında taşıdığı endişeleri unuttuğu, bu fiziksel âlemin gerçekliğinden koptuğu o özel andır.

Birini mutlu etmek istiyorsanız empati yapın, onun o an ulaşamadığı ama ulaşmayı çok istediği bir sonucu mümkün kılın. Bunu yaparken bu sonuca ne kadar ihtiyacı olup olmadığını kendi değer yargılarınızla ölçümlemeyin. Sadece yapın ve sonucu gözlemleyin. Karşı tarafı mutlu etmek için çoğu zaman çok büyük fedakârlıklar yapmanıza da gerek yoktur. Sadece empati yapıp onu mutlu edecekler listesinden sizin için yapılması en kolay olanı seçin ve yapın; hepsi bu, bu kadar basit.

Yazdır Paylaş
Diğer Yazıları
isvecpostasi.com