STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 13 Haziran 2015, Cumartesi 23:50:33 tarihinde eklendi. 593 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kültürün Gelecek Nesillere Aktarılabilmesi İçin Muhafaza Edilmesi Problemi ve Teknolojik Etkenler Üzerine -

Kültürün Gelecek Nesillere Aktarılabilmesi İçin Muhafaza Edilmesi Problemi ve Teknolojik Etkenler Üzerine

Türk Dil Kurumu sözlüğünde Kültür, “Toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü.” şeklinde tanımlanmaktadır. Bireyin bir topluluğa aidiyet duygusu ile bağlanabilmesi için olmazsa olmaz koşul müşterek kültürdür. Kültürün unsurlarını; dil, inanç, gelenek ve görenek, sanat, dünya görüşü ve tarih olarak sıralayabiliriz.

Kültürün bir nesilden diğer bir nesle aktarılmasının birinci yolu sözel aktarımdır. Bireylerin çocuklarına ve dahi torunlarına ağızdan ağza kültürlerini aktarmalardır. Bu yolun uygulanması kolaydır ancak aktarılanların değişime uğraması riski vardır. Bu risk ne kadar büyük olsa da en çok uygulanan yöntemdir. Diğer bir yöntem sanat eserleriyle kültürün aktarılmasıdır ki; bu sanat eseri bir resim, bir heykel, bir anıt, bir ibadethane, bir kütüphane, bir bina, bir el örmesi olabildiği gibi çoğu zaman yazılı bir eserdir.

Önceleri papirüse ve kağıda el yazmaları varken sonraları matbaanın icadıyla basılı kitaplar ortaya çıktı. Gerek sanat eserlerinin ve gerekse kitapların fiziksel muhafazaları güç olduğu için bunların bir çoğu zaman içinde zarar görmüş ve hatta yok olmuştur. Bunun farkına varan insanlar koleksiyonculuğa başlamış ve bu merak müzeciliğin gelişmesi ve günümüz çağdaş müzelerin oluşmasına kadar sürmüştür. Müzelerdeki eserleri görmek için müzelere fiziksel olarak gitmemiz gerekmekte ve/veya o eserle ilgili yazılmış bir kitabı okumamız gerekmektedir.

Çok değil bundan kırk yıl öncesine kadar haberleşmede mektup ve telgraf kullandığımız bir dönemden günümüz teknolojisinin getirdiği iletişim imkanlarına kavuşmuş bulunmaktayız. Başlangıçta hayatımıza elektronik posta olarak giren değişim, zamanla mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya ve sosyal paylaşım siteleri ve bunların mobil uygulamalarla cep telefonlarımıza entegre olmaları insanlar arasındaki iletişimi eş zamanlı ve yoğun hacimli bir boyuta taşımıştır. Kırk yıl öncesinde 10 - 15 kelimeyi geçmeyen telgraf iletişiminin yerini bugün eş zamanlı olarak yüzlerce resmin ya da 1,5 saat uzunluğunda bir videonun kolayca paylaşılabildiği, üstelik aynı anda yüzlerce ve binlerce kişiye ve hatta tüm dünyaya ulaşılabildiği internet ortamı almış durumdadır.

Dünya üzerindeki kaynakların sayısal ortama elektronik kitap olarak aktarılmaya başlandığı bir zamandayız. Bu güne kadar insanoğlunun yaratmış olduğu eserlerin sayısal formata dönüştürülmesi on yıllarca sürecektir. Anacak bu dönüştürme sürecine yakın geçmişten başlandığına ve artık yeni üretilen eserlerin kağıt baskılarının yanı sıra elektronik kitap olarak üretildiğine, uygun fiyata internet üzerinden satın alınabildiğine ve bununla yetinilmeyip bu kitapların İngilizce “audiobook” olarak isimlendirilen sesli kitap diyebileceğimiz formatta da üretildiklerine şahit oluyoruz. Elektronik kitapları ve sesli kitapları sadece bilgisayarlarımızda okuyup dinlemiyoruz aynı zamanda cep telefonlarımıza yüklediğimiz küçük uygulamalarla cep telefonundan da okuyup dinleyebiliyoruz.

Çok yakında var olan müzelerin sanal versiyonlarının internette yer alacağına inanıyorum. Sanal müze turlarını, günün herhangi bir saatinde kredi kartımızla yine internet üzerinden gerçekleştireceğimiz bir ödemeyle yapabileceğimize inanıyorum.

Kültürümüzün gelecek nesillere aktarılabilmesi için çağın ve teknolojinin getirdiği yeniliklere bizim de ayak uydurmamız lazım. Yakın geçmişten başlamak üzere mevcut eserlerin elektronik kitaplara dönüştürülmesi için ilgili kurumların devreye girmesi gerekmektedir. Bundan sora üretilecek eserlerin de kağıt baskı dışında elektronik kitap ve hatta sesli kitap olarak üretilmesini teşvik edecek tedbirlerin alınması lazımdır. Gerek müzelerde bulunan ve gerekse doğada yer alan tüm tarihi ve sanat eserlerinin fotoğraf ve videolarının sayısal formatlarda saklanması ve sanal müzelerimizin internette yerini alması için tedbirler alınmalıdır.

Eskiden bir şeyin nasıl yapıldığını merak ettiğimizde o konuda bir kitap alırdık ve kitaptan öğrenmeye çalışırdık, şayet kitap resimli bir kitapsa daha faydalı olurdu. Teknolojik gelişmeyle birlikte kitap almak yerine internetten bu kaynaklara ulaşmak çok daha kolay oldu hem de bir çoğu ücretsiz olarak insanlık yararına sunulmakta. Özellikle son üç - dört yılda resimli ve yazılı kaynakların yanına video kaynaklar da eklendi. Youtube gibi web siteleri üzerinden paylaşılan videolarla insanlar birbirine yardımcı olmaktadırlar. Yeni çıkan bir cep telefonun, çıktığının ertesi günü ve çoğu zaman piyasaya çıkmadan önce kritiğinin yapıldığı videolara ulaşmak çok mümkün olmakta. Teknolojik gelişimi ve değişimi genelde toplumdaki talepler yönlendirdiğinden, gelecekte resim ve yazı içeren kaynakların varlığını mutlaka bir şekilde sürdüreceğini kabul etsek de video kaynakların gelecekte çok yoğun talep göreceği ve dolayısıyla çok üretileceğini kabul etmek gerekir.

Bilgiye ulaşım teknolojileri de gün geçtikçe farklı bir boyuta ulaşmaktadır. İlk arama motorları dosya ismi, web sitesi isminde arama yaparken daha sonraları anahtar kelimelerde arama yapmaya başladılar. Bugün bir arama motoruyla arama yaptığımızda arama motoru internette var olan tüm siteler ve dokümanlar içinde arama yapıp, ilgili olma sırasına göre sonuçları bize getirmektedir. Aynı arama motorları yapay zeka programları sayesinde girdiğimiz web siteleri ve geçmişte yaptığımız aramaları göz önüne alarak yaptığımız yeni aramaları özelleştirmekte ve kişiye özel bir sıralamayla sonuçları listelemektedir.

Günümüzde bilim adamları ses tanıma, ve yüz tanıma teknolojilerini geliştirmekle ilgili olarak çok yoğun bir çaba içindeler. Ses tanıma teknolojileri pratikte söylediğimizin elektronik ortamda yazıya dönüştürülmesi ya da tam tersi yazılı bir metnin elektronik aygıt tarafından sesli olarak bize iletilmesini sağlayabileceği gibi, bilgisayar cep telefonu ve gelecekte binlerce elektronik aygıta sözlü komut verebilmemizi ve sözlü geri bildirim alabilmemizi sağlayacaktır.

Yüz tanıma teknolojileri yüz tanımanın ötesine geçerek obje tanıma teknolojisine dönüşmektedir. Bu gün cep telefonunuza yükleyeceğiniz küçük bir uygulamayla resmini çektiğiniz objeyi arama motorunda aratabilmekte o objeyle ilgili tüm bilgilere ulaşabilmektesiniz.

Arama motorları çok yakında her türlü dosya formatında arama yapabilecek hale geleceklerdir. İster yazılı, ister sesli ve isterse resim olarak verdiğiniz girdiyi arama motorları internette var olan tüm metin, resim ve video kaynaklarda arayacak ve size bunların tümünün listesini getirecektir.

Kültürümüzü koruyabilmenin yolu bu aramalarda sonuç listesinde yer alabilecek metin, resim ve videoların sayısal formatta internette var olabilmelerini sağlayabilmektir. Gelişen teknolojiye ayak uyduramayan kültürler maalesef tarihte kaybolmuş diğer kültürlerin yanında yer alıp yok olacaklardır. Bir yerden başlamak lazım.

Yazdır Paylaş
Diğer Yazıları
isvecpostasi.com