STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 24 Haziran 2015, Çarşamba 04:18:06 tarihinde eklendi. 1609 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İSVEÇ DEMOKRASİSİ VE İSVEÇLİLER!.. - Mustafa Sönmez

İSVEÇ DEMOKRASİSİ VE İSVEÇLİLER!..

İsveç demokrasi konusunda ender, eşi benzeri görülmemiş ülkelerinin başında gelir. Bu nedenle de oldukça önemli ve olağanüstü bir ülkedir. Bu ülke benim ikinci vatanım olma özelliğine de sahiptir. İsveç halkı demokrasiyi çok sever, denileblir ki, onlar demokrasi içinde değil de, demokrasi onların içinde doğmuştur. Latinler bu konuda onların yanında pabuç çıkaramazlar. Hani demokrasinin beşiği olarak eski Yunan şehir devletlerini biliriz ya, hiç de öyle değil. Tarih bu konuda gerçekten  yanılıyor, asil demokrasi Vikinglerin ülkesinde yani dünyanın ortası kabul edilen Asgård’da ortaya çıkmış, uygulama alanını Valhall salonunda bulmuştur.

İsveçliler bu nedenle demokrasiyi kavramını kimseye bırakmazlar ya da bırakmak istemezler. Ona çok çoook sıkı sıkıya bağlıdırlar!.. Öyle bir bağlıdırlar ki, buna aşırı tutku ya da demokrasi aşkı dense, eski Yunanlılar hasetlerinden çat diye ortadan ikiye ayrılırlar... Hitler’e beddualar okur ya da hakaretler yağdırlar da, Hitler’i göklere çıkaran İsveç’teki gösterileri bilmemezlikten gelirler. Hitlerden kaçan Baltık göçmenlerini geldikleri gibi ilkel kayıklarıyla geri yollayıp, Baltık Denizi’nde boğulmalarına gözyaşı dökerlerler.. Bu arada Hitler’in İsveç Merkez Bankası’na yolladığı Yahudi kalıp kalıp altınlarının yansıttığı ışıklar altında dans etmeği çok severler...

Açıkçası, ben de aşığım, bu İsveçlilerin demokrasi anlayışına!.. Yanlış hatırlamıyorsam, 1986 yılında göçmenlere verilen bir seminerde, konuşmacı Doç. Dr. olacaktı, “Burada yani İsveç’te rahat yaşamak istiyorsanız, sakın İsveç demokrasi’sini eleştirmeyin” uyarısında bulunmuştu. O zaman ne demek istediğini doğrusu pek anlayamamıştım. Biraz da tuhaf karşılamıştım. Ne demek yani “ İsveç Demokrasi”si eleştirilemez mi?.. İmdi çok çooook iyi anlıyorum: “İsveç demokrasi”sinin ne anlama geldiğini...

Gelin, yavaştan söz aramızda ucundan bucağından “İsveç demokrasi”ne bir parmak atalım mı?..  Bir düşünün, İsveç polisi kaç tane demokrasi adına insan öldürdü? Bunu biliyor muyuz? Elbette doğru değil, İsveç’te demokrasi var. Böyle bir şey olmaz, olsa olsa polis filmlerinde olur?.. Öyle, değil mi? Haklısınız... Bu polis filmlerinin konusu...

İsveç’te demokrasi var!.. Herkes düşüncesi gereği, her türlü görünen ya da görünmeyen sosyal, siyasal, sportif  çalışmayı yapabilir. Bunu aysberg gibi görünen yüzünü kurumlara gösterebilir ve ekonomik yardımı kapabilir... Ya değilse, başka türlü İsveç’ten IŞİD adına savaşmak için giden dört yüz gencin heyecanını nasıl açıklayabilirsiniz?..

İsveç Ulusal İstibarat Teşkilatı (SÄPO), PKK’yi hâlâ terör örgütü statüsünde görüyor mu, görmüyor mu? Elbette, listesinde terör örgütü gözüküyor... Peki, bu örgütün şimdiye kadar yaptıkları konusunda ne yaptı? Ne önlemler aldı? Topladığı harçlara göz yumdu mu, “Gençlik Kampları” adı altındaki Arboga kamplarını görmezden geldi mi? Onun  siyasi kolu olan Kürt partilerine İsveç’in kucak açmasına sesini çıkardı mı? Sözkonusu olduğu zaman MHP’yi faşist, Türk ırkçısı milliyetçi olarak görenlere, HDP’nin terörist PKK’nin siyasi kolu, aynı kefede olan Kürt ırkçısı, faşist  milliyetçi örgüt olduğunu  siyasilerin kulaklarına fısıldadı  mı? Kürt ırkçılarını İsveç Parlamentosu’nda ağırlanmasına sesini çıkardı mı?

Eeee, bunlara  ne denebilir ki, İsveç, olağanüstü, görkemli demokrasiye sahip bir ülke... Sözde ezilen azınlıklarda (halklarda) ırkçılık olmaz, olsa olsa gençlerinden perşmerge olur...

Bir de kendilerini Stand Upp’çı  olarak gösteren bayağı (adi) eleştirel konuşmaları ve hareketleriyle İsveçlileri mest eden Ortadoğu göçmen kökenli sözde sanatçılar var ki, onlara aykırı söz etmek, İsveç demokrasi’sine hakaret etmekle eşdeğerlidir... Örneğin son yıllarda İsveçlilerin büyük rağbet gösterdikleri Türkiye kökenli  Kürt bir Özz Nûjen var ki, bizim Cem Yılmaz onun yanında halt etmiş... Bu kişinin özelliği İsveçlilerin kulağına hoş gelecek sözcüklerden oluşan bir menü hazırlaması ve araya soykırıma uğramış Sözde Ermenilerin, Süryanilerin acılarını serpiştirmesini... Dolaysıyla tarihi ters yüz eden söylemler ileri sürmesi... Hani biz de bir söz vardır:“Kim takar Yalova Kaymakamı”nı diye... İsveçliler de tarih de ne ola ki, havasında ağızları kulaklarında bu kişin bayat şakalarıyla dört köşe salonlardan ayrılıyorlar... VE, biz Türklere beddualar okuyorlar... Acaba Türkiye kökenli Süryanilere kimler zülmetti? Türkler mi, Kürt aşiretleri yani ağalar mı? Sapla samanın birbirine karıştırılmaması gerekiyor... Osmanlı’nın otorite boşluğundan yararlanan Kürt aşiretlerinin I. Dünya Savaşı’nda o bölgelerde oynadığı rolleri tarihçiler tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor ama anlayana...

Sevgili Aziz Nesin, ışıklar içerisinde yatsın... O’nun bir sözü vardır, “Beş Türk biraraya gelse en az dördü şairdir” diye. İsveç’te de, beş Kürt bir araya gelse, en az dördü yazardır. İsveç, nece Kürtleri yazar, şair, gazeteci, panelist, Türkiye ve Ortadoğu uzmanı yapmıştır... Yeter ki, Türkiye’ye, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı ol!.. Baksılar, Murat Kuseyriler, Sakine Madonlar, Demirbağ kardeşler vb. gibi...

İsveç parlamentosunda ayakları olan Süryani/Asuri hareketi epey yol almıştır. İsveç’teki Ermeniler İsveç toplumunda sayısal azınlıklarını bu grubu kullanarak çoğunluk konumuna getirerek, siyasi propagandalarını başarıyla yürütmüşlerdir. 2010 yılında İsveç Meclisi’nin sözde soykırımların (Ermeni, Süryani/Asuri, Keldani, Pontus) kabul edilmesin de önemli rol oynamışlardır. Bugün Sosyaldemokratlar adına Enerji Bakanı olan İbrahim Baylan ve milletvekili  yılmaz Kerimo vbg... ÇevrePartisi / Yeşillerden iki dönem miletvekili, bir dönem grup başkanvekiliği yapan ve bugün Konut ve Şehircilik Bakanı olan Mehmet kaplan karşı oy kullanmaktan imtina etmiş ve 1 oyla sözde soykırım kabul edilmişti. Kürt kadınlarıyla evlenen İsveçliler, bir numaralı Türk düşmanı olurken, İsveç erkekleriyle  evlenen Türk kadınlarının çoğunluğu İsveçlilik oyunu oynamaktadırlar... Çok tuhaf bir durum değil mi?..

İsveç’te çevrilen ve “10 bin Saat” adlı filmde Özz Nûjen karakterini canlandıran kişi “Bay Bengtsson” adıyla marifetlerini sergiliyor. Bir İsveçli gazeteci Özz Nûjen’i Kürt kökenli olarak belirterek, “Bengtsson” adıyla tanımlanmasına karşı çıkıyor ve tanımlamayı ırkçılık olarak yorumlayarak, “ Bir Kürt, Kürt’tür” savını doğal olarak ileri sürüyor.

İlk kez yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız 2014 Cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran 2015, 25. Dönem Milletvekilliği seçimlerinde oy kullandılar. Türkiye’de düşük bir demokrasi anlayışı egemendir. İsveç’teki seçimlerde HDP ve mensuplarına büyük oranda hoşgörüyle yaklaşılmıştır. Eğer, İsveç demokrasisi aynı durumla karşı karşya kalsaydı, HDP’liler seçim çevresi olarak kabul edilen alanda davullu zurnalı, bayraklı gösteri yapabilirler miydi? Başka durumları ise, burada dile getirmeye hiç gerek yoktur.

Elbette, İsveç’te demokrasi vardır ve bunun aksini söylemek safdillilik olur...
 

Yazdır Paylaş
KAAN - 2015-06-24 08:30:37
Libya savaşına İsveç yapımı JAS savaş uçaklarını yollamaya İsveç parlementosundaki sosyal demokrat parti ve eski ismi Komünist Parti olan Sol ( Vänster) Parti nin “EVET!“ dediğini de unutmadık! Vampir bunlar vampirrrrr!rn
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com