Vicdanları sızladı mı?
Mustafa Sönmez

Vicdanları sızladı mı?

Bu içerik 352 kez okundu.

Türkiye çok garip olaylara sahne oluyor. Ülkemizde eylem yapmak suç sayılıyor. Eylemlere katılanlara terörist muamelesi yapıyorlar. İktidar kendisi gibi düşünmeyenleri ya yok sayıyor ya da türlü biçimde korkutmalarla safdışı etmeye çalışıyor. İktidarın yaptıklarını beğenmeyen memurlar işlerini kaybetmeme korkusuyla sessizliği seçiyorlar. Bu durum kimilerinde travmalara, psikolojik sorunlara yol açıyor. Olaylara katılan kimi polisler uyguladıkları şiddeti kabullenmeyerek intihar ediyorler. Kimi psikologlar onlarca tedaviye gelen polislerden söz ediyorlar. Polislerinde psikolojileri bozulmuş durumda. Ama başbakan hergün “temcit pilavı” gibi aynı sözleri yineleyip duruyor. Velhasılı ülkemiz iyiye gitmiyor.
 

Olayların bu boyutlara taşınmasında iktidar ve özellikle başbakan Tayyip Erdoğan’ın takındığı tavır belirleyici rol oynuyor. Başbakan hâlâ kendisini eleştirenlere düşmanca yaklaşma felsefesinden kendisini kurtaramamışa benziyor. Kendisine oy vermeyen % 50’yi potansiyel suçlu olarak görüyor. Bu % 50’nın insan hakları ve can güvenlikleri hiçe sayılıyor. Meydana eli palalı, sopalı beyaz gömlekliler sürülüyor. Bunlara polis göz yumuyor. İtalyan faşisti Mussolini’nin kara gömlekli milislerini taklit eden beyaz gömlekli Erdoğan milisleri...
 

Taksim Gezi Parkı protesto eylemleri başladığı günden bu yana 5 gencimiz polis şiddetinden yaşamını yitirdi. 16 yaşında bir çocuk başına isabet eden gaz fişeğinden beyin kanamasından koma halinde hastanede yatıyor. İçişleri Bakanlığı 700 bin tona yakın gaz kullanıldığını açıklıyor. Polis şiddette sınır tanımıyor. Çünkü ağababaları öyle istiyor. Bu kin nereye varacak ya da ne zamana kadar sürecek? Halkını düşman gören bir başbakan ve polis teşkilatı. İktidar emrine girmiş sözde bağımsız badem bıyıklı valiler ve adaletin çatırdayan temelleri...
 

Eskişehir Anadolu Üniversitesi İngilizce Sınıf Öğretmenliği bölümü 1. Sınıf öğrencisi Ali İsmail Korkmaz,  gazdan kaçarken bu seferde ara sokakta sivil polis ya da elleri sopalı AKP’li beyaz gömlekli milislerin saldırısına uğruyor. Bayıltılıncaya kadar dövülüyor. Gittiği Yunus Emre Devlet Hastanesi Acil Servis doktoru tarafından üstünkörü muayene yapılıyor ve birşeyin yok denilerek ağrı kesiciyle eve yollanıyor. Evde tekrar rahatsızlaşan Ali, gittiği Orhangazi Üniversitesi Hastanesinde 38 gün yaşam mücadelesi veriyor ve 38 günün sonunda pes ediyor. 19 yaşında gencecik bir can daha aramızdan ayrılıyor... Ne diyor koca Yunus Emre, “Genç iken ölenlere / Göğ ekini biçmiş gibi”. Göğ ekinleri biçerseniz bu ülkenin geleceğini yok edersiniz dercesine... Nazım ustanın dediğini de unutmayalım, “Bunlar güzele ve yeşile düşman...”
 

İktidar odaklarına ve dolaysıyla başbakana sormak gerekmez mi? Ali İsmail Korkmaz ve diğer genç canları hangi insan hakları bağlamında yaşamdan kopartıyorsunuz? Bu gençlerin yaşam heyecanları, hayalleri ve kurguladıkları kendilerine özgü bir dünyaları vardı. Özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak için mücadeleye katılmışlardı. 1980 sonrasının apolitikleştirme, susturma ve belli bir kalıba sokma politikalarına artık dur demek istemişlerdi. Ülkenin karanlıklar içerisine sürüklenmesini onurlarına yediremiyorlardı. Yaşamın bıçak sırtında olduğu bir ülke istemiyorlardı. Laik, çağdaş ve sosyal bir hukuk devleti istiyorlardı. Bütün suçları buydu.


Avrupa ülkesinde bir başbakan halkına karşı kışkırtıcı, kin ve nefrete yol açacak demeçler veremez ve gerçekdışı söylemlerde bulunumaz. O başbakan hemen ertesi günü istifasını verir. Ama ülkemizde başbakan uzun süre ve tek başına iktidar olmanın avantajlarından yararlanarak tam bir diktatörlere özgü davranış biçimleriyle kendisi gibi düşünmeyenlere deyim yerindeyse “savaş” açmış durumda. Bunu kabullenmek demokratik bir ülkede hiçbir biçimde benimsenemez. Bir başbakan yine kendisi gibi düşünmeyen halk kesimlerini “terörist”, “çapulcu” gibi sözlerle aşağılayamaz. Bu bir suçtur ve her vatandaş anayasal haklarını kullanarak başbakana karşı “dava açmak”la yükümlüdür.


Polis şiddeti, biber gazı, tazyikli su, gaz bombasına maruz kalarak ölen, yaralanan, gözlerini kaybeden insanların çektikleri acılar ve uğradıkları hak mahrumiyetleri karşısında bugünlerde içinde bulunduğumuz kutsal “Ramazan Ayı”nda acaba başbakan ve taraflarlarının vicdanları sızlıyor mu ya da küçük bir parça dahi olsa sızladı mı?


Bu halk bizim halkımız ve biz, 76 milyon vatandaşız. Demokrasi demek sadece sandık olayı da değildir. Başbakan bunu hiçbir zaman unutmamalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
İSVEÇ’TE, ÖZLEM ERDOĞAN SİGORTA SEKTÖRÜNDE 2019’UN EN İYİSİ SEÇİLDİ
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI
STOCKHOLM’DA CUMHURİYETİMİZİN 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI