STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 19 Ekim 2015, Pazartesi 20:03:34 tarihinde eklendi. 1416 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Önce İnsan, önce birlik, önce Türkiye - Hakan Güner

Önce İnsan, önce birlik, önce Türkiye

Türkiye siyasi partileri, 7 Haziran seçim sonuçlarında kendini ortaya koyan halkın koalisyon (işbirliği) istemi doğrultusunda bir hükümet kuramadı. O nedenle “yenilen güreşci güreşe doymaz” misali tekrar seçime gidiyoruz. Gönül isterdi ki siyasi partilerimiz koalisyon anlayışını içselleştirmiş olsunlar, gerektiğinde işbirliği içinde ortak hedeflerimiz doğrultusunda çalışabilselerdi.

Normali odur ki siyasi partiler vatandaşların bütününün refahını ve temel hak ve hürriyetlerini gözeterek çalışsınlar. Kendisini destekleyenleri ihya edip desteklemeyen yurttaşları dışlayan ve hatta hayat alanını alabildiğine zor koşullar altına iten bir siyasi anlayış elbette koalisyonu kendi yok oluşu (kriz) olarak algılar. Başkanlık sistemi hayalleri kuran, “ben yaptım oldu”cu bir anlayış ve destekçilerinden koalisyon beklemek elbetteki hayaldir ancak ne var ki yeniden seçime gitmek bile bu kişisel hayalleri uğruna halka zulm edenlere karşı demokrasiyi yaşatabilme çabasıdır. Aksi takdirde “muktedirler”in arzuladığı kaos ortamı daha çok taban bulacaktır. Umarız bu tekrar seçim zalimin sırtını mindere yapıştıracaktır. Çünkü bu güzel memleketin zalim, kanunsuz ve yolsuz siyasetçilere gereksinimi yok ve halkımız da artık anlamalıdır ki zalimin arkasında saf tutan kendisine güvence sağlayamaz; eninde sonunda kendisi de bu zulumden payına düşeni alacaktır. Zalimin arkasında saf tutup geride kalan yurtdaşlarının ezilmesine seyirci kalmak ise demokratik ve adil olması öngörülen Türkiye’mizde elbetteki ayrımcılığa ve parçalanmaya hizmet etmektir.

Önce elbetteki insan: Bireyin hak ve özgürlükleri sürekli olarak muktedirlerin tehdidi altındadır. Bireyin düşünce ve kendisini ifade özgürlüğü olmaksızın demokratik bir toplum var olamaz. Bireyin düşüncelerini her şekilde ifade edebilmesi ve haber alma özgürlüğü yeni bir yönetimle güvence altına alınmalıdır. Aksi takdirde birlik olabilmenin önündeki en büyük engeldir. Unutmayalım ki bir bütün olmak, farklılıkların gönüllü ve uyumlu birlikteliği kültürünü edinmekten geçer. Demokrasi kavramıyla uyumlu hale getirilmiş yasalara ters düşmediği durumda her anlayış ve davranış hoşgörü ile algılanmalıdır. Bireysel özgürlüklere tehdit oluşturabilecek davranışlar ve eylemler, devletten de gelse toplumdan da gelse, yasalarla ve yürütmeyle engellenebildiği sürece hoşgörü kültürü de kendisine alan bulur. Yani demokratik bir toplumda yasalar ve yürütme insanı sorumluluk bilincini artırarak özgürleştirmek için vardır.

Önce birlik: Yasa ve yürütmenin(hükümet) güvencesi altında, sorumluluk bilinciyle beraber özgürleşebilen insan(yurttaş) birlik olup bir toplum zekasını oluşturma olanağına sahip olur. Toplumun uluslaşıp, birlik olarak ortak hedeflere yürüyebilmesi ancak özgür insanların oluşturulabildiği toplumlarda mümkün hale gelir, biat ve tapınmanın siyaset sayıldığı toplumlarda ise asla. Biat, inat ve fanatizm kültüründe toplum zekası olmaz ve gelişmeye kapalıdır. Herşey muktedirlerin o günki keyfine bağlıdır. Toplum zekasının yaratılabildiği bir birlik ancak bireysel özgürlüğün ve sorumlulukların bilincinde olan toplumlarda mümkündür. Çağdaş medeniyete yol almayı hedeflemiş bir ulus için toplum zekası ile oluşturulmuş “birlik” kaçınılmazdır.

Önce Türkiye: Toplum zekasına ulaşabilmiş bir ulus elbetteki üzerinde yaşadığı topraklara gözü gibi bakacaktır. Kaynaklarını, koruduğu doğasını hakca paylaşacaktır. Komşuları ile barış içinde yaşayıp kendi topraklarında kurduğu adil düzenle onlara örnek olacaktır.  Yurtta sulh ve cihanda sulh vizyonu ile diğer ülkelerin de kendisi gibi refah ve özgürlükcü ülkeler olması için dayanışma içinde olacaktır.

Bütün sorunların temelinde sevgisizlik, bilgisizlik ve hoşgörü eksikliğinin olduğu bilinciyle CHP önce insan, önce birlik ve önce Türkiye diyor. Çözümün adresi haline gelen CHP ye, bu nedenle oy istemek de haliyle bize düşüyor..

Bütün yurttaşlarımı hangi partiye oy verecek olursa olsun önce insan, önce birlik ve önce Türkiye olmamız gerektiği için oylarını hoşgörü ve sevgiyle kulanmaya davet ediyor, en samimi duygularımla kucaklıyorum.

24 – 25 Ekim’de Kistamässan’da görüşmek umuduyla hoşcakalın.

Hakan Güner
CHP İsveç Birliği Başkanı

Yazdır Paylaş
Diğer Hakan Güner Yazıları
isvecpostasi.com