STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 20 Ekim 2015, Salı 19:38:58 tarihinde eklendi. 729 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TÜRKİYE’NİN SON ŞANSI - Mustafa Sönmez

TÜRKİYE’NİN SON ŞANSI

Türkiye’nin bilinçli olarak sürüklendiği 1Kasım seçimleri ülkenin yazgısını bir ölçüde de geleceğini belirleyecek bir seçim olacaktır. Türkiye son yıllarda hızlı bir biçimde yol ayrımına gitmekte ve bir çıkmaza ya da bataklığa doğru sürüklenmektedir.

Bu seçim ülkemiz için ya bir çıkış yolu bulabilme, yörüngesini düzeltme ya da uçuruma yuvarlanma ortamını yaratacaktır. Diliize pelesenk ettiğimşiz “Görünen köy kılavuz istemez” atasözümüz Türkiye’nin içine düştüğü açmazı tüm gerçekliğiyle ortaya seren bir sözdür.

Bugün ülkemizde gelinen durum AKP hükümetlerinin son 13 yılda sergiledikleri kötü yönetimin bir sonucudur. AKP yönetimi parlak, popülist, halktan biriymiş gibi halkı kandırmaya yönelik tatlı, hoş, gönül okşayıcı sözlerle ve dini çıkar amaçlı kullanarak büyük ölçüde sıradan vatandaşlarımızın oylarını almaktadır. AKP’ye oy verenlerin eğitim durumu incelendiğinde düşük eğitimli insanlarımızın oy verdikleri görülmektedir. Avrupalı seçmenle Türk seçmeni arasındaki en belirgin fark da birinin aklını kullanarak diğerinin ise duygularıyla oyunu kullanmasıdır.

Ülkemizin demokrasi konumuna bir göz attığımız zaman belirgin bir biçimde demokrasiden adım adım uzaklaştığına tanık oluyoruz. Anayasal kurumlar, adalet sistemi, polis gücü, yasama, yürütme, yargı tamamen AKP’nin denetimine geçmiştir. Türkiye, parti devleti konumuna getirilmiştir. İnsanlar üzerinde korku rüzgarları estirilmektedir. Hergün yeni yeni yasaklar devreye sokulmakta ve vatandaşlardan körü körüne bu yasaklara itaat etmeleri istenmektedir. Bu tür yasak saçmalıklarına karşı koyanlar tutuklanarak susturulmaya çalışılmaktadır.

Anayasa gereği tarafsızlık yemini eden Cumhurun başı, anayasa tanımazlığıyla her geçen gün tek adamlık pozisyonunu güçlendirmeye çalışmaktadır. Seçimlerde AKP Başkanıymış gibi hareket ederek AKP’ye oy vermeyen vatandaşları tehdit etmektedir.  Cumhurun başı, "İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye'nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir Anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir. Hem buna engel olup hem de 'Cumhurbaşkanı her şeye karışıyor' demek, yağmur altında yürürken ıslanmaktan şikayet etmekten farksızdır" gibi anayasa dışı, hukuk dışı açıklamalar yapabilmektedir.

Başbakan Davutoğlu her gün seçim meydanlarında halkı hem korkutmaya hem de tehditvari söylemlerde bulunmaktadır. Bugün (20.10.2015) Van’da yaptığı seçim konuşmasında, “Biliyorlar ki; AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak ya da beyaz toroslar dolaşacak” türünden sözlerle Cumhurun başından geri kalmadığını ortaya koymuştur. Bugün ülkemizdeki hukuksuzluğun, anarşinin  mimarı kendileri değillermiş gibi verdikleri demeçler ülkemiz için bir yüz karasıdır.

1 Kasım’daki seçimde 7 Haziran seçimine benzer bir durumun ortaya çıkacağı yapılan anketler göstermektedir. Bu durum ülkemizde kutuplaşmanın keskinleşmesine, etnik ve mezhepsel çatışmaların yoğunlaşmasına ve bunlara bağlı olarak bireysel ya da örgütsel terör olaylarının artmasına neden olacaktır. Yine bu durum ülkeyi tamamen bir bölünmenin eşiğine götürecek ya da “Arap Kışı” durumlarının yaşanmasına yol açacaktır.

AKP iktidarıyla başlayan İslamlaşma rüzgarı ülkeyi çağdaş, laik demokrasinin dışına itmiş, dinci grupların, örgütlerin, tarikatların güçlenmesine yol açmıştır. IŞİD ve benzeri örgütler AKP iktidarının yarattığı, eğitip donattığı fanatik dinci örgütlerdir. Bu örgütlerin yanısıra ülkemizde etnik milliyetçiliğin artığına da tanık oluyoruz. Hatta bu durum kimi siyasi partiler tarafından hem sahipleniliyor hem de kışkırtılıyor.

Genel olarak ülkemizin ve sınır komşularımızın konumuna baktığımız zaman birtakım uluslararası oyunların sergilendiğini görebiliyoruz. Rusya’nın açık bir biçimde Suriye’de savaşa girmesi, ülkemizde Amerika’nın “eğit donat ve Suriye’ye gönder” askerleri ve Suriye’deki  Esad karşıtı örgütlere yapılan her türlü silah yardımı oynanan oyunları açıkça sergilemektedir. Türkiye’nin MİT TIRlarıyla yolladığı silahları da unutmayalım.

Sevgili seçmen kardeşim, sıra 1 Kasım’da sende... Senin tek silahın kullanacağın oyundur. Bu oyunu demokrasiden, çağdaşlıktan, insan haklarından ve güzel bir Türkiye kurmanın aracı olarak kullanmalısın.

Oyunu, seni güzel sözler ya da vaatlerle kandırıp, ülkeyi uçuruma sürükleyen iktidarlardan yana kullanma, son pişmanlık sonra fayda vermez. Sağduyunu, ülkenin içine düşürüldüğü durumu değerlendirmek için kullan...

Bu seçim Türkiye’nin son şansıdır. Oyunu ziyan etme, tercihin demokrasiden yana olsun...

Benim oyum çağdaş, laik, sosyal  demokrasiden, insan haklarından ve herşeyden “Önce Türkiye” diyenlerden yana olacaktır...
 

Yazdır Paylaş
KAAN - 2015-11-01 20:28:34
“ TÜRKİYE’NİN SON ŞANSI“ DA BİTTİ !..
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com