STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 09 Kasım 2015, Pazartesi 11:24:58 tarihinde eklendi. 985 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BİR FİLMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - Mustafa Sönmez

BİR FİLMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

İsveç Film Enstitüsü salonunda Cumartesi akşamı gösterilen “Herhangi Birisinin Yaşamı” adlı belgseli izledim. Belgesel gerçek bir olaydan yola çıkarak yanında kaldığı ailenin babası tarafından tecavüze uğrayan ve hamile kalan 17 yaşlarında genç bir kızın öyküsünü ele alarak işliyor.

Filmin yönetmeni İsveç’te de güncel sorunlardan olan aile içi istismar (ensest) konusunu ele alıyor. İsveç’e yalnız olarak halasının yanına gelen fakat birtakım sorunlar nedeniyle İsveçli bir ailenin yanına yerleştirilen ve korumasına bırakılan ‘Sahra’nın evin erkeği konumundaki ‘baba’ tarafından istismar uğraması, hamile kalması ve ondan sonra genç kızın içerisine düştüğü açmazlar ustalıkla izleyicilerin algılamasına sunuluyor.

Filmde oynayan oyuncuların hepsinin amatör olması filmi daha da önemli kılıyor. Filmin iki başrol oyuncu Sahra (Clara Nazhadeian) ve ona yardım etmek için çırpınan Derviş (Derviş Dennis Aksay) çok başarılı bir grafik çiziyorlar.

Sahra Ortadoğu kökenli dini inancı güçlü olan ve Müslüman aileden gelen bir kız. Tecavüz olayı ve arkasından hamile olduğunu öğrenmesi yaşamını altüst ediyor, psikolojik bir bunalımın içerisine düşüyor. Ruhunda korkunç gelgit dalgaları beyninin çeperlerini dövüyor. Bir çıkış yolu bulmaya çalışıyor. Hamile olmasının anlaşılmasının İsveç’te yaşayan akrabaları tarafından nasıl yorumlanacağını ve ölüm fermanının yazılacağını çok iyi biliyor. Aynı zamanda hem çocuktan kurtulmak  hem de Tanrı katında günahkar olacağını düşünerek doğurmak istiyor. Bu bunalımın açmazlarında kim ya da kimlerden yardım alacağını bilmez bir durumda X - Cons Haninge adlı dernekten sorunu için yardım istiyor. Psikolojik bunalımın girdabından kurtulamayan genç kız ölümü seçiyor.

Genç kızı yaşamının ilkbaharında intihar götüren yollardaki çakırdikenleri kimler tarafından döşenmiştir ve genç kız kendisini bunlardan kurtaramıyarak yaşamını sonlandırmıştır? Bunu sadece ensest kavramıyla açıklamak olanaklı mıdır? Bunun farklı toplumsal ve dinsel boyutları yok mudur? Günümüzde ensest türlü biçimlerde tanımlanmaktadır. Dil Derneği’nin Türkçe Sözlüğünde: Aralarında kan bağı olduğundan yasalarca evlenmeleri yasaklanan kişiler arasındaki cinsel ilişki. Türk Dil Kurumu: Aile içi yasak ilişki olarak vermektedir. Ensest aile içinde ana-baba figürüne, gücüne ve otoritesine sahip kişilerin çocuğu cinsel anlamda istismar etmesi olarak kabul görmüştür.

Aile içi cinsel istismar (ensest) tüm toplumlarda var olan bir hastalıklı durumdur. İşin özünde ensest olayın çok küçük bir bölümü  ya da buzdağının görünen küçük bir parçası olarak dışarıya yansımaktadır. Ensest olayı aile içinde herkes (baba, dede, ağabey, amca, dayı, ya da yakın akraba bireyleri vs.) tarafından gerçekleştirilebilecek bir durum olarak kendini göstermektedir.

Toplumlarda ensest durumun  ortaya çıkması bazen küçük tesadüflere bağlıdır. Aileler bu durumu genellikle namus anlayışları çerçevesinde ele almakta, gizlemekte ve üzerini örtme yönüne gitmektedirler. Ensestin ortaya çıkmasının önünde başlıca engeller olarak çocuğun kendini ifade etmesinin zorlukları, saldırganın duygusal ve fiziksel tehdit içeren tutumu, toplumun namus anlayışının yarattığı baskı ve toplumun ve kurumların bireyden önce ailenin bütünlüğünü korumaktan yana tutumları olarak sayılabilir. Bu tür olaylar tacize uğrayanın öldürülmesine ya da intihara sürüklenmesine neden olmaktadır. Toplumlar ve kurumlar bu konuda üzerlerine düşen görevi suçluyu koruma yolunu giderek sorumluluklarından kaçmaktadırlar.

Ensest üzerine ülkelerde sağlıklı veriler, istatistiksel bilgiler yeterli değildir. Bu konuda çok büyük zorluklar vardır. Aileler ve toplumlar bu konuda açık değildirler. Olayın polise ve dolaysıyla mahkemelere çok azı yansımaktadır. İsveç Televizyonu SVT1 2007 ilkbaharında “erkek kardeş – kız kardeş (bror och syskon) " adlı ensesti konu alan bir dizi yayımlandı. Bu konu üzerinde fazla bir tartışma yapılmadı. Film sessizce geçiştirildi. Filmin rejisörü Susanna Edwards konu üzerinde çok düşündüğünü belirterek, ”İki yetişkin insan cinsel ilişki yaşamak istiyorsa; yaşasınlar, ben bunun tabulaştırılmasından yana değilim. Fakat üreme söz konusuysa, bunun önüne geçilmelidir” görüşünü savunuyor. Bu elbette o kişinin görüşü ama toplumsal, ahlaksal değerler ve insanlığın geleceği açısından ele alınıp değerlendirilmelidir.

Toplumların tarih içerisinde kültürel gelişimleri ve değişimleri, dinsel olgular ensest olayını hep yasaklamıştır ama bunun önüne de geçememiştir. Ensest sınıfsal ya da ekonomiksel bir durum değildir. Her ailede yaşanabilir, bir durumdur. Uzmanların görüşü de bunu doğrulamaktadır.

Şimdi üzerinde etraflıca düşünmek gerekmiyor mu, Sahra’nın intiharından sorumlu olan kimdir? Koruyucu aile babası mı, kurumlar mı, toplum mu ya da dinsel değerler mi?

Hangisi ya da hangileri? 

Not: Film, "Herhangi Birisinin Yaşamı (Someone's Life)" 8 Aralıkta Brandbergen/Handen gösterilecektir.

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com