STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 18 Kasım 2015, Çarşamba 00:43:33 tarihinde eklendi. 573 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TERÖRİZM HER ZAMAN TERÖRİZMDİR - Mustafa Sönmez

TERÖRİZM HER ZAMAN TERÖRİZMDİR

Yakın tarihimize baktığımız zaman iki önemli büyük savaşı geride bırakan gelişmiş uluslar bu kez de ekonomik ve kültür emperyalizmin peşine düşmüş olduğunu görüyoruz. Başta ABD, Batı Avrupa, Rusya ve Çin olmak üzere (8G ülkeleri) kendi ekonomik çıkarları için dünyamızın çeşitli köşelerinde yol açtıkları olumsuzluklarının bedelini bugün bizler ödüyoruz.

Terörizmin amacı ve kimler tarafından gerçekleştirilmiş olursa olsun hiç bir biçimde kabul edilemez. Terörizm, terörizmdir. Terörizm anarşi, kargaşa, panik yaratarak halkı yıldırmak ve bu yolla amacına ulaşmak için her türlü katliamları mubah görmesidir. Onun için kendi kirli amacı önemlidir. İnsanlığın burada “İ”si dahi yoktur. Fakat, ABD ve Fransa ya da Batılı devletler suçu IŞİD’e yükleyerek kendi yarattıkları suçlardan arınabilirler mi?

Emperyalistler senin teröristin, benim teröristim kavgasında iyi kötü kavramlarıyla uğraşırlarken birileri de çıkar arı kovanına başka bir biçimde çomak sokar. Sonuçta, masum insanlar canlarından olurlar. Batı Avrupa’nın kapılarına dayanan mültecileri kim ya da kimler yarattı dersiniz? Bu nedenle mültecilerin Batı’ya daha fazla gelmeleri, kapılarını zorlamaları kaçınılmazdır. Batı’nın bundan yakınmaya hiç mi hiç hakkı yoktur...

IŞİD kimim eseri? Ortadoğu’da paylaşım hesapları yapanlar mı ya da bir türlü ülkelerinde demokrasiyi kuramayarak emperyalistlerin çarkına su taşıyanlar mı? Kimin?

Fransa’nın eli neden hâlâ Afrika ülkelerinin cebinden çıkmıyor ve “Demokles’in Kılıcı” gibi tepelerinde duruyor. İngiltere, Fakland adalarında ne arıyor?

Terörizmden en çok geçen ulusların başında gelen Türkiye ders çıkartarak önlemlerini geliştirmesi, terörizmi bertaraf etmesi gerekirken ikili bir rol oynadığını görüyoruz. Türkiye son on üç yıldır hem terörizme karşı hem de terörizmden yana bir rol oynamıştır. Bu rolde şuan Cumhurun başı olan Tayyip Erdoğan’ın, “Benim için demokrasi bir araçtır” sözünün payı oldukça büyüktür. PKK/PYD terörist de, IŞİD, EL NUSRA vb. terörist değil mi? Yirmi Otuz yıldır hazırlanan Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanıyım diye böbürlenenler kim ya da kimlerdir? Ortadoğu’yu kan gölüne/bataklığa dönüştürenler sonuçlarını önceden hesap etmediler mi? Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da “Arap Baharı” yaratacağım diye “Arap Kışı” yaratanlar başlarına gelebilecek olayları bilmiyorlar mıydı?

Batılı ve ABD siyasiler ya da devlet adamları IŞİD’i terörist olarak değerlendirirken -ki kendileri kurdular, yarattılar- neden PKK’yi görmezlikten geliyorlar? Onlarla içli dışlı, al külah ver külah oyunu oynuyorlar?

Türkiye İslam Dünyası’na önderlik yapmak istiyorsa; demokrasiden ayrılmamak,  demokrasisini çağdaş duruma getirmek zorundadır. Lafla demokrasi ve önderlik olmaz. Hele hele Emevi İslam Devleti’ne öykünmek, “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” gibi bir durumla karşı karşıya bırakır ki, bu güzel ülkeye ve bizlere gerçekten yazık olur...

Ortadoğu ve Müslüman dünyasının bu duruma düşmesinin tek nedeni emperyalist devletlerin çıkar hesaplarıyla kendi ülke liderlerinin ya da yöneticilerinin çıkar hesapalarının örtüşmesinin bir sonucudur. İran’da Musa Saddık neden devrildi? Mısır’da Cemal Abdülnasır neden öldürüldü?

Osmanlının yıkılmasında en önemli etken çağını ve çağındaki gelişmeleri izleyememiş olmasının yanısıra İslamın rolünü yadsımak birtakım gerçekleri görmemezlikten gelmek ya da gözden kaçırmak anlamına gelmez mi?

Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlının küllerinden Cumhuriyeti kurarken gerçek yol göstericinin “bilim ve fen” olduğunu, Batı uygarlığı seviyesine yükselmenin önemini neden vurguladı? İslamı devlet dini olmaktan çıkarak, laikliği getirmesindeki amaç neydi? Neden aklı dinin önüne koydu?

Atatürk biliyordu ki, bilimde, fende gelişmemiş, çağdaş kültüre ulaşamamış toplumlar; gelişmiş toplumların kölesi olmaktan kurtulamazlar. Bugün İslam Dünyası’nın içerisinde bulunduğu en acıklı durum, en büyük hata bu değil midir? İslamın egemen olduğu ülkelerde bilim, bilimsel ortam ne durumdadır? Beyinleri özgürleşememesi, üretememesi ve başkalarına muhtaç olmak, onlardan yardım dilenmek Müslümanlara dinin bir emri midir?

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bundan 92 yıl önce gerçekleri Müslüman Dünyası’nın gözleri önüne serdi. Bunu hem Atatürk’ten sonra gelen Türk yöneticiler hem de Türkiye dışındaki İslam Dünyası ıskaladı. Osmanlının çağını ıskaladığı gibi. Cezasını bizler çekiyoruz...

Batı her zaman ikiyüzlü bir yol izlemiştir. Batılı düşünürlerin “Doğu Sorunu” olarak gördükleri “Oryantalizm”e yani doğuya bakış açılarını irdeleyin, orada çok şeyi tüm çıplaklığıyla görebilirsiniz.

Paris olayını kınıyorum. Suçsuz insanların ölmesinden büyük acı duyuyorum. Batılı halkı dönüp birazda kendi yöneticilerini sorgulamaları gerekmiyor mu? Sömürü düzeninin nimetlerinden yararlanırken, bunun diğer insanları aç, açık ve ilkel bıraktığını neden görmemezlikten geliyorlar? Ünlü ozanımız Nazım Hikmet’in bir şiirinin dizelerini biraz değiştirerek yazıyorum;

Ey Batı halkı,

söylemeye dilim varmıyor ama,

kabahatın çoğu sende!...

Paris olayına çok üzülen İsveç halkı Stockholm’daki Fransız Büyükelçiliği’ni gül bahçesine dönüştürdü. ASALA arkasından PKK terörüne kurban verdiğimiz binlerce insanımızın yanısıra 22 Ekim IŞİD teröründe 102 vatandaşımızı “Ankara Katliamı”nda yitirdik. Bugüne kadar Stockholm Türkiye Büyükelçiliği’ne bir tek gül bırakmayan İsveç halkı timsah gözyaşları mı döküyor?

 

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com