Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 19 Aralık 2015, Cumartesi 15:19:13 tarihinde eklendi. 1080 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bir Öykü Gürman Portresi - Konserin Ardından - Vedat Erenoğlu

Bir Öykü Gürman Portresi - Konserin Ardından

Bugün 18 Aralık 2015 Cumartesi, Södra teatern’de Öykü Gürman’ın konseri vardı bu akşam. Konseri haber yapmak ve Öykü Gürman’la röportaj yapmak üzere konsere gitmeyi planlıyordum. Facebook’ta Tiyatro Derneği Sayfasında paylaşılan ilan üzerinden yapılan yorumlarda Tiyatro Derneği’nin seçimi üzerinden yapılan bir tartışma vardı. Ben ön yargısız konsere gitmek ve kendi gözlemlerimi yapmak istedim. Haberlerimde çoğunlukla yorum yapmaktan kaçındığım için bu makaleyi sıcağı sıcağına kaleme almak ve düşüncelerimi burada paylaşmak istedim.

Öncelikle beni özel olarak davet eden Tiyatro Derneği Yönetim Kurulu’na Başkan Erhan Özay’ın nezdinde teşekkür etmek istiyorum. Burada isimlerini tek tek saymayacağım Tiyatro Derneği yöneticileri tarafından çok sıcak bir şekilde karşılandım. Kulis üzerinden çekim için düzeni almak üzere salona girdik, ben ikinci balkondan çekim yapmayı tercih ettim. Konser öncesi söyleşi talebimizi heyecanlı olduğu gerekçesiyle konser sonrasına bırakan Öykü Gürman’la konser sonrası söyleştik. Söyleşiye geçmeden önce konserle ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Konser ilanını gördüğümde ismi tam anımsayamadığımı itiraf edeyim. Ancak sima yabancı gelmiyordu, sonra Facebook’taki yorumları okuduğumda eşi Yavuz Bingöl’ün bir sanatçı olarak siyasi duruşunu yanlış bulanların, benzer eleştirileri Öykü Gürman’a da getirdiklerini görsem de ben onu Yavuz’un eşi olarak değil Berk’in ikiz kardeşi olarak tanıdığımı hatırladım. Youtube’da rekor kıran “Evlerin önü boyalı direk” amatör klibinin baş kahramanı idi Öykü Gürman. Sonrasında pek takip edebilme imkanım olmamıştı kendisini.

Konserin açılış konuşmalarından sonra Öykü, sahnede yerini aldı, heyecanı belli oluyordu. Ancak daha ilk dakikadan itibaren bir farklılık vardı; bu konserde otuz dört yaşında genç bir kadın sanatçı sahne almıştı ama onun içindeki çocuk onu yalnız bırakmıyordu.

En başta tarzının beni biraz şaşırttığını itiraf edeyim. Kendi deyimiyle hiperaktifti, kıpır kıpırdı, yerinde duramıyordu.​ Kendisi konservatuvar mezunu olan Gürman çok değerli hocaların öğrencisiydi ve onlardan disiplinli bir eğitim almıştı. Yani ne olmalıydı? Ne beklemeliydim? Öyle bir kural yok. Aslında herkes kendidir ve Öykü de kendisiydi. Öykü izleyiciyle çok güzel bir diyalog kurdu içindeki çocuk izleyicinin enerjisini yakaladı ve tam bir sahne şovu yaptı. Gökkuşağının yedi rengi gibi farklı türlerde müziğe kendi yorumunu da katarak söyledi parçaları. Stand-up yaptı, belki Cem Yılmaz’la yarışamaz ama farklı bir kulvarda oldukça başarılı. İki izleyiciyi sahne çıkarıp yeteneklerini sahnelemelerini sağlayarak Acun’a açık ara fark attı. İzleyiciyle sürekli sohbet etti, nabızlarını yokladı. Arada felsefe yaptı, sanatçı ile ünlü arasındaki farklara kendi penceresinden küçük dokunuşlar yaptı.

Ben Öykü’nün içindeki çocuğu sevdim ve sahne performansını beğendim. İzleyiciyle güzel bir diyalog kurdu kendi tabiriyle sınırları aşmayan bir samimiyet kuruyordu. Yine kendi ifadesiyle her yerde bu diyalog olmuyormuş. Herhalde İskandinav Demokrasisi’nin özgürlük rüzgarları Öykü’yü de büyük ölçüde rahatlatmıştı. Çok güzel görüntüler çekmiştim, işte bu ya demiştim içimden. Sonra söyleşi faslına geçtik, ilk söyleşiyi Anadolu Ajansı muhabiri Orhan Karan, Alçin Hafif ile birlikte söyleşiyi yaptı. Söyleşinin sonunda Gürman, A.A. muhabiri Orhan Karan’dan şarkı söylediği çok kısa bir bölümün yayımlanasını ve eğlenmek amaçlı izleyici ile kurulan diyaloğun görüntülerin hiç bir şekilde hiç bir ortamda paylaşılmamasını rica etti. Sonrasında ben söyleşimi yaptım, benden böyle bir ricası olmadı ancak ben onun iradesine saygı duyarak haber olarak sadece röportajı yayımlama konser görüntülerine hiç yer vermeme kararı aldım. Sahnede gördüğüm ve takdir ettiğim Özgür Cumhuriyet kadının bu görüntülerin Türkiye’ye yansımasından duyduğu endişe beni tedirgin etti. Mahalle baskısı Öykü’yü de etkiliyor demek ki diye düşündüm. Masum esprilerin ve seyirciyle kurulan samimi bir diyaloğun ötesinde özellikle sakıncalı olabilecek hiç bir şey yoktu oysa.

Bilgiye önem veren Gürman, sanatçının sahiplenmesi gereken sorumlulukların da fazlasıyla bilincinde aydın bir Türk Kadını. Barıştan, kardeşlikten, eşitlikten adaletten söz eden Öykü Gürman’ın ilerde de bir sanatçı olarak, aydınlanmış bir Cumhuriyet Kadını olarak kendisinin ve hatta mümkünse eşiyle birlikte ikisinin, güçlüden yana olmaktansa haklıdan yana olmayı tercih etmeleri ümidiyle içindeki çocuğu ve sahne performansını sevdiğim Öykü’ye sanat hayatında içtenlikle başarılar diliyorum. Umarım sahnede başarısını, haklıdan yana olan bir sanatçı olarak taçlandırır.

Söyleşiyi gazeteturk.se üzerinde yayımlıyorum izlemek isteyenler oradan ulaşabilir. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bu sene yayımlayacağım bu son makalede hepinizin yeni yılını kutluyor, sizlere sağlık, mutluluk ve başarılar dilerken, 2016 yılının güzel yurduma huzuru, barışı, kardeşliği, demokrasiyi ve insan haklarına saygıyı, hukuka olan inancın yeniden tesisini, kutuplaşmaların son bulmasını cani yürekten temenni ediyorum.

Yazdır Paylaş
Diğer Vedat Erenoğlu Yazıları
isvecpostasi.com