Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 19 Aralık 2015, Cumartesi 21:44:43 tarihinde eklendi. 607 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Prof. Dr. Aziz Sancar Yüz Akımızdır - Günay Güner

Prof. Dr. Aziz Sancar Yüz Akımızdır

Sayın Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülünü alması halkımıza büyük özgüven kazandırdı. Böylesi büyük başarılara aç olduğumuz gerçek. Dünya sıralamalarının başlarında yer aldığımız konular ne yazık ki iç açıcı değil: Trafik kazaları, iş kazaları, kadın öldürümleri… Doğrusu ya Aziz Sancar Öğretmen bizi, uzun zamandır aşındırılmaya, yok edilmeye, gelecek kuşakların belleğinden silinmeye çalışılan değerlerimizle buluşturdu. Aziz Sancar’ı Atatürk Devrimi, Türk Devrimi, aydınlanma eğitimi…konularını dillendirmeye zorlayan mı oldu, hayır. Sancar, onyılların birikimiyle, uzaklardan ülkesindeki olayları izlerken yaşadığı iç çatışmaları, gerilimleri halkının özlemleriyle örtüştürdü. A. Sancar’ın ortaya koyduğu görüşlerinin geçersiz, gereksiz olduğunu savlamak olanaksızdır.
 

Yakın dostu Orhan Bursalı birçok bilgi ulaştırdı. Bu yazıların birinde şöyle yazdı: “Sancar’ın son önemli araştırmasını CBT sayı 1492, 16 Ekim’de yayımladık: Sancar ve ekibi DNA hasar onarım haritasını çıkardılar.
 

Bu büyük ve bir ilk çalışmaydı. Harita sayesinde DNA hasarlarında onarılacak bölgelerin yerleri saptanabilecekti. Sancar: ‘Şu anda bir araştırmacı bize ilgilendiği geni ya da noktayı söylerse, nasıl onarıldığını söyleyebiliriz. Altı milyar baz çiftinden bir noktayı alın ve biz size nasıl onarıldığını söyleyelim.’”
 

İnsanlığa, anlatılamayacak değerde bir katkıdır Sancar’ın başarısı. Etkileri gelecekte daha da iyi görülecektir.
 

Bilimle zerre ilişkisi olmayan gerici güçler bile Sancar’ın ödülünden yararlanmak, bu başarıyı deyim yerindeyse sömürmek çabasına girdiler; gözden kaçmadı…
 

Bu çok önemli ödülle ilgili yapılması gerekenlerin çok azı yapılacak. Öngörmek güç değil. Çünkü etkili ve yetkililerin bilimle, usla işleri yok; ulemayla, külliyeyle, tarikatla…var.
 

İlköğretim, lise, üniversite, tüm okullarımızda bir dönem ders olarak Prof. Dr. Aziz Sancar ve çalışması anlatılmalıdır. Çocuklarımız, gençlerimiz özendirilmelidir. 
 

Üniversitelere “garip” adlar verildiği anımsanırsa, bir doğru iş yapılıp Prof. Aziz Sancar’ın adı bir üniversiteye verilmelidir.
 

Doğrusu ya, Nobel Yazın (Edebiyat) Ödülü içimize pek sinmemişti. (Zaten Türk adı taşıyan arkadaşın da öyle ulusal, toplumsal gurur falan aradığı yoktur.) Ne ki Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülünü kazanması çok yerinde oldu. Her yönden beklentilerimizle örtüştü.
 

Sevgili Gürhan Uçkan’ı Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü Heyecanıyla Anıyorum
 

Yazar Gürhan Uçkan’ı aralık ayında yitirmiştik. Işıklar içinde olsun. Sevgili Uçkan her Nobel Ödülü haberini, kendine özgü kalemiyle Stockholm’den okurlarına, bize ulaştırırdı. Yaşasa Aziz Sancar’ın kazanmasından, kuşkum yok, büyük mutluluk duyardı.   
 

Sevgili Gürhan Uçkan öykülerinde, şiirlerinde, denemelerinde çağımızın acımasızlığını, kıyımını, insanın yabancılaşmasını, yalnızlığını işledi. Çok sevdiği Cumhuriyet gazetesinin İsveç-Stockholm temsilcisiydi. Denemelerinin önemli bölümünü “pazar yazıları” olarak İsveç’ten yazdığı gibi, romanlarının, öykülerinin izleklerini de İsveç duyarlığı oluşturdu. Kuşkusuz özlem, batılı, doğulu toplumların eleştirisi, insancı öz yazılarında önemli yer tuttu. Ankara’ya yılda kesin birkaç kez gelirdi. Ankara’sız, daha doğrusu dostlarsız yapamazdı. Kuşkusuz biz de onsuz yapamazdık. Işık Kansu, A.Celal Binzet, Güney Gönenç, Sinan Sönmez, Mustafa Sönmez, Münevver Oğan, Cihat Oğan, Melahat Sönmez, Nermin Küçükceylan, Uğur Küçükceylan, Günay Güner…(adını anmayı unuttuklarım bağışlasınlar), sabahlara değin söyleşirler, türküleşirlerdi. Onun Cebeci’deki evi düşün-sanat evi gibiydi Uçkan’ın geldiği günler. Stockholm’de Türk yazınıyla ilgili yeni izlenceler, etkinlikler tasarlıyordu; bu tasarılarını Mustafa Sönmez onun anısına yerine getirmiş, gerçekleştirmiştir.
 

Gürhan Uçkan, aynı kurumdan, şu bildiğimiz Nobel Akademisinin Çeviri Ödülünü kazanmıştı da ne kendi yeterinde duyurmuş, ne de basınımızda gerektiği gibi haber olmuştu. Gazetecisi olmaktan onur duyduğu Cumhuriyet gazetesinin Kitap ekinde de mi dosya-kapak konusu olamazdı. Öyle ya, “Soykırım, soykırım” diye ünleyenler varken, Gürhan Uçkanlara sıra mı gelirdi!
 

Sevgili Gürhan Ağabeyi büyük özlemle, sevgiyle anıyorum.      

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com