STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 25 Aralık 2015, Cuma 17:01:38 tarihinde eklendi. 661 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

EY! CHP’LİLER UYANIN - Mustafa Sönmez

EY! CHP’LİLER UYANIN

Ülkemizde yıllardır elli kanlı terör binlerce can aldı. Her seferinde devletin üst kademelerinden benzer açıklamalar geldi: “Terörün kökünü kazıyacağız”. Ne yazık ki bugünlere terörün kökünü kazıya kazıya değil ama terörün çarklarına su taşıya taşıya geldik. Bugünlere gelmemizde Türk halkının tüm kesimlerinin kaçınılmaz ve affedilmez umursamazlığı, vurdumduymazlığı ve boş laf salatasının büyük etkileri vardır.

1970 – 1980 arası sağcı, solcu diye kardeş kavgalarını körükleyenler, “Bana ülkücüler suç işliyor dedirtemezsiniz” ya da “Devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de şereflidir” diyen başbakanların sorgulanması gerekmiyor mu? 1980 sonrası “Asmayalım da, besleyelim mi” politikasıyla yürünen yolların hesabı sorulmasın mı? Ya da eli kanlı terör örgütü PKK için “Üç beş çapulcu takımı” diyenleri bugün de göklere çıkaranlar suçlanmasın mı?

 Son  60 – 70 yıldır terör olarak hem devlet hem de örgütler tarafından yapılanlara farklı anlamalar yükleyip adaletten, haktan, hukuktan uzaklaşırsanız; bugün terörün her türlüsü devletin başına bela olur ve işin içinden çıkamazsınız. Ülke cahil toplumsal kitle eliyle dikta rejimine sürüklenir. Hendek siyasetinin göbeğinde toplumsal olarak göbeğinizi kaşırsınız. Lanetlemelerle, bağırış çığırışlarla, kahrolsun terör ya da Apo demekle hiçbir şey yok olmuyor, ortadan kalkmıyor. Eğer kalkarsa, doğanın tabiatına aykırı bir işlem olur ki, bu da olanaksızdır. Tabiatta determinizm vardır: Sebep – Sonuç ilişkisi... Bu ilişkiyi iyi ve doğru analiz etmek durumundasınız ya değilse, bataklığın dibinin dibine saplanırsınız... Bugün ülkemizin içerisine düştüğü durum gibi.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran parti olarak övünmekten geri durmayan günümüzün CHP’lileri ne yazık ki, ülkenin adım adım içine yıllarca bilinsizce, çıkar hesaplarıyla sürüklendiği gelişim sürecini görememişler ve yanlış değerlendirmelerle, uyuşukluklarla, çözüm üretememekle  bu sürece yardımcı olmuşlardır. Bugün de CHP cephesinde  değişen fazla birşey yoktur. CHP hâlâ ülkedeki olaylara söz yerindeyse, “At gözlüğü” mantığıyla bakmaktadır. Akıl tutulmasına yaşayarak belleğini dumura uğratmıştır. CHP bir an önce uyur gezer davranış biçimlerinden kendini kurtarmalıdır. Her önüne gelen milletvekili ya da yetkili mantıksız demeçler vermekten kaçınmalı, parti disiplini anlayışına saygı göstermelidir. Olaylar, uzmanların yardımıyla da parti içerisinde oluşturulacak gruplar, komisyonlar eliyle hazırlanıp, partice belirlenen sözcüler eliyle kamuoyuna duyurulmalıdır.

CHP hâlâ teröre can alıcı bir çözüm üretememiştir. Bugün de hendek siyaseti içerisinde bocalayıp durmaktadır. CHP hem hendek siyasetini hem de başta eli kanlı terör örgütü olmak üzere tüm terör olaylarını ve uzantılarını mahkum etmek zorundadır. CHP, eli kanlı terör örgütü ve uzantılarının bilinçli olarak yarattıkları hendek siyaseti ve olguları mahkum edip, açık bir karşı duruş sergilemediği sürece havanda su dövmekten öte bir yol alamaz. Bu bağlamda sadece parti olarak kendini kandırırır ya da boş sözlerle gönlünü rahatlatır.


CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke ve beş kadın milletvekili bugün Diyarbakır’ın Sur ilçesinde halkla görüştüler, muhtarlarla bir toplantı yapacaklar. Böke Sur ilçesinde şunları söyledi: "Bölgede yaşanan çatışmalardan, en temel hak olan yaşam hakkını kaybetmiş olan vatandaşlarımızın, en temel ihtiyaçları olan gıdaya, eğitime, sağlığa erişimde yaşadıkları zorlukları bir büyük sesle Türkiye'ye haykırmak için buradayız. Biz bugün sizleri kalbimizle, kulağımızla, aklımızla dinlemek ve sizinle ortak bir ses vermek için burdayız. Bu çatışma sürecinin vatandaşımız üzerinde yarattığı müthiş zorlukların ve baskıların acilen aşılması gerekiyor. Bunun aşılması için de bir 3'üncü yol var. Biz bu yolu sizlerle konuşmak, tartışmak ama en önemlisi tekrar ediyorum gönülden sizi dinlemek ve sorunu bizzat yaşayanların sıkıntılarını bilmek ve çözüm üretmek için, ortak aklı ortaya koymak için buradayız. Bugün burada biz kalabalık bir kadın ekibi olarak sizlerleyiz. Ama bu kalabalığın arkasında çok daha kalabalık Cumhuriyet Halk Partisi var, onu da bilmenizi isteriz."

Sayın Böke’nin konuşmasından birşey anladınız mı? Çözüm üretmek için oradalarmış?.. Böke’ye ‘Günaydın” demek haksızlık mı olur?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’da 9 Aralık günü Stockholm’daki toplantıda hendek siyasetine, teröre karşı çıkmadan konuşmasını kutuplaştırmalar ve yabancılaştırma dolaysıyla ötekileştirme algısı üzerine kurdu. Bunun yaratacağı açmazları, tuzakları dillendirdi. Sorunu özünü ortaya koymaktan uzak bir yaklaşım sergiledi.

Toplumda demokrat, ilerici, sosyalist, komünist görüş sahiplari bir “Kürt halkı” sözünü dillendirip duruyorlar. Onlara hangi Kürt halkından söz ediyorsunuz demek gerekmiyor mu? Eli kanlı terör örgütü PKK, gençlik yapılanması YDG-H ve yan örgütleri mi? Ya da silahların gölgesinde ileri sürdükleri çoluk çocuk, kadın ve suçsuz insanlar mı? Kim, kim Kürt halkı? Kürt halkı ülkemizin bir gerçeğidir. Bu yadsıyan aklı başında insan yok ama terörden medet ummak hangi solun ideolojisidir?

Bu nedenle CHP’lilere seslenmek istiyorum: Ayaklarımızı yere sağlam basalım. Sorun ülkemizin, bizim sorunumuzdur. Çözümü de bizdedir. Yeter ki, analizlerimizi doğru yapalım ve soruna kökten çözüm bulmak için gerçekçi olalım. Günü savma amacıyla akıntıdan yana boşa kürek çekmeyelim.

Bugünkü CHP yönetimi partili uzmanlarca kendilerinden önce yazılmış ya da hazırlanmış “Doğu Sorunları” raporlarını dikkatli okumalıdırlar ve o raporların ışığında hareket ederek sorunun kökenine inmek durumundadırlar. Fakat bunu yaparken önlerindeki tuzaklara takılmak, onlarla oyalanıp laf ebeliği yapmaktan da uzak durmalıdırlar. CHP,  adına ne denirse desin ya da adı nasıl konulursa konulsun sorun çözümünde anahtar rolü oynayacak tek partidir.

Bu bağlamda ya CHP yönetimi sorunun çözümü yönünde sorunun bir parçası olmalıdırlar ya da hiç kusura bakmasınlar derhal yönetimi bırakarak geri planlara çekilmeyi kabul etmek durumunda kalmalıdırlar. Sayın Kılıçdaroğlu’nun önünde başka bir yol yani Böke'nin vurguladığı 3'üncü yol yoktur. CHP, iki seçenekli bir yoludadır. CHP yönetimini de buna zorlayacak tek ve biricik güç biz partililerdir, unutmayalım.
 

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com