STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 19 Şubat 2016, Cuma 12:35:01 tarihinde eklendi. 570 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ankara Genelkurmay Kıyımı - Günay Güner

Ankara Genelkurmay Kıyımı

Türkiye’nin, Ankara’nın en yaşamsal noktası. Genelkurmay Başkanlığı, TBMM (yeni adıyla “külliye”), kuvvet komutanlıkları, kamu genel müdürlükleri…

Yirmi yıldır hilelerle, yalan dolanla Ankara’yı sözde yöneten vurguncu yönetim yüzünden keşmekeş durumundaki araç trafiği. “Ordunun vesayeti” cengâver, yürekli AKP ve 2. cumhuriyetçiler sayesinde yıllardır kaldırıldığı için(!) askeri araçların geçişlerinde kırmızı ışık yeşile dönüşünceye dek bekleniyor.

17 Şubat 2016, saat 18.30 suları (işten 18.00’de çıkılmasına karşın 18.30’da araçlar o çevreden hâlâ çıkamıyorlar, trafiğin durumunu düşünün artık), birden anlatılmaz bir patlama, yer gök kan içinde… Paramparça olan insanlar bir de alev alev yanan otobüslerin içinde yanıp gidiyorlar. Öyle bir patlama ki olay yerinin epey uzağındaki Meşrutiyet Caddesi’nde, Mithatpaşa Caddesi’nde bile insanlar kaçışıyorlar…

Bir ülkede bu tür olaylar, kıyımlar sürüp gider de her boydan siyasetçi olarak sorumluları nasıl olmaz. Yalnızca onlar mı sorumlu, bu tarihin en berbat yönetimine her defasında, her koşulda oy veren seçmenin ellerinde kan yok mu?

Artık Türkiye’de hiçbir yurttaşın can güvenliği yoktur. Açık gerçek budur. Ne kıyılarında, ne iç bölgelerinde, ne büyük kentlerinde, ne varsıl semtlerinde, ne başkentinde…

Ülke yönetimlerinin başat görevi, halkın güvenliğini sağlamak olmasına karşın, on dört yıldır izlenen iç ve dış siyaset, yetmedi kendilerini bir şey biliyor sanan kimlik siyasetçileri Türkiye’yi kan gölüne dönüştürdü. Biraz olsun tarih ve izlem bilgisi olan kişi bu kötünün kötüsü durumun, verili koşullar sürmesi varsayımıyla, en az otuz yıl ağırlığı artarak süreceğini bilir. Türklere bundan böyle rahat yüzü yok!

Kimi insanlar kıyım örgütünün hangisi olduğuna ya da öldürülen insan sayısına takılıp kalıyor. Ne önemi var? IŞİD kesinleşince PKK “masum” mu oluyor? Öldürülenler 28 değil 78 olunca daha mı yakıcı oluyor? Çok anlamsız. Bunlar da bir yana, PKK ile IŞİD arasında “seçim” yapmak, ayrılık olduğunu düşünmek aymazlığın en büyüğü. PKK (ve bağlı diğer kısaltmalı şubeleri) “çevre güzelleştirme dernekleri” değiller herhalde.

Bu ve benzer konularda kafalar en azından bu saatten sonra netleşmeli. Bu düşünceme katılmayanların (yalnızca bir örnek olarak), PKK’nin üstlendiği, İstanbul Güngören Kıyımını anımsamalarını dilerim. 27 Temmuz 2008, iki bombanın patlatılması sonucu 5'i çocuk olmak üzere 18 kişi öldürüldü, 154 kişi yaralandı… Öldürülenler arasında hamile kadının karnındaki bebe de var.  

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com