STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 25 Mart 2016, Cuma 19:29:55 tarihinde eklendi. 568 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TÜRKİYE’YE ACI BAKIŞ - Günay Güner

TÜRKİYE’YE ACI BAKIŞ

Başlığı yazarken bir an parmağım sürçtü, bakış, “nakış” oluverdi. Nasıl sevindim bir an. Nakış! Ne güzel uyar Anadolu’ya, Türkiye’ye. Ne ki nakışın da bezeğin de ülkesi olmaktan çoktan ve hızla çıktık. Artık kıyımların, öldürümlerin, cinsel saldırıların, sömürünün her türünün, pervasızlığın, rezilliğin, kepazeliğin ülkesi olduk. Bu günlere getiren sözde yönetime alabildiğine destek olan her kesimden aymazlar kuşkusuz, çok hoşnutlardır.

Yanlış, eksik yapılmış maddesel bir yapıyı söküp yeniden yapma olanağınız vardır ama toplumsal, siyasal yapıları onarmak, yeniden yapmak, iyileştirmek neredeyse olanaksızdır; çok güçtür. Toprak, yurt, dünya, aydınlanma, insan, çocuk, doğa nedir bilen yazarlar, aydınlar yıllardır yazdılar, anlattılar, “Bu iş oyun değil, yapmayın, yanlışların bedeli ağır ödenir” dediler; dinletemediler. Hemen ilk yapılan bugünleri görenlerin boyunlarına görünmez yaftalar asmak oldu: faşist, postalcı, vesayetçi, laikçi, paranoyak, jakoben, diktatör… Şimdi “Kim haklı çıktı” sorusunun da fazla anlamı yok. (Daha da acısı tek tük rastlanan, özeleştiri sezilen yazıların, konuşmaların da “Biz sizin de ne olduğunuzu biliriz” tümcesiyle bitmesi). “Türkiyeli aydın” düşünce namusundan zerre payını almamış!

“Yetmez ama evet!” Bu tümceyi de anımsıyorsunuz değil mi? Acaba sizin, o “evet”in “hayır”a dönüştüğüne ilişkin bir duyumunuz var mı? Şimdi bu durumda çocuklara cinsel saldırılarda, Artvin’de soysuz, “milletin a… koyacaklarını duyurmuş iş adamlarına peşkeşlerde, milyarlarca vergi borçlarının silinmesinde, TÜRGEVlere halkın kesesinden bağışlarda, Ege Denizi’nin bebe gömütü olmasında, Türküyle Kürdüyle yüzlerce insanın öldürülmelerinde, yaralanmalarında, eziyet, işkence görmelerinde sözde ülke yönetimiyle eşzamanlı olarak, onlara sınırsız destek verenlerinde sorumlu oldukları açık değil mi?          

Bu her türden gericiler her şeyi en iyi kendilerinin bildiklerini gösterir tavırlar içindeydiler; burunlarından kıl aldırmazlardı. neyi ne kadar bildikleri ağır bedellerle anlaşıldı!

“Devlet gibi devlet olunmalı” diyenler hemen faşistlikle suçlanıyorlardı. Zamanında devlet gibi devlet olunsaydı, bugün bu kadar insan yaşamını yitirmezdi. Neden mi? Çünkü yalanlarla dolu bir toplum yaşamının yerine kurallar az çok geçerli olurdu; herkes, her güç sınırlarını bilirdi. Bu ise karşılıklı dengelerin gözetilmesini, böylelikle de güvenlik koşullarının görece sürmesini sağlardı.

Selahattin Demirtaş nevruz konuşmasında hükümete, çözüm sürecinin, Dolmabahçe uzlaşmasının yeniden başlatılması çağrısında bulunuyor. Hani AKP Kürtleri öldürüyordu, hani kırım uyguluyor, zulmediyordu! Masaya oturulmasından nasıl söz edilebiliyor.   

Bir süre önce yazmıştık; yeniden bir araya gelecekler, bu durumda kimin ne kadar içtenlikli, siyaset dürüstlüğüne sahip bulunduğu bir kaz daha açıkça görülecek demiştik.

Öyleyse bir “bilicilik”te daha bulunalım: AKP+saray sözkonusu çağrıyı olumlu yanıtlayacak ama seçmene karşı, başlatmamış gibi yapacak.

Devasa sorunların açmazda oluşunun başat nedeni ana karşı partinin geçen en azından on yıl içinde inandırıcılığını aşındıran, davasız kalmasına, bilerek / bilmeyerek fırsatçılara yer açmasına yol açan, buduncu, küreselci, liberal siyasetinin tutsağı olması, kendi yarattığı çemberi kırıp çıkamamasıdır.

Oysa siyaset uzun erimli, sabırlı düşünüldüğünde ve uygulandığında başarı getirir. Cumhuriyet meydan buluşmalarını (ki batı basını bile şaşkınlık, hayranlık duyguları içindeydi) özveriyle, bilinçle, kararlılıkla yapan kitleden bile uzak durmanın varacağı yer buradan başkası değildir.   

Türk Devriminin gerçekleri ve doğruları yeniden yeniden, sabırla anlatılsaydı, işlenseydi o günlerde bile geniş olan kitle bugün nereye varırdı, bir düşünün. Güven sarsıldı bir kez, toparlamak zor mu zor.

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com