Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 09 Nisan 2016, Cumartesi 00:01:18 tarihinde eklendi. 393 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkler İçin İlerleme Rehberi - Sessizliğin ardından - Vedat Erenoğlu

Türkler İçin İlerleme Rehberi - Sessizliğin ardından

Bugün 8 Nisan 2016, dört aydır yazmıyorum, yazamıyorum, içim el vermiyor yazmaya. Benim güzel yurdumu ne hale getirdiler. Herkes eleştiriyor birilerini, partizanlık had safhada, öyle ki bir vakfın bünyesindeki bir yurtta 45 çocuğa tecavüz ediliyor, bir kadın bakan çocukların mağduriyetini savunacağına, vakfın avukatlığına soyunuyor. Verilen gensoru mecliste iktidar partisinin oylarıyla reddedilince iktidar partisinin milletvekilleri, kadın bakanı tebrik etmek için sıraya giriyor.

Bizler insanız, elbette ki hepimiz kendimizi bir dine, bir milliyete, bir siyasi görüşe yakın hissederiz, fikirlerimizi savunuruz. Ancak bir de mutlak yanlışlar, mutlak haksızlıklar vardır. İşte o zaman top yekûn haksızın, haksızlığın karşısında durmamız gerekir. İşte bu gibi olayların yaşandığı olağanüstü zamanlardayız, vicdanımızın ve adalet anlayışımızın ateşle imtihan edildiği bir durumdayız. Ne olursa olsun, kim olursa olsun haksızın ve haksızlığın karşısında durmak insanlık ödevimizdir ve bundan imtina edemeyiz.

Türkiye’de sıkça söylenen bir söz vardır: “Biz adam olmayız

Mahatma Gandi der ki:
 

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…

Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…

Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…

Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…

Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…”

Adam olamamak kaderimiz mi?

Şu anda İsveç’te yaşıyoruz, 150 yıl öce çok fakir olan bir ülkede dünyanın gelişmiş örnek demokrasilerden birinde yaşıyoruz. Bugün dünyanın başta gelen sosyal refah devletlerinden birinde yaşıyoruz. 1840 - 1920 yılları arasında İsveç’ten ABD’ye 1,5 milyon insan göç etmiş ve 1990 yılında yapılan bir araştırmaya göre ABD’de yaşayan 4,7 milyon insan atalarının İsveç’ten geldiğini ifade ediyor ki bu rakam İsveç’te yaşayan İsveçliler’in neredeyse yarısı kadardır. Bu büyüklükte göç veren bir ülke bugün dünya üzerinde en çok göç alan ülke konumuna dönüşmüştür.

İsveçliler bunu başarmıştır, fakir bir ülkeden ileri demokrasiyi yaşayan bir sosyal refah devletine dönüştürmüşlerdir İsveç Krallığı’nı. İsveç hala bir krallıktır ancak halk Kral’ın kendi parasını bile harcarken israfa kaçması durumunda eleştirir, devletin kesesinden israf yapması ise asla mümkün değildir.

“Türkler İçin İlerleme Rehberi” diye bir kitap yazılacak olsa ve tüm vatandaşlardan bu konudaki görüşleri sorulacak olursa ben ne yazardım diye düşündüm ve aşağıdaki satırları kaleme aldım.
 

  • Bilimi rehber edinmeliyiz. Eğitim’e gerçek anlamda önem vermeliyiz. Çok dil bilen Dünya’daki gelişmeleri takip edecek özgüveni yüksek nesiller yetiştirmeyi hedef almalıyız.
  • Sivil Toplum Kuruluşları’nın siyasi hayattaki ağırlığını artırmalıyız. Örgütlü toplum olabilmek halkı teşvik etmeliyiz. Toplum hayatını etkileyecek tüm kararlarda gençlerin ve kadınların katılımı artırmalıyız. İleri toplumlarda kadın hareketleri ve gençlik hareketleri her zaman etkili olmuştur ve etkili olmaya devam etmektedir.
  • Çoğunlukçuluğu değil, çoğulculuğu esas edinmeliyiz. Uzlaşma kültürünü geliştirmeliyiz. İnsan olma paydasında birleşmeli, ırkçı, mezhepçi yaklaşımlar gibi ayrıştırıcı yaklaşımlardan uzak durmalıyız.
  • Toplumda var olan tüm sorunlara insan hakları açısından yaklaşmalı ve insan paydasında çözümler üretmeliyiz. Belli bir şahsa veya belli bir kesime yönelik yasa veya anayasa değişiklikleri yapmaktan kaçınmalıyız. Anayasa veya yasalarda yapacağımız yeni düzenlemelerin tümü genel geçer olmalı sadece belli bir şahsı veya belli bir zümreyi kapsamamalıdır.
  • Devlet’in idaresinde “Kuvvetler Ayrılığı Prensibi” ilkesini mutlak bir şekilde uygulamalıyız. Demokrasinin denge aracı bu prensiptir. Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin karşılıklı bir denge içinde birbirinden bağımız ve birbirini denetler olması özlenen toplumsal barışın sağlanmasında en önemli etken olacaktır.
  • Demokrasiye ve hatta ileri demokrasiye gerçekten inanmalıyız. Demokrasi adına yapılacak ilerlemelere “Ama Türkiye’nin özel durumunu dikkate almalıyız” bahanesiyle karşı gelme alışkanlığımıza son vermeliyiz.
  • Kişileri put yapmaktan vazgeçmeli fikirleri rehber edinmeliyiz. Tarihi ve tarihten yer alan devlet adamlarını ve onların icraatlarını ön kabulsüz tartışabilmeli konuşabilmeliyiz. Bu tartışma bizleri ayrıştıracak bir noktaya getirmemeli gelecekte yapacaklarımız rehberlik etmeli geçmişin hatalarından ders alıp gelecekte bunları yapmamamızı sağlamalı.
  • Ne olursa olsun demokrasi parti içi demokrasiden, aile içi demokrasiden geçer. Ailesinde demokratik davranamayan birey, parti içinde demokratik davranamaz. Parti içinde demokratik davranamayan birey iktidar olduğunda demokratik bir hükümet olamaz. Demokrasi ya vardır ya da yoktur. Eksik demokrasi ya da gelişmekte olan demokrasi diye bir karam yoktur. Ya tam demokrasi vardır ya da demokrasi yoktur. Bu düşüncenin ışığında güzel yurdumda maalesef demokrasi yoktur demek zorundayım.
  • Müşterek mülkiyet, kavramını anlamalı ve benimsemeliyiz. Toplumun ortak sahip olduğu tesislere, tarihi yerlere, sanat eserlerine, kültüre sahip çıkmayı öğrenmeliyiz. Toplum, bireysel başarılarla değil toplumsal aydınlanma ve top yekun atılımla gelişir, ilerler, çağı yaklar.
  • Zaman Yönetimi” kavramını anlamalı benimsemeli ve uygulamalıyız. Çok meşgul insan olmak iyi bir şey değildir. Çok meşgul insan ya yeteneksizdir, yapması gereken işleri yeteneksizliği yüzünde zamanında yapamamaktadır ya da hesapsızdır, altından kalkamayacağı işleri yüklenmiştir. Yani çok meşgulüm diyen kişi yeteneksizliğini ve/veya hesapsızlığını itiraf etmektedir.
  • Planlı olmayı öğrenmeliyiz. Üç ay sonrasına randevu verebilmeli ve günü geldiğinde randevumuza sağdık kalmalıyız. Randevuyu kesin bağlamalıyız ucunu açık bırakmamalıyız. Sonra bakarız demek “ben bu işi çok önemli görmüyorum yapacak hiç bir şey bulamasam senle bunu yaparım” demektir.
  • Bir diğerimizin hakkına saygı duymalıyız. Kuyrukta araya kaynamaktan, yaptıracağımız her işi için torpil aramaktan vazgeçmeliyiz.
  • Bize yapılan her öneriye olumlu ya da olumsuz geri dönmeliyiz. Çok meşgul olmak geri dönemeyişin mazereti değil ancak saygısızlığın bir ifadesidir. Bir cümle, bir satır ile geri dönmek her zaman mümkündür.
  • Lüzumsuz tüketimden ve hava atmaktan vazgeçmeli ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız. Alçak gönüllü olmanın erdemini anlamalı ve özümsemeliyiz.
  • Tirübünlere oynama huyundan vazgeçmeliyiz. Sorunun parçası değil çözümün parçası ve hatta kendisi olmalıyız.
  • Kaytarmak, yan gelip yatmak yerine üretmek, gelişmek hedefimiz olmalı.
  • Her türlü ayrışmayı körükleyen fikre karşı durmalıyız. İnsan paydasında buluşmayı başarmalıyız.
     

Benim listem böyle, siz de kendi listenizi yapabilirsiniz, sosyal medya üzerinden paylaşabilirsiniz. Facebook üzerinde bir grup oluşturdum, “Türkler İçin İlerleme Rehberi” grubun ismi listenizi oradan paylaşabilirsiniz.

2016 yılındaki bu ilk yazımda hepiniz en içten duygularımla selamlıyorum. kelimelerle size ulaşmak ne güzel. Sağlıcakla kalın…...

Yazdır Paylaş
Diğer Vedat Erenoğlu Yazıları
isvecpostasi.com