STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 06 Haziran 2016, Pazartesi 03:09:00 tarihinde eklendi. 587 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BİR GERÇEĞİN PEŞİNDE OLMAK - Mustafa Sönmez

BİR GERÇEĞİN PEŞİNDE OLMAK

Sevgili okuyucular, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, “Gerçekleri konuşmaktan korkmayınız” der. Elbette gerçekler olduğu gibi ne çarptırılmalı ne de özünden koparılarak yalanlar üzerine kurulmamalıdır. Gerçek her zaman gerçek olarak ele alınıp yorumlanmalıdır.

Bence, sence ya da onlarca gerçek nedir? Gerçek ele tutulur ve gözle görülen bir fenomen midir? Ben söyledim ve doğrudur, us yürütmesi genel geçer bir söz müdür?

Sözde (sahte) Ermeni Soykırımı söylenceleri de buna benzer bir yol izlemektedir. Osmanlı İmparatorluğu bir oldu bitti sonucu büyük paylaşım savaşının içerisine itilmiştir. Bu savaş Osmanlı’nın sonunu getirmiş, ülke toprakları paylaşım kavgasına tanıklık etmiştir.

Batı’yla birlikte Rusya çok önceden Osmanlı’nın yaşam tarihinin sonlandırılması konusunda düşünce birliğine varmışlardır. Hasta adam’ın acılarının sonlandırılması kaçınılmaz bir durum olarak belirlenmişlerdir. Bu fırsat ise, I. Dünya Savaşıyla ortaya çıkmıştır.

Osmanlı Ermenileri ta 1800’lı yıllardan beri yavaş yavaş Osmanlı’ya karşı hazırlanmaya başlamıştır. Bu hazırlanmanın meyveleri 1894 yılında patlak vermiş ve o günden sonra hiç durmamıştır. Osmanlı Ermenileri, emperyalizmin oyununa gelerek saygın konumda oldukları devletlerine ihanet ettirilmişlerdir.

Osmanlı’nın beyin hücrelerinin hiçbir yerinde Ermeniler’i farklı görme, zulmetme, öldürme, yok etme düşüncesi yoktur. Osmanlı Ermeniler’i kendi sonlarını yine kendileri hazırlamışlardır.

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı olan Cem Özdemir yaptığı çalışmalar ve izlediği yöntemlerle Sözde Ermeni Soykırımı’nı Alman Meclisi’ne taşımıştır. Kendisine kiliseler ve meclis başkanının yanı sıra Ermeni diyasporası da büyük destek vermiştir. Bu çalışmasının arka planında nelerin gizli olduğu ya da yattığını Cem Özdemir’in kendisi daha iyi bilir.

Cem Özdemir, “Herkes tercihini koymalı. Ben tercihimi yaptım” diyor. Doğrudur. Bu sözüne diyebileceğimiz birşey yoktur. Cem Özdemir bir bireydir ve farklı düşünebilir. Farklı düşünmek tarihsel olayları çarpıtmak anlamı taşımaz. I. Dünya Savaşı’nda mağdur olan Ermeniler değil, Türklerdir. Olayları başlatan, Türkleri kesen ilk önce Ermenilerdir. Bu demek değildir ki, Osmanlı da Ermenileri kessin ya da onların yaptıklarının aynısını yapsın. Bu devlet hukukuyla bağdaşmaz.

Osmanlı, Ermeni saldırılarının gerek orduya gereksa sivil Müslüman halka verdiği zararlar üzerine zorunlu ya da kaçınılmaz olarak tehcir olayına başvuruyor. Böylesi bir durumda farklı olarak ne yapması gerekiyordu? Buyurun halkımı dilediğiniz gibi öldürün, ordumu arkadan vurun mu diyecekti?

II. Dünya Savaşı’nda Amerika’da kamplarda tutulan Japonlar, Ermenilerin yaptıklarının yüzde birini yapmış olsalardı, soykırımın ne demek olduğunu görürlerdi ve kimse de Amerika’ya bugün olduğu gibi hesap sorma cesaretini gösteremezdi. Osmanlı tek çare olarak zorunlu göç felsefesine sığınmakla yetiniyor. Son noktada da gerekli çalışmaları yaparak onları yerleştiriyor.

Cem Özdemir, “Diğerleri daha sesli ve daha agresif olabilir ama bizim gibi gerçeğin peşinde olanlar da var” safsatasıyla kendisini kandırıyor. Bu çıkışıyla belli ki planlı programlı hesapları olabilir. Bunu şimdilik biz bilmiyoruz. İngiltere’nin yaptığı ‘Mavi Kitabı’ kılavuz alanların tezleri eninde sonunda çökecektir. Bu kitabın bugün için hiçbir bilimsel değeri yoktur. Tarihsel olaylar sözlü anlatımlara dayandırılarak belgelendirilemezler. Bu çok ucuz bir suçlama yöntemi olarak belleklerde kalır. Tarihi gerçekler belgeler ışığında gerçeklik kazanırlar. Parlamentolar ise, tarihsel olayların kesinlikle ispatlanma  yerleri ya da arenaları değildir.

Cem Özdemir kariyer hesapları yapabilir ve kendine göre yapmalıdır da, ama bu bir ulusu tarihin en kara lekesiyle karşı karşıya bırakarak, çamur atarak ve Ermeni diyasporasına çanak tutarak değil!...  

Cem Özdemir’in Türk kökenli bir Alman siyasetçi olması birşeyi değiştirmiyor. Kendisinden tarafgirlik de beklenmiyor. Nasıl ki, bugün PKK terör örgütünün yaptıkları görmemezlikten gelinerek suçlu devletmiş gibi gösteriliyorsa, “Sözde Ermeni Soykırımı” da aynı konumdadır. Bugün PKK’nin yaptığının yüzde birini Samer halkı yapsa, İsveç nasıl bir yol izler, bunu gayet iyi biliyoruz. Çünkü 20 metre ötede eli bıçaklı bir kişiyi tehdit unsuru olarak gören ve kalbinden vuran polislerin bulunduğu  ülkede yaşıyoruz.

Cem Özdemir’in gerçeğin peşinde koşmasını takdirle karşılanması gereken bir durumdur. Elbette gerçekleri araştırmak, ortaya koymak bulunduğu konum ne olursa olsun, her insanın üzerine düşen en büyük bir görevdir. Fakat, burada tek yanlılıktan, başkaları tarafından takdir edilme, onlara yaranma içgüdüsünden ve çıkar hesaplarından arınmış olmak kaçınılmaz bir tarafsızlık örneğidir.

Ben, ne yazık ki, Cem Özdemir’in açıklamalarından bu gerçekleri göremedim. Cem Özdemir’den bir ricam olacak; Ermeniler Lahey Adalet Divanı’na gitmeye korkuyorlar, beri sen başvursan ne kadar iyi olur... Bizi de bir zor durumdan kurtarmış olursun...

İngilizler Malta’daki mahkemelerinde soykırım ile suçladıkları insanlarda birşey bulamadılar ve serbest bıraktılar. Lahey’de bizi bu iğrenç suçlamadan kurtarabilir.

Cem, ne olur, bu kadar inandığına göre; “Lahey Adalet  Divanı”na git. Belki Ermeni arşivlerinin araştırmacılara açılmasına yardım etmiş olursun...
 

Lütfen!...

Yazdır Paylaş
Kaan Kantarci - 2016-06-06 10:58:15
Bu konuda bir şeyler yazabilmek gerçekten cesaret ve sorumluluk gerektiriyor; yazınız için kutlarım. Ben bir soykırım değil; ama, karşılıklı kırımlar yaşandığı kanısındayım. Bu konudaki gerçekler, tabii ki, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, Osmanlı Devleti, Ermenistan ve Almanya’ ın arşivlerinde bulunmaktadır.. Bu konuda birçok SAV ve SAVUNMA atakları yapılmasına karşın, bu arşivlerin tam olarak ortaya açılmamasının tek bir anlamı var: herkes biraz suçlu. Emperyalist 1. paylaşım savaşının büyük- küçük tüm aktörleri düzenli, düzensiz, ahlaksız bir savaşı yürütürken milyonlarca insanı ezdiler; Alman, Osmanlı, İngiliz, ABD’li, Rus, Ermenilerden insanlar bu savaşın çeşitli iç ve dış cephelerinde emperyalizme kurban edildiler.. Onların yasını tutmaktan ve kanla beslenen vampir emperyalizmi lanetlemekten başka yapacak bir şey ( şimdilik) yok! Bu sorun ARŞİVLER ve o arşivleri değerlendirecek gerçek TARİHÇİLER tarafından çözülebilir; bunun dışındaki her adım, zaman kaybından başka bir şey değildir. İsteyen, bir 100 yıl daha beklemeyi tercih edebilir.. ARŞİVLER AÇILSIN !..
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com