Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 26 Temmuz 2016, Salı 14:01:00 tarihinde eklendi. 374 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Darbe Girişimi Üzerine Notlar - Günay Güner

Darbe Girişimi Üzerine Notlar

Türkiye büyük bir yıkımın kıyısından döndü. Her ne kadar belirsizlikler sürüp gitse de darbecilerin “başarmaları” durumuna göre içinde olunan süreç ulusun yararınadır.

Bunları söylerken “güllük gülistanlık” budalalığı yapıyor değiliz. Artık en iyisini arayacak ne “lüks”ümüz ne olanağımız var. Böylesi durumlarda nasıl olunması gerekirse öyle olmaya çabalıyoruz: ussal çözümleme çabasındayız.

Geçmişte yalnızca bir kesimin kullandığı FETÖ kısaltmasını artık her saniye herkes kullanıyor. Yanına haklı olarak bir de PDY (paralel devlet yapılanması) eklendi. FETÖ, örgütlenişi onyıllar öncesine dayanan sinsi, her türlü öngörünün ötesinde kıyımcı bir gizli örgüttür. Kimi kesimler o örgütün “kanlı, kıyımcı” olduğunu bir türlü kabul etmiyordu. Şimdi yadsıyacak durumları kalmadı. Aydınlanmacılar halkı çıkmaktan yoruldu ama bilerek-bilmeyerek aymaz kesimler hâlâ yapay gerekçelere, senaryolara sığınmaktan vazgeçmediler, bezmediler. Üstü örtük olarak şöyle diyenler, yazanlar var: “2003’te AKP’ye kapatma davası sözkonusuydu. O dönemde Partiye tek destek cemaatten geldi. Dolayısıyla ayrılamadılar.” Ne değin acıklı değil mi? Bu aymaz kesimler ne zaman bir özeleştiri yapacaklar.

TV kanallarında sözde tartışıyorlar. Daha önce güdümlü kanalların değil konuşmacısı yapılmak, kapısından geçirilmeyen adlar, kişiler bakıyoruz her gün ve akşam uzun uzun konuşturuluyorlar. Eh, bu da bir şeydir. O kanallar da “emekliye ayırdıklarını” geriye, göreve çağırıyor olmalılar. Bu tümce yanlış oldu; emekli etmeleri için önce yer vermeleri, birlikte olmaları gerekir, böyle bir gerçek anımsamıyoruz. Kaldı ki FETÖ sözcülerinden geçilmezdi her kanal, gazete, bilgisunar…

Ancak bir sorunun yanıtını kimse tam veremiyor: Davul çalarak geliyordu, nasıl anlaşılamadı, önlem alınmadı? Yanıt çok basit: Biçimsel olsun, öz olsun birbirine çok benzeyenler birbirlerinin tehlikeli gelişini göremezler ya da anlaşalar da koruma baskın çıkabilir. Kaldı ki bu her yeri ele geçirmiş bir güçle ilgili olarak sözkonusu durum daha geçerlidir. Daha açık söyleyişle “Onlar iyi çocuklardır, zarar gelmez; alınları secdeli, ağızları besmelelidir, kardeştir!…” Gelinen yakıcı sonuçta bu anlayışın etkisini görmezden gelmek bizi gelecekte de tehlikelerin bekledi anlamına gelir.

Askeri okullara imam hatiplileri alarak bu sorunun “üstesinden gelmek”ten söz edilmesi de bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Hâlâ devasa sorunun itaat-buyurganlık ilişkisinden, eleştirellikten uzak, bilimsiz, eğitimsiz bırakılmışlıktan kaynaklandığı görülmek istenmiyor.

Öte yandan gözaltına alınanlardan, tutuklananlardan George, Peter, Samuel, Tom…adında kimse çıkmadı. Ahmet, Mehmet, Ömer, Osman, Yavuz…adlar bu yönde. Dış yönetimi, etkiyi yadsımak olanaksız, amaç bu değil. Kullanılan kişiler yerli ve işbirlikçi. Cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’e dayanaksız kinin, düşmanlığın vardığı bir yer bu yıkım…

Önlem alınacaksa, aydınlanmacılara, eleştirel düşünce yanlılarına, özgürlükçü ve gerçek demokratlara hak ettikleri değer ve önem verilerek alınacaktır.

Bunlar yapılmayacaksa yeni belaları bekleyelim! 

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com