Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 27 Temmuz 2016, Çarşamba 12:45:02 tarihinde eklendi. 493 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

15 TEMMUZ VE SONRASI - Mustafa Sönmez

15 TEMMUZ VE SONRASI

15 Temmuz akşamı uyutulduğumuz safsatalar uykusundan uyanarak adını bile koymakta güçlük çektiğimiz bir isyan, kalkışma ya da askeri darbe girişimiyle televizyonların başına kilitlendik. İlk şaşkınlığımızı atlatır atlatmaz, bu ne biçim bir darbe girişimi demekten de kendimi  ya da kendimizi alamadık.

Fethullah Gülen 1980 itibaren Türkiye’nin gündeminden düşmeyen bir kişi. Vaizlikten, bir devletin kaderini belirleyecek noktaya ulaşmışsa, kimse kusura bakmasın, bunun suçlusu devleti yönetenlerin destekleyiciliği, koruyuculuğu hatta aymazlığın bir sonucudur. 15 Temmuz sonrası Fethullah Gülen’e akşam yatıp sabah kalkıp beddua okumak da aymazlığın daniskasıdır. Bu satırların yazarı olan ben, FETÖ salla sümük ağlayan üçkağıtçı bir kişi, din alimi falan da değil, soyguncu, vurguncu, çete mensubu hatta terör örgütü başı dediğim zaman bana kızanlar, fişleyenler hatta kumpas kurmaya kalkanlar vardı. Umarım, şimdi boylarının ölçüsünü aldılar...

Fethullah Gülen (FETÖ) bir çete kurmuş ve bunu da dünyanın dört bir yanında gözlerimize soka soka gerçekleştirmiştir. Dün, bu çete örgütünü dile getirenler bir taraftan susturulup hatta hapishanelere gönderilirken, AKP takımı FETÖ’nün kişiliğine ve yaptığı çalışmalara methiyeler düzüyor, onun şahsında ağlama duvarları oluşturuyorlardı. AKP takımı dün besleyip kolladığı FETÖ Çete Örgütüyle çıkar çatışmaları içerisine düşünce, işin şekli ve cemali değişti. AKP takımın dilinde büyük din alimi, kutsal FETÖ oldu çete reisi ve en büyük vatan haini.

FETÖ Çete başına methiye düzenlerin siyasal, toplumsal ya da dinsel kimliklerine bakılmaksızın haklarında çete örgütü başını övmekten ve yataklık yapmaktan dava açılmalıdır ki, tarih Türkiye’deki darbelere son noktayı koysun. Dün FETÖ’ye methiye düzme yarışına girenlerin bugünde bunu sürdürmeleri isterim ki, erkekliklerine söz gelmesin!..

FETÖ, meramını hiç gizlemedi ki, “Ben devleti silah zoruyla değil, eğitim yoluyla ele geçireceğm” dedi. Gerçi son aşamada silaha sarıldı ama AKP takımıyla içerisine düştüğü çıkar çatışmaları nedeniyle işleri erken bozuldu. Bu durumda ordu içindeki güçlerini kullanarak bir denemeye girişti. Fakat, başaramadı. Bu başarısızlakla zaten çok yetersiz olan “demokrasi”miz kazançlı çıktı.

Ergenekon ve benzeri bir sürü düzmece kumpasla “Türk Ordusu”nu iğdiş edenler, bugün demokrasi kahramanı oldular. Bir sözümüz vardır; Filler tepişirken olan ezilen çimenlere olur. Ne yazık ki, bu çatışmada da olan zavallı Anadolu çocuklarına oldu. Yüzlerce eve ateş düştü...

Artık dünün geride bırakılarak bugüne ve dolaysıyla geleceğimize bakmak ve geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine yeniden kurmak durumundayız. Bu başarısız darbe girişi bir başka biçimde sivil darbe olarak tek adama dayanan dikatörlüğü getirecekse, toplumun dinamik güçleri buna karşı durmak zorundadır. Ülkemiz için tek çıkar ya da gidilecek yol “Demokrasi Yolu”dur. Evrensel demokrasiyi  kurmamamız için bir olanak ortaya çıkmıştır. Bunun zaman kaybı yaratmadan biran önce yaşama geçirilebilmek için hiç bir siyasi partiyi, toplumu dışlamadan, ötelemeden ve ötekileştirmeden atılması gereken adımlar atılmalıdır. Türkiye’nin, Türk insanının demokrasiye gereksinmesi vardır. Diktatörlük felsefesinin Anadolu coğrafyasında artık  yaşama şansı yoktur.

FETÖ, kendi adıyla New York Times gazetesine yazdığı makalesinde; “Hizmet hareketiyle bugüne kadar hep ABD'nin ve Batı'nın yanında yer aldım” diyerek, cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı kastederek, “O'nun amacı kanıt yetersizliğine rağmen amacı benim iademi sağlamak. Erdoğan'ın istediğini verme arzusu anlaşılabilir ancak ABD buna direnmeli” ifadelerin kullanarak, kimlere hizmet ettiğini açıklıyor. Bu söylemden sonra bir varsayımda bulunabilirim: Bu başarısız darbenin arkasındaki ipleri ellerinde tutanları da bir ölçüde ifşa ediyor. Kendisinin kukla olduğunu ima ediyor!.. İşte böyle, büyük imam (!) paçası sıkışınca, tüm değerleri yok sayabiliyor.

Türkiye artık bir yol ayrımına girmiştir. Hiçbir şey 15 Temmuz öncesi gibi olmayacaktır. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bunun adını 1919’lu yıllarda koyarak TBMM’nin duvarına kazımıştır: “Ulusal Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” Bu nedenle, göstermelik “Demokrasi Mitingleri”ni bir kenara bırakalım, gerçeğe dönelim...

NOT: Bu vesileyle sözde gazeteci geçinen ve saç sallamayı çok seven Atila Altuntaş’a FETÖ’cülerle birlikte hakkımda iftiralara ve kumpaslara devam etmesini diliyorum.

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com