STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 31 Temmuz 2016, Pazar 17:25:01 tarihinde eklendi. 648 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

15 TEMMUZ SONRASI TUHAFLIKLAR - Mustafa Sönmez

15 TEMMUZ SONRASI TUHAFLIKLAR

15 Temmuz FETÖ’cü Çete’nin askeri darbe girişimi sancılı olsa da önlendi. Türkiye tarihinde bu darbe üzerinde en çok konuşulan ve konuşulmaya devam edilen bir darbe de oldu. Bu darbenin ucunun sonunun tam olarak anlaşılmaması ve içerisinde pek çok karanlık noktaları ya da soru işaretlerini barındırması nedeniyle iki haftadır gündemizden düşmedi, düşeceğe de henüz benzemiyor.

15 Temmuz sonrası ülkemizde birtakım görmeye, duymaya belki de alışık olmadığımız tuhaflıklar yaşanıyor. Halkımız birden bire demokrasi aşığı kesildi. Yurdun dört köşesinde “Demokrasi Nöbetleri” tutmaya başladık. Demokrasi sözü ağzımızdan düşmez oldu. Tabii, dünün İslamcıları da bugünün demokratları safına katıldı. İslam ile demokrasi bağdaşmaz diye nutuk atanlar, demokrasi kahramanı kimliğine büründüler.

15 Temmuz sonrası bir de ilk yaşandı. Kurulduğu 2002 yılından bu yana AKP Genel Merkezi’ne ilk kez  dev bir Atatürk posteri asıldı. Ne oluyoruz, kıyamet mi yaklaştı, dedirtecek türden bir düşünce belleklerimiz meşgul etmeye başladı. Çünkü, AKP’nin Cumhuriyeti kuranlarla kavgaları vardı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın darbeyi ne zaman ve kimden öğrendiği konusu tam bir bilinmezliğe dönüştü. Farklı farklı açıklamalar zihinleri bulandırmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı darbeyi “enişte”den öğrendiyse, vay bu ülkenin haline demek gerekiyor. Gerçi, darbenin kendisi içinde bu söz geçerli. FETÖ’cülerin hem örgütlenmelerini sağlayan hem de suçlayan aynı odak noktaları. Tuhaf değil mi?

Başarısız darbe sonrası Washington Post gazetesi aktardığına göre, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Joseph Votel, “darbe girişiminin ardından ABD ordusunun Türk ordusundaki birçok yakın müttefikinin hapse konduğunu” söyledi. ABD’li general, “Birçok Türk lider, bilhassa askeri liderle şüphesiz ki ilişkilerimiz var. Bu ilişkilerin nasıl etkileneceği konusunda kaygılıyım” dedi. Peki, bu darbenin arkasında ABD var mı? Bu da tuhaf bir söylem değil mi?

15 Temmuz sonrası bir tuhaflık ya da aklını başına alan Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ahmet Hakan’dan geldi. Hakan, ”Sen ne büyükmüşsün hey Atatürk” diyerek 29 Temmuz günlü köşesinde Ata’ya methiyeler düzen bir yazı yayınladı. İşte o yazıdan kısa bir bölüm:

”Sen ne büyükmüşsün hey Atatürk!

 

*

 

Artık ben de senin kadrini, kıymetini bilenlerdenim.

 

Ben de Anıtkabir’ini ziyaret edeceğim.

 

Ben de posterini duvarıma asacağım.

 

*

 

Ve bir şey daha:

 

Geçen senelerden birinde sırf artistlik olsun diye 10 Kasım’da saat 9’u 5 geç ayağa kalkmamış ve bunu bir marifetmiş gibi bu köşeden cümle âleme ilan etmiştim.

 

Bu 10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe ayağa ilk kalkan olmak için fırlayacağım.”

İnsanoğlu işte böyle. Yaşamdan ders alması için başına illa bir musibetin gelmesini bekliyor.

Önümüzdeki günler bize kimbilir daha nice tuhaflıklar yaşatacak, hep birlikte göreceğiz.

AYMAZLIK SINIR TANIMIYOR

Ülkemizde yaşanan Ergenekon ve benzeri kumpas dönemlerinde yazdığım yazılarda bunun bir kumpastan başka bir şey olmadığını dile getirerek haksızlıkları eleştirmiştim. İsveç’teki FETÖ’cü takım ve onların yalakaları beni hedef almışlardı. Bunların arasında gazeteci müsveddesi Atila Altuntaş’ta vardı. FETÖ’cüler bana bir kumpas kurmaya kalkmışlar ama tutturamamışlardı. Bu kumpası yayanların başında da bu gazeteci müsveddesi geliyordu.

Türkiye’de ”Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” vardı. Bu dernek de Ergenekon kumpasından nasibini almış ve başkanı yurtdışına çıkmıştı. FETÖ’cüler, benim İsveç’te bu derneğin kasası olduğumu ve Stockholm’da başkanıyla gizli toplantılar yaptığımı yaymaya başladılar. Bu gazeteci müsveddesi, FETÖ yalakası Atila Altuntaş’a, ”elinizde bilgi, belge, fotoğraf var ve gazetenizde yayınlamazsanız; ŞEREFSİZSİNİZ” demiştim (gazeteci Metin Altınışık olayın canlı tanığıdır). Sözümde hâlâ duruyorum. Birşey yayınlayamadılar ama kendilerinden olan Engin Efetürk gibi piyonlara kendi blog sayfasında bu konya ilişkin safsata, dedikodu  boyutunda bir yazı yazdırdılar. Avukatım aracılığıyla yazıyı blogtan kaldırttım ama fırsat kollamaya devam ettiler.

Gazeteci müsveddesi Atila Altuntaş yine hakkımda köşesinde bir yazı yayınlamış, bir dost haber verdi. Bu yazısında; ” Öte yandan İsveç'te hiç okunmayan kendi egosunu tatmin etmek için haber yapmaya çalışan Mustafa Sönmez denen vatandaş, benim kendisini FETO'cülerle birlikte komplo kuracağımı öne sürmüş. Bu adam 30 senedir burada gazetecilik yapmaya çalışır ama geldiği nokta benim 5 yılda geldiğim noktanın onda biri olmadığı için fena çekemiyor. Ayrıca, sosyal medyada falan bazen kendi, bazende sahte hesaplarla Peygamberimize hakarete varan İslam dinine hakarete varan yorumları olduğu için toplumun büyük kesiminin sevmediği biri” diye iftiralarına devam ediyor.

Şimdi, benim bir tek adıma kayıtlı facebook ve hiç kullanmadığım bir de twitter hesabım var. Bunların dışında olan varsa, benimle uzaktan yakından hiç ilgisi yoktur. Adım kullanılarak açılmış sahte hesap olabilir. Bir kez daha buradan gazeteci müsveddesine sesleniyorum. İleri sürdüğün iftiraları ispatla, ispatlamazsan ”Şerefsiz ve namuzsuzsun...”

Ulan gazeteci müsveddesi gel, sana İslam ve İslam Tarihi konusunda ders vereyim de kulaklarını İslam hakkında duyduğun safsatalarla doldurma… Ben, senin gibi Alfabeden başka kitap, kargadan başka kuş tanımayanlardan değilim…

Hodri meydan…

Yazdır Paylaş
Kaan - 2016-07-31 15:22:05
Dini kendi politik amaçlarına alet edenler, ATATÜRK’ ü ( inanmasalar bile ) kendi politik amaçlarına alet etmeyeceklerini mi sanıyorsunuz?. Tayyipgiller bu ülkeden gidene kadar ne kadar ulusal- etnik- dinsel- bölgesel- kutsal değerler varsa, onları son damlasına kadar kullanarak kurutacak, Türkiye’yi ya da kendilerini yok etmeden asla durmayacaklardır..
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com