STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 19 Ağustos 2016, Cuma 18:04:34 tarihinde eklendi. 481 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ KIYIM ÖVGÜSÜ MÜ? - Günay Güner

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ KIYIM ÖVGÜSÜ MÜ?

Sapla samanın bile isteye karıştırıldığı, böylesi kepazeliklerden medet umulduğu dönemdeyiz. Özgür Gündem adlı gazetenin kapatılması üzerine tepkilerini gösterenler, düşünce yayımcılığını savunduklarından eminler mi? Adeta otomatiğe bağlanmış gibiler. Hiçbir yakıcı olay karşısında “aydın” duyuncuyla davranmıyorlar. Tek baktıkları, kendilerince “Bizden mi değil mi?” Başka kaygıları yok. Kafalarının bu yönde işlediğinin onlarca kanıtı var.

Özgür Gündem konusunda da ortaya konan tavır yeni değil. Kıyım övgüsü yayımı yapmak, sürekli olarak “Gerilla şu kadar polis öldürdü”, “Gerilla şu kadar asker öldürdü”, “Kürdisatan direnişi yayılıyor…” benzeri bir dil kullanmak ne zamandan beri düşünce özgürlüğü amaçlı yayımcılık oldu?

İşbirlikçi siyaset, yayılmacılığın çıkarına çalışmak her alanın suyunu çıkardı; en çok da basının… Basın, “Gazete, dergi gibi düzenli aralıklarla çıkan süreli yayınların tümü”; basın özgürlüğü ise “Basına her türlü düşünceyi, haberi yayabilme olanağı veren, sıkıdenetimi ortadan kaldıran anayasal kural” demektir.

“Her türlü ‘düşünce’” dendiğinde bunu “her türlü kıyım övgüsü” diye anlamak nasıl bir ruh durumudur? Düşünce kavramından bunu anlayanların düşüncesinden de düşünce yürütmesinden de yarar gelmez.

Uğruna hapisler yatılan, uğruna can verilen “düşünce” bu değin basit ve orta malı olabilir mi? Kıyımcılığı düşünce sayacaksın, o öğütlerin toplumdışı (asosyal) üyelerini gerilla diyerek yücelteceksin, sırtlarını sıvazlayacaksın; adın da aydın olacak, “düşünür” olacak. Geçeceksiniz bu işleri. İşte tam da bu yüzden, kaç yüzyıl geçmiş de dünya bilimine, düşününe bir kırıntı katkınız olamamış.

Yazarın, gazetecinin tek silahı kalemi olduğu gibi, başat niteliği de birey olmaktır; bilimsel ve insancı gerçekleri tek kişi bile kalsa savunmaktır. Görece yakın durduğu kesimlerin yanlışlarını da çekinmeden, aforoz edilme kaygısına düşmeden yazmaktır, söylemektir.

Kürtçü siyasetçi toprak ağaları özgürlük savaşçısı geçinir de bir Kürt aydını da çıkıp “Şu topraklarını yoksul köylüye neden dağıtmıyorsun? Bu kadar köyün ‘sahibi’ olmak benimsenecek durum mu?” diye sorgulamaz, eleştirmez.

Töre kıyımlarında onca kadın canından edilir de biri bile karşı durmaz. Kürt kadınının tek sorunu varmış, o da şu “faşist”, “soykırımcı” Türkler tarafından asimile edilmekmiş.           

Kız çocuklar evlendirilir, canım bebelere olmadık işkenceler edilir de yine birinin olsun gıkı çıkmaz.

Sizden aydın maydın olmaz!

21. yüzyılda bu rezillikleri birazcık utanmasanız neredeyse “kimlik” diye savunacaksınız. İnsan hakkı, demokrasi, özgürlük…derken, bu kavramların içini boşaltırken ikiyüzlülüğünüz sizi hiç rahatsız etmiyor mu?  

Gerçekten durumun katlanılır yanı kalmadı. Her gün asker, polis, sivil bombalıyorsunuz. Kıyımlarınızın övgü tomarı Özgür Gündemleri de düşünce yayını diye yutturmaya çalışıyorsunuz.

Utanın!

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com