Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 09 Eylül 2016, Cuma 11:52:04 tarihinde eklendi. 1199 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Evelemeden Gevelemeden Din ve Vicdan Hürriyeti - Vedat Erenoğlu

Evelemeden Gevelemeden Din ve Vicdan Hürriyeti

Anayasa derki;

VI.  Din ve vicdan hürriyeti

 

MADDE  24. – Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

 

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.

 

III.  Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

 

MADDE 14. – (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

 

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere,  Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

 

T.C. Anayasasına göre dinin konumu ve dini faaliyetlerle ilgili sınırlama bu şekildedir. Din konusu hassas bir konudur, üzerinde konuşmaktan kaçınılır. Bu durum dini kullanarak bundan kendine fayda sağlayacak şarlatan din simsarlarına geniş bir hareket serbestisi sağlar. Bugün evelemeden gevelemeden bu konunun konuşulması ve tartışılması gerekir. Ben kendi adıma üzerime düşeni yapacağım tespitlerimi ve fikirlerimi sizlerle paylaşacağım.

 

1. Din vicdani bir konudur ve öyle kalmalıdır. Yani kimseye dinini açıklaması yönünde baskı yapılamaz. Nüfus cüzdanlarında dini hanesinin bulunması vicdan hürriyetine, anayasaya ve insan haklarına aykırıdır ve ayrıştırıcıdır. 
 

2. Doğan her çocuğun nüfus cüzdanına doğrudan dini hanesine babasının dini hanesinde yazılı olan ibare yazılır. Bir dine katılma o konuda kabul ve ikrar ile olur. Doğan bir bebeğin dini olduğunu düşünmek ve doğar doğmaz onu yaftalamak bu bağlamda da yanlıştır.
 

3. Din, inanç yani iman meselesidir. Hiçbir dini inançta yer alan unsurları bilimsel olarak ispatlayamazsınız ve ispatlanması da beklenmemelidir. Dediğim gibi öyle olduğuna inanırsınız. O yüzden inana birine bana bunu ispatla demek yanlıştır.
 

4. Din iman meselesi olduğu için, herkes farklı bir şekilde iman edebilir ve hatta aynı inanca sahip olanlar kendi içlerinde de farklı inanca sahip olabilirler. Mezhepler bu yüzden doğmuştur.
 

5. Bütün dinlerin aynı anda doğru olabilme ihtimali yoktur. Çünkü bir birleriyle örtüşen tarafları olsa da çelişen bir çok tarafları vardır.
 

6. Devlet kurumunun işleyişini düzenlerken dini referansları almak din ve vicdan hürriyetini ortadan kaldırır. Bir taraftan bireylere inanç özgürlüğünü vermek diğer yandan da dini referanslara dayanarak yasalar çıkarmak mümkün değildir. Aynı anda bütün dinlerin öngördüğü hususları düzenlemek fiziksel olarak imkansızdır.
 

7. Dini referans alacak olursanız tek dinli devlet anlayışına gidersiniz ki bu da din ve vicdan hürriyetini ortadan kaldırır.
 

8. Bütün dinlerde dinin yayılması, insanları o dine kazandırılması ile ilgili faaliyetler geçmişte olmuştur, günümüzde vardır ve gelecekte de olacaktır. İşte bu nokta tehlikeli bir noktadır. Siz dininizi anlatırsınız hiç itirazsız karşınızdaki kabul ederse hiç sorun yaşamazsınız ama sorgularsa işte o zaman büyük sorun başlar. Biz böyle olduğuna inanıyoruz, şayet sen de böyle olduğuna inanırsan aramıza gelmenden memnun oluruz demek farklı. Bu tanrının buyruğu bunu böyle kabul etmelisin, bunun dışındaki bütün inanışlar yanlış demek farklıdır. İşte o zaman karşınızdakinin “o zaman ispatla” deme hakkı doğar ve iş çıkmaza girer. Bence sadece anlatmak ve kişiyi seçme konusunda özgür bırakmak vicdan hürriyetinin olmazsa olmaz şartıdır.
 

9. Geçmişte de din ve devlet işleri birbirine karıştırılmıştır. Ortaçağ Avrupası bunun çok büyük sıkıntılarını yaşamış ve sonunda dini vicdani bir kurum haline getiren modern anlamda seküler ya da laik diyeceğimiz yapılar gelişmiştir.

 

10. “Laiklik dinsizliktir” diye bir kavram ileri sürülür. Bu bir laf oyunudur. Laik olan devlettir, birey değil yani devlet düzenlemeleri yaparken dini referans almaz, aklı ve bilimi referans alır ve bütün inanışlara eşit mesafede kalır, vicdan hürriyetinin bir güvencesi olarak toplum hayatında yerini alır. Devlet vicdan hürriyetini sağlamakla yükümlüdür. Birey doğası gereği bir dine mensup olabilir ve bir dine mensup kişinin bütün dinlere eşit mesafede olması beklenemez ancak ve ancak hangi dine mensup olursa olsun diğer dinlere inanalara saygılı olması beklenir. Yani laik birey olamaz, bireyler devletin Laik olması gerektiğini savunabilir. Doğru tanımlama Laikliği savunan bireyler, Laiklik karşıtı olan bireyler şeklinde olacaktır.
 

11. Laiklik pratikte yüzde yüz vicdan hürriyetinin tek garantisidir. Devlet bütün dinlere eşit mesafede olmazsa yakın olduğu inanışın diğer inanışların hepsine büyük bir baskıyapması kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. Geçmişte de böyle olmuştur.
 

12. Devletin dini referans aldığı durumlarda din adına yapıldığı iddia edilen bir çok insan hakkı ihlali içeren uygulama sorgulanmaktan ve hukuki denetimden kurtulmuştur. Kitaplar toplatılıp yakılmıştır, kadınlar cadı oldukları iddiasıyla diri diri yakılmışlardır. Kimse itiraz edememiştir. Bugünde tecavüze uğrayan bir kadın zina yaptığı iddiasıyla recm edilirken yani taşlanıp öldürülürken ve bu vahşeti izleyen tecavüzcüsüne bir şey yapılmazken kimse de bunu sorgulayacak cesaret ve denetleyecek hukuki mekanizma yoktur.
 

13. Bir inanışı ve getirdiklerini tartışmanın hiçbir zaman faydası görülmemiştir. Bir dini tartışmak her zaman insanları bölmüştür. Çünkü inanan inandığı şeyin tanrı buyruğu olduğuna inanmaktadır ve bu nedenle bir insanın bunu tartışabilmesini hoş görmemektedir, karşısındakinin tartışmadan şüphesiz iman etmesini beklemektedir.
 

14. Önereceğim çözümler;
 

a. Gerçek anlamda laiklik uygulansın.

b. Dini devletten ve siyasetten uzak tutalım.

 

c. Herkes bir diğerinin inancına mutlak saygı duysun. (Anayasada tanımlanan çerçevede kalmak kaydıyla)
 

d. Diğerlerini illaki kendimize benzetmeye çalışmayalım.
 

e. İçinde bulunduğumuz dünyada aklın ve bilimin rehberliğini esas edinelim.
 

f. Dini bir vicdani kurum haline getirelim ve devlet vicdan hürriyetinin garantörü olsun.
 

g. Okullarda dini eğitim zorunlu olmaktan çıkarılsın.
 

h. Tüm yasal düzenlemeleri yaparken aklın ve bilimin rehberliğinde insan hakları kriterlerine uygun olarak yapalım.
 

15. Hristiyanlığın ortaçağda yaşadıkları bugün benzer bir şekilde İslam coğrafyasında yaşanmaktadır. Devlet, laik olmazsa her zaman birleri çıkıp tebliğ yapıyorum, cihatyapıyorum diye ortaya çıkıp, muhaliflerini kesecek malını ganimet, karısını ve kızını cariye olarak kabul edecektir. Bu kaçınılmaz bir döngüdür. Yani din vicdani kurum olmakta çıkıp toplum hayatını yasal olarak düzenler konuma geldiğinde birilerinin bu şekilde suistimal edip kendi çıkarları doğrultusunda, sorgulanmaktan kurtulmuş ve hukuki denetim dışında bu tip eylemleri yapması hem mümkün hem de kaçınılmaz olacaktır.

 

Stockholm 9 Eylül 2016

Yazdır Paylaş
Diğer Vedat Erenoğlu Yazıları
isvecpostasi.com