STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 19 Eylül 2016, Pazartesi 08:19:33 tarihinde eklendi. 378 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

GERİCİLİĞİN REZİLLİĞİ VE FETÖ DARBESİ - Günay Güner

GERİCİLİĞİN REZİLLİĞİ VE FETÖ DARBESİ

Yeryüzünün neresinde olursanız olun yurdunuzun dertleriyle dolusunuzdur. Gökyüzünde uçakta, bildik bilinmedik kentlerde, sokaklarında, yabancı yüzlerde yüreğiniz hep toprağınızdadır, yurdunuzdadır. Umudu kesmezsiniz, bir biçimde, bir parçanız olmuştur; vazgeçilmez, anadili gibi, türküler gibi…

Ne ki umutlu olacak o değin de az gelişme vardır. Yaşananlar sürekli işbirlikçilik, hıyanet, açgözlülük, erdemsizlik, soysuzluk… Şöyle kabaca bakış bile Türkiye’nin başına gelen belaların yüz yıldır gericilikten; dinci ve buduncu gericilikten kaynaklandığını görmeye yeter. Giderek son yedi yüzyıl için bile bunu söylemek olanaklıdır. Kuşkusuz bakan göz namuslu, dürüst olursa…
 

En güvendiğimiz aydınlanmacı kalemler bile olan biteninin fotoğrafını çekmek, o fotoğrafın üzerine görüş oluşturmak yerine; darbe girişiminde bulunmuş dinci casusluk örgütünü kazımak adına, diğer dinci güç ve güçlerden medet ummayı düşünce diye sunmak çabasındalar. Bu yönde ortaya atılan savların anahtar sözcükleri ise “vatan savunması”, “emperyalist saldırıya direniş”, “FETÖ’yle savaşım”, “PKK’yle savaşım” olarak belirlenmekte.

Oysa yönetimin doğrudan hizmetinde oldukları iyi bilinen gazeteci kimlikli kimi aymazlar TV kanallarındaki izlencelere sokularak; darbeye girişen FETÖ’nün cumhuriyetin kuruluş ve izleyen dönemlerindeki laiklik uygulamaları, tarikatların yasaklanması nedeniyle “Müslümanların baskıya uğraması” sonucunda devlete sızmak “zorunda” kaldığı saçmalığını dillendirmekle meşguller. Bu görevliler yönetimin onayı olmadan helaya gidemezler. Değil ki TV kanallarında saatlerce zırvalamak…

Ayrıca yönetim, kanun hükmünde kararnamelerle, FETÖ’yle ilgisiz baskı uygulamalarını süreklileştirmektedir. Bunun son örneği Artvin’de, “milletin anasını” çok seven iş adamını korumak için yapılanlardır. Dava duruşması gerekçesiyle neredeyse sokağa çıkma yasağı getirilecek. “Milliyetçi gençler” adıyla tehdit bildirisi dağıtılıyor, duyuruluyor. (Bu soytarı takımı “envanter”lerini de yanlarına alacaklarmış. Denesinler bakalım, neler oluyormuş). Her şey yasaklanıyor! O duruşmadan çıkacak kararı da merakla bekliyoruz!

Ana karşı parti CHP Yenikapı saçmalığını tanımadığını neden açıklamaz? Bunu da halka açıklayamamaktan mı korkmaktadır? Bunu da merak ediyoruz.

Ereklerinden vazgeçtiklerine, biraz olsun iyileştiklerine, ders aldıklarına ilişkin hiçbir belirti bile olmadığı, kararlarından, uygulamalarından belli olan yönetimden FETÖ’ye karşı savaşım beklemek değin büyük yanlış olamaz. İyi niyetle savunanların da savlarından kuşkuları, “Yalnızca şu şu konularda destekliyorum, yanlışları için yine eleştiririm” demelerinden anlaşılmaktadır. Kaldı ki ikizler değin birbiriyle aynı, ayrıca doğalarında eleştirellik kesinlikle bulunmayan, sözde “düşman” güçlerden yönetimde olan, diğeriyle (giderek öteki tarikat ve cemaatlerle) nasıl savaşıma girebilir? Nesnenin doğasına aykırıdır.  

12 Eylül 2010’da “Yetmez ama evet”çilerin, “cumhuriyetin ezdiği dinciler de özgür olsun” diyen ikinci cumhuriyetçilerin devasa yanlışlarına bir de böylesi bir yanlışı eklememek gerekir.

Bilge Önder Mustafa Kemal Atatürk, işgal döneminde bile Vahdettinlerle, Damat Feritlerle…birlikte olmamıştır. Savaşını, halkına açık davranarak, ilkelerinden sapmayarak başlatmış ve başarmıştır. “Söylev”i aynı zamanda işbirlikçileri yargılayışının tarihsel belgesidir. 

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com