STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 13 Ekim 2016, Perşembe 10:43:18 tarihinde eklendi. 386 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ANKARA GAR KIYIMININ YILDÖNÜMÜNDE… - Günay Güner

ANKARA GAR KIYIMININ YILDÖNÜMÜNDE…

Türkiye’nin başkentinde, Ankara’da defalarca bombalı saldırı yapıldı. Gencecik, aydınlık insanlarımız paramparça edildiler. Bu kıyımlar IŞİD tarafından da PKK tarafından da gerçekleştirildi.

Yıldönümünde olduğumuz 10 Ekim 2015 Ankara Gar Kıyımı dinmez, onulmaz acılar bıraktı. O kan deryasını anlatmaya dil yetmiyor. Şu da gerçek ki ateş düştüğü evleri, canları yakıyor. Oysa IŞİD Ankara Kıyımından daha birkaç gün önce Suruç Kıyımını yapmıştı. Hem de canlı bomba Ankara Gar Kıyımındakinin kardeşiydi.

Bugün tüm açıklığıyla görüyoruz ki her iki kıyımda da göz yumma, savsaklama, boşlama, engellememe sözkonusudur. Kıyımda yitirilen insanları anmak için bir araya gelmeye çalışan insanlara karşı her yer polis kaynarken, yollar, kapılar sıkı sıkı kapatılırken, 10 Ekim 2015’te toplantı bölgesinde sıradan günlerdeki kadar bile polis, güvenlik çalışması yoktu. Bunların altındakini biraz usu olan herkes anlar. Salaklığın hangi kesime yakıştığı bellidir.

Ankara Gar Kıyımında yüzün üzerinde insanımız öldürüldü. (Kimi haber metinlerinde “hayatını kaydetti” türünden dillendirmeler, en hafifinden söylersek, aymazcadır. Hastalığa mı uğradı da “hayatlarını kaydetti”ler; doğrusu “öldürüldüler” olmalıdır.)

Ne ki duyuncumuzun (vicdan) gerektirdiğini yazacaksak, bir önemli ayrıntıya da değinmeden geçilemez. Başta DİSK, KESK, siyasal kurumlar olmak üzere, açıkhava toplantılarını (bunu Suruç’u da düşünerek yazıyorum) düzenleyen kuruluşlar, örgütler sorumlu davranmışlar mıdır?

Daha açık soralım: Ayn el Arab’da (Kobane) silahlı iki güç çarpışırken o güçlerden birine, sanki orada çocuk, kadın kalmış gibi, çocukların oyun oynayacak koşulları kalmış gibi, “Kobane’deki çocuklara oyuncak götürüyoruz” başlığı altında onlarca gencimizi toplayıp, ateş bölgesine yola çıkarırken, Suruç’ta canlı bombanın hedefi olmalarına, öldürülmelerine yol açarken; daha bu kıyımdan çok değil, birkaç gün sonra herkesin elinde silah, bomba, mayın olduğu koşullarda soyut bir “Barış…” sözcüğü altında yine gençleri Ankara Gar önünde toplayıp IŞİD bombacısına hedef edip öldürülmelerine bir biçimde neden olurken “Biz ne yapıyoruz” diye hiç mi düşünmediniz…

Gericinin, faşistin ne yaptığı da yapacağı da zaten bellidir. Kırklı yıllardan bu yana onların kıyımlarının hedefi olduk. Usçu bakış yoluyla aydınlanmacıların, ilericilerin güvenliklerini düşünmek, sağlamak gerekir. Durum bunu gerektirirken onlarca insanımızın öldürülmelerine neden olan sorumsuzluğu, içtenliksizliği, giderek katılığı gösteren DİSK, KESK gibi sendikaları, kuruluşları neden eleştirmeyeceğiz.

Çalışma haklarında, sınıfsal savaşımda olmaları gereken hiçbir yerde olmayan bu kurumlar, hiç yoktan, bazı güçlerin isteklerine uyarak gençlerimizi ateşe sürmelerinin hesabını vermeliler! Demokrat geçinmek yetmez; demokrat olan bu hesabı vermek zorundadır!

IŞİD olsun PKK olsun kıyımlarda öldürülen güzel insanlarımızı, çocuklarımızı acıyla, sevgiyle anıyorum.

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com