STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 28 Kasım 2016, Pazartesi 19:54:02 tarihinde eklendi. 419 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fidel Castro Ruz’un Ardından… - Günay Güner

Fidel Castro Ruz’un Ardından…

İnsanlık tarihinin büyük devrimcilerinden Fidel Castro Ruz’u yitirdik.

Castrolar, devrimci önderler aynı zamanda insanlığın vicdanıdırlar, ahlakıdırlar. Onlar unutulmazların arasına katılırlar, aramızdan ayrıldıklarında. Bilincimizi sürekli beslerler.

Fidel Castro Ruz, Küba halkının özgürlük, eşitlik, bağımsızlık ve onur savaşımının önderidir; kuşkusuz insanlık tarihinin de en büyük devrimcilerindendir. Kendini ABD’ye kullandırmaktan zevk alan bir avuç devrim karşıtı soysuzun yaygarasına bakmayın. Küba halkı onyıllardır, ABD ve güçbirliği içindeki bazı batılı yayılmacıların kuşatma, engelleme koşulları altında varlık savaşımını sürdürdü.

Küba yönetimi halkını kölelikten kurtardığı gibi; eğitim, sağlık, kültür başta olmak üzere temel hakların en iyi düzeyde ve bedelsiz sunulduğu insancı, toplumcu yönetimin seçkin örneklerinden birini kurdu ve yaşattı.

Küba’daki toplumcu yaşamda “tüketim tapınısı” hastalığı yoktur. İnsanlar devasa mülkiyet, servet edinmeden de mutlu olabiliyorlar demek ki… Bu gerçeğin başat dayanağı ise olanakların sınırlı oluşu karşısında, insan gereksiniminin hiç de sonsuz olmadığı gerçeğidir. (Oysa sözkonusu temelsiz sav birçok anamalcı ülke üniversitelerinin tutumbilim bölümlerinde, anlamlı bir bilgiymiş gibi hâlâ okutulur.) Evet, beyni bozulmamış, iğdiş e

Küba Devrimi bu güzelliğin yurdudur; insanlar yeteneklerini geliştirecek olanakları dilediklerince bulurlar. Sanatla, felsefeyle aralarına girecek engel yoktur. Bakmayın devrim karşıtı, ABD buyruğunda olmayı görev sayan rezillerin şarlatanlığına… Yeni yayılmacı başkanı Donald Trump da bozuk kişiliğinin ilk örneklerinden birini Fidel Castro’yla ilgili sözleriyle ortaya saçtı. Ne zavallılık… Kimle ilgili konuştuğunun, kendi sığlığının ayrımında değil, yazık! Sahi, çok paralı “adam,” değil mi…   

Fidel Castro, her zaman dünya devrimcilerinin düşün ve örnek kişilik kaynaklarından olacak; doğru yönü gösterecek. İnaklara bel bağlamadı, özgün ve önyargısız, nesnel düşündü; son anına, soluğuna değin “düşündü.”

Fidel Castro Ruz önderliğindeki Küba Devrimi ile Türk Devrimi arasındaki koşutluklar çok anlamlıdır. Belgelerle kanıtlanmış sözkonusu koşutluklar, nedense, birtakım sözde sol kesimleri çok rahatsız eder. Bu kanıtlarla, bilgilerle her yüz yüze gelişlerinde kıvranır durular; giderek kendilerini saygısızca çıkışlardan alıkoyamazlar. Oysa sorulduğunda Fidel Castro’yu da Che Guevara’yı da çok sevdiklerini söyleyeceklerdir.

Başta Fidel Castro ile Che Guevara olmak üzere, Küba Devrimi önderliği, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Devriminden derinliğine etkilenmiş ve esinlenmiştir. Onların Türk Devrimini ayrıntılarıyla inceledikleri ve üzerine düşündükleri biraz kafası çalışan herkes tarafından anlaşılır. O kadar açık gerçek ki.

Küba Devrimi de eşzamanlı olarak hem faşist Batista rejimine hem de ABD yayılmacılığına karşı savaşımın (ki Türkiye’de bunun karşılığı işbirlikçi sultana ve dünyanın tüm yayılmacı ordularına karşı savaş demektir) utkuya ulaştırılmasıdır. Her iki devrim de şiirsel kaynaklara ilişkin duyarlılık ve etkileşim taşır. Küba Devriminde Savaşçı ve Ozan José Marti çok önemlidir. Atı üzerinde savaşırken vurulup toprağa düşer. Mustafa Kemal ve Türk Devrimi için ise bilmem Tevfik Fikret’in değerini anımsatmaya gerek var mı…   

Bugünlerde bir TRT belgeselinde ortaya çıkan (ya da anımsanan mı demeli) gerçek haklı bir ilgi çekti. Fidel Castro 1959’da, devrimi başarır başarmaz yaptığı utku konuşmasında Mustafa Kemal’in “Yurtta barış, dünyada barış” seslenişini anar! (Dünümüz TRT’si bile gerçekleri örtemiyor.)

Fidel Castro, 1996 İstanbul HABITAT buluşmasına katıldığı sırada Yeni Yüzyıl gazetesinden Jale Özgentürl ile söyleşisinde yaklaşık şunları söyler:
 

“Atatürk, 1919'da Anadolu’dan düşmanları kovmak için Bandırma gemisiyle Samsun’a çıktı. Ve antiemperyalist bir savaş verdi, zafere erişti. Biz, Atatürk’ün bu devrimci savaşından etkilendik, esinlendik ve tam 40 yıl sonca, 1959'da Grandma gemisiyle Havana'ya çıktık. Ülkemizden emperyalistleri kovmak ve işbirlikçisi faşist Batista rejimini yıkmak için… Biz de zafere eriştik. Bizim ve tüm mazlum halkların esin kaynağıdır Devrimci Kemal Atatürk. Sağdan sola doğru yazılan Arap harfli abeceyi bırakıp, soldan sağa doğru yazılan Latin harfli abeceye geçilen Harf Devrimi başta olmak üzere, bir dizi çağdaş ve aydınlanmacı cumhuriyet devrimlerini bu kadar kısa sürede biz asla başaramazdık.” (Fidel Castro, 3-14 Haziran 1996 İstanbul HABITAT buluşması, Yeni Yüzyıl gazetesi, Jale Özgentürk söyleşisi. 15 Mart 1997)

Castro, Türk toplumcularının, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir önderleri varken, neden kendisine ve Che’ye öykündüklerine anlam veremediğini de belirtir.

Anılan görüşlere gericiliğin tepkilerini anlamak olanaklıdır da (çünkü düzeyleri yetmez, bu tavırları nesnenin doğasına uygundur), sol görünümlü bazı kesimlerin sürekli tepkisini sol adına anlamak gerçekten olanaksızdır.

Türk basınında Fidel Castro’nun yaşamını yitirmesinin ardından yayımlanan yazılarda, haberlerde Castro’nun, Atatürk’e ilişkin düşüncelerine de yer verilmesi çok doğaldır.

Castro’nun, yukarıda anılan söyleşisindeki vurguları dikkatinizi çekmiştir: Bandırma gemisi ile Grandma gemisi. Devrimci Kemal Atatürk’ün, Küba devrimcilerinin ve tüm ezilen, sömürülen halkların esin kaynağı olduğu… Abece Devrimi. Türk Devriminin bu değin kısa sürede başarılmasının önemi…

Değinmeden geçmemeli: Kimilerinin üç maymunu oynamaları sanırım kalıcı bir sayrılığın sonucu.

Castro’yu yitirmemizden kısa süre önce, İsmail Kahraman’ın Che’yle ilgili “çok talihsiz” sözleri üzerine Küba Ankara Türkiye Büyükelçiliğinin basın-kamuoyu açıklamasında ne deniyordu: “Che Guevara, Mustafa Kemal Atatürk’ün kitaplarını okuyordu.” Açıklama kendiliğinden birilerine daha yanıt oluşturdu. (Bilmeyenler için belirtelim, büyükelçilikler dayanaksız açıklama yapmazlar, devletlerinin bilgisini belirtirler.)

Bu satırların yazarı, Castro’nun, Diplomat Bilal Şimşir’den Atatürk’ün Söylev’ini doğrudan istediğini, Sn. Şimşir’in zorlu bir aramadan sonra Milli Kütüphane’de bularak Castro’ya götürdüğünü, Castro’nun Sn. Şimşir’e teşekkür ettiğini, Sayın Bilal Şimşir’le yüz yüze görüşerek öğrenmiştir.     

Fidel Castro’nun yukarıda alıntılanan görüşleri için de bu kesimden en küçük bir özeleştiriyi, “Yanlış düşünmüşüz,” “Düzeltiyoruz” ya da benzeri bir yaklaşımı boşuna beklersiniz.

Türk Devrimine karşı anlaşılmaz bir “kin,” nesnel bilgiye karşı önyargı, kabullenememe, dudak bükme, giderek alaycılık…
 

En “iyi niyetli” yaklaşım olarak belki “Bu benzerlik ‘iyi bir şeydir’” tümcesini duyabilirsiniz. Laiklik için aynı garip solcuların kısa zaman önce, “İyi bir şeydir” dedikleri gibi…  

Bu durumu “tinsel sayrılık” dışında bir tanıyla açıklamak hayli güç…    

Günümüzde “gerilla” geçinenlerle, PKK’yle ilgili; gerillanın ustası Castro’nun yayılmacılık (emperyalizm) üzerinden görkemli çözümlemesini; onyıllar önce koyduğu “Yankinin petrol bekçiliği” tanısını ise siz okurlarıma anımsatmakla yetiniyorum.   
 

Fidel Castro Ruz’u derin saygıyla, sevgiyle anıyorum. 

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com