STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 26 Aralık 2016, Pazartesi 15:02:22 tarihinde eklendi. 521 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gözler CHP’de - Hakan Güner

Gözler CHP’de

Her proje anlaşılabilir bir gereksinimden yola çıkar. Her projenin yalın ve bütün bileşenleri tarfından anlaşılabilir ve benimsenebilen bir etki hedefi olmalıdır. Bu anlaşılabilir ve benimsenebilen hedefin benimsenebilmesi için inandırıcılık ve isteklilik yaratması da zorunludur. İnandırıcı bir hedefin de zaman ve kaynak gibi gerçekçi koşulları bileşenlerine sunabilmesi öngörülür.

CHP Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının refahı ve mutluluğuna yönelik projesini derleyip toparlayıp, bu projenin etki hedefini yine tüm vatandaşlarına ve daha da önemlisi parti bileşenlerine anlatabilmek, yani proje liderliğini kusursuzca başlatmak zorundadır. Proje liderliği Kemal Kılıçdaroğlu’nun da içinde yer aldığı CHP üst yönetim kadrosudur.

Hiç bir projede geri dönüş gerçekçi ve uygulanabilir değildir. Her zaman var olan koşullardan ileriye doğru bakmak zorunludur. “Fabrika ayarlarına dönmek” gibi bir beklenti bu anlamda gerçekci olmadığı gibi günün koşullarından yola çıkılmamasını beraberinde getirdiği için devrimci de olamaz. Ana sorun 1923 de olanla aynı sorun olmasına karşın günümüzün koşulları hem olanaklar hem de engeller olarak 1923’den oldukca farklıdır.

Gereksinim ve etki hedefi arasındaki değişik alt projelerden oluşması gereken program günün koşullarını hedefe yönelik olarak önyargısız ve korkusuzca okuyabilmek zorundadır. Korku ve kuşku her projeyi ve programı başlamadan bitirir. Korku ve kuşkunun cesaret ve duyarlılıkla yer değiştirmesi halinde var olan koşulları net olarak görmemize yol açacaktır.

Gelin bereberce bir denemde bulunalım. Cesaret ve duyarlılıkla var olan koşulları saptamaya çalışalım:
 

1.      Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik parlementer rejimi, adı başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı da olsa bir tek adam diktatörlüğüne doğru hızla dönüştürülmek isteniyor.
 

2.      Ülkemiz inanç ve etnik bazlı bir kutuplaştırmayla parçalanmanın eşiğine getirilmiş durumda. Başkanlık rejimi bugüne kadar meşru olmasa da fiili konumuyla artırdığı bu kutuplaşmayı parçalanmaya götürecek olan rejimin adıdır.
 

3.      Komşu ülkelerimizde yaşanan savaşlar/terör ülkemizde de var olan her anlamda kutuplaşmayı körükleyebilecek yönde etkisini sürdürüyor ve daha yıkıcı gelişmelere de neden olabilir.
 

4.      Ülke ekonomisi herzamankinden daha çok dışa bağımlı ve bu nedenle zaten var olan yaygın yoksulluk gün be gün artıyor. Sınıflar arasında var olan uçurumun daha da büyüyeceği öngörmek zor değil. Fiili olarak zaten var olan ama henüz meşrulaştırılmamış başkanlık rejimi halkın cebinde var saydığı dolarlarla ülkenin zor durumdaki ekonomisini kurtarmayı düşünecek kadar çaresizdir.
 

5.      Dış ülkelerle olan ilişkilerde diplomasi işlemez bir halde. Hamaset kültürü, kabadayı cesareti iç siyasette olduğu gibi dış siyaseti de olumsuz sonuçlarıyla daha kötüye götürmeye başladı.
 

6.      Var olan hükümete yakın durarak ekonomisini ve güvencesini geçici olarak nisbeten de olsa ayakta tuttuğunu düşünen kesim de dahil olmak üzere hiç bir vatandaş ne ekonomik ne de can güvenliği olarak insan haklarının öngördüğü konumda değil. Herkes güvencelerini yitirmiş ve kaygılı bir durumda.
 

7.      Devlete ve hukuk sistemine olan güven özellikle 15 Temmuz’dan sonra yarı yarıya azaldı. Medya, algı yönlendirmesi ve kadro hakimiyeti ile tek seçenek haline getirilen lider karizmasına duyulan çaresiz güven, hukuk sistemi ve  parlemeter demokrasiye duyulması gereken güvenin önüne geçti. Sonunda T.C. Devleti’nin laik, parlementer demokratik olarak temellendirdiği rejimini sorgulatma ve değiştirme aşamasına gelindi.
 

8.      Var olan Anayasa’yı ve meşru telmelleri hiçe sayarak fiili durumunu sürdüren başkanlık rejiminin karşısında muhalefet birliği bu süreçte farklı siyasi amaçlar nedeniyle oluşamadı. Ancak çizgisi ve konumu ve Anayasa’ya bağlılığı özellikleriyle tek muhalefet partisinin CHP olduğu daha da somutlaşıyor. Bu nedenle artık gözler, rejimi fiili başkanlık rejiminden kurtaracak tek umut olan CHP’de.
 

Herşeyden önce yukarıdaki sıraladağımız temel sorunların Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan ve Cumhuriyetin yürürlüğe koyduğu devrimlerden bu yana varolagelmiş karşı devrim sürecinin son aşaması olduğunu görmek gerekir. Bu karşı devrim sürecinin içinde rol alanlar bilerek ya da bilmeyerek etnik ve inanç temelli siyaset güden her kesimin içindedir ve dolaylı ya da doğrudan dış desteklidir.

Etnik ve inanç temelli siyaseti elbette ki kültürel ve inançsal hakların ve eşitliklerin siyaset yoluyla aranması gereksiniminden ve özgürlüğünden ayırmak zorundayız. Anayasamızdaki “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” ifadesi elbetteki uygulamada yerini bulmalıdır. Bu anlamda etnik kültürel ve inanç kapsamlı haklarının çiğnendiğini düşünen her kesim ve yurttaş öncelikle Anayasa’da belirlenmiş hakkını işaret ederek sivil toplum örgütleri aracılığıyla hakkını aramalı ve bu bağlamda hukukun üstünlüğüne de sahip çıkmalıdır.

Bu yolu tercih etmek yerine hükümetleri “devlet” kavramıyla eş tutma yanılsamasına kapılarak, devleti ve dolayısıyla rejimi yıkmanın daha pratik bir çözüm olduğunu düşünen herkes bilerek ya da bilmeyerek karşı devrim sürecinin destekcisidir. Bu tutumla gelinecek nokta laik, parlementer demokratik rejimin karşısına tek adam yönetiminin hiç de adil olmayan şartlar altında bir seçenek olarak sunulmasıdır ve bu noktaya ne yazık ki gelinmiştir.

CHP nin önünde bulunması gereken kısa dönemli hedefi bu bağlamda belirleyebiliriz:
 

·         Ana muhalefet partisi olarak CHP AKP’nin başkanlık rejimi için yürüttüğü propagandanın etkisini önümüzdeki 3 aylık bir süreçte durdurup, sonraki süreçte olası bir referandum sürecinden başkanlık rejimine hayır sonucunu çıkarabilmelidir.
 

Orta vadedeki hedefimizide şöyle belirleyebiliriz:
 

·         CHP var olan fiili başkanlık rejiminin, etnik ve inanç temelli siyasetin olumsuzluklarını bütün yönleriyle halkımıza anlatıp, kendi çözüm önerilerini en anlaşılabilir ve bütün seçmenlerin değişik haklı beklentilerini tatmin edici şekilde halka anlatacak ve önümüzdeki seçimlerde iktidar olacaktır.
 

Yukarıda belirlenen olumsuz koşulları tersine çevirebilmek ve hedeflere ulaşabilmek için
 

1.      Tek adam rejimi anlamına gelecek olan başkanlık rejiminin parlementer demokratik rejim karşısında bir seçenek olamayacağını, bunun Türkiye’de yaşayan herkes için demokrasinin sonu olacağını
 

2.      İnançsal ve kültürel hakların sadece belirli gruplar çerçevesinde ele alınmasından daha etkili olarak her bireyin içerisine doğduğu kültürel ve inançsal aidiyetini yaşayabilmesi ve geliştirebilmesi önündeki engellerin sosyal ve hukuksal bağlamda aşılır hale getirilmesini, ve bunun ancak zincirlerinden kurtarılmış çoğulcu, her kesimin sesini duyurabildiği parlementer demokratik bir meclis yapısından ve hukukun üstünlüğü kabulünden geçebileceğini
 

3.      Komşu ülkelerde var olan savaşlara ve çelişkilere dahil olmamamız gerektiği ama savaşların durdurulması yönünde ve insan hakları bağlamında etkili olmaktan da geri kalmamamız gerektiğini
 

4.      Ülke ekonomisinin dar boğazda oluşunun sorumlusunun dışa bağımlı ekonomiyi zirveye taşıyan fiili başkanlık rejiminin ve buna bağlı kadrolaşmış talan kültürü olduğu, meşrulaştırılmış bir başkanlık sisteminde yoksulluğun kat kat aratacağı gerçeğini ve buna bağlı olarak CHP nin ulusal üretim ekonomisini nasıl kurguladığını
 

5.      Hamaset ve kabadayılık tarz ve söylemlerinin iç ve dış siyatemize zarar verdiği gerçeğini ve CHP nin siyaset tarzının karşılıklı anlayışı ön plana alarak ortak alanları genişletici olacağını

6.      Ekonomik ve hukuksal güvencelerimizin tek bir adamın dudakları arasında olacağı gerçeğini ve bir alternatif olarak CHP’nin yoksulluğu ve adaletsizliği giderecek ekonomik ve hukuksal iyileştirme projelerinin neler olacağını
 

7.      Parlementer Demokrasi’nin işleyişindeki problemlerin siyasi partiler yasasından ve biat kültüründen kaynaklandığını ve siyasal partiler yasasının yeniden yapılandırılmasının gerektiği
 

8.      Tek adam rejimine samimiyetle karşı olan her vatandaşın altında buluşacağı demokratik çatının, bütün toplum kesimlerine kapılarını açık tutan, anlayış ve yapıcı eleştiri kültürünü içselleştirmiş, çoğulcu söylem ve uygulamalarıyla CHP olduğunu
 

yurttaşlarımıza anlatabilmemiz gereklidir.
 

Yukarıda belirlemeye çalıştığımız hedefler doğrultusunda güdülmesi gereken siyaset elbetteki insan kaynağı ve iletişim araçları olmadan gerçekleştirilemez. En temel kaynak elbetteki CHP örgütü ve bizler yani CHP seçmen kitlesi ve üyeleriyiz. Önümüzdeki kritik dönemde her CHP li enerjisini yukarıda yapılması gerekenlerden kendisine uygun gördüklerini en yakın çevresinden başlayarak, kendisi için oluşturduğu bir plan dahilinde yaygınlaştırmaya çalışmalıdır. Tabanda biz CHP liler çalışıp umutları aydınlığa doğru yeşertemezsek başarı bizden uzaklaşır. Liderlik kadrosunun başarılı olabilmesi ve aksaklıklıkların giderilebilesi için de gereken tek yol budur.
 

Basit bir matematikle söyleyecek olursak Türkiye seçmen kitlesinin dörtte birini oluşturan CHP seçmenlerinin her biri, şimdiye kadar CHP’ye oy vermemiş bir seçmeni yukarıdaki gerekçeler ışığında CHP çizgisinin Türkiye’de yaşayan herkesin kendisine yer bulabileceği güvenli bir seçenek olduğunu anlatabilirse yüzde elli çizgisini yakalama yolunda da önemli bir adım atılmış olur. Çünkü CHP ya da CHP seçeneğinin dışındaki her yol bizi ne yazık ki açlık, ahlaki çöküş, savaş ve kandan başka bir sonuca ulaştırmıyor.
 

Son olarak belirtmek isterim ki, parti içi demokraside eleştiri hakkı sorumluluk bilincinin ve akılcılığın önüne geçtiği takdirde, başka bir deyişle somut ve uygulanabilir alternatifler üretemediği takdirde, yıkıcılığa ve gericiliğe hizmet eder.
 

Her bir CHP li yoldaşımı, ve yurttaşımı özellikle içinde bulunduğumuz bu zor koşullarda, yapıcı bir sorumluluk anlayışıyla davranmaya, demokrasi cephesine davet ediyorum.
 

Saygı ve sevgilerimle

Hakan Güner

CHP İsveç Birliği Başkanı

Yazdır Paylaş
Diğer Hakan Güner Yazıları
isvecpostasi.com