Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 01 Ocak 2017, Pazar 15:58:30 tarihinde eklendi. 188 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

2016 GERİDE BIRAKIRKEN - Mustafa Sönmez

2016 GERİDE BIRAKIRKEN

2016 yılının son demlerini yaşıyoruz. 2016 yılı insanlık adına ne getirdi ve insanlıktan ne götürdü? Bunu bir teraziye vurursanız getirdiklerinden çok götürdüklerinin ağır bastığını görürsünüz. 2016 yılı insanlık açısından bir trajedi yılı oldu, denilebilir.

Aynı şeyleri kendi ülkemiz Türkiye için de söylemek yanlış olmaz. 2016 yılı Türkiye için felaketlere, olumsuzluklara sahne olan bir yıl oldu. Terör örgütü PKKve diğer terör örgütlerine  karşı yürütülen mücadelede, Suriye ve Irak’taki askeri kayıplarımız. Bizzat AKP ve Erdoğan himayesinde doruk noktasına ulaşarak devlete kafa tutan FETÖ’CÜLÜK ve arkasından gelen başarısız darbe girişimi. Bu darbe girişiminin çok çok sorulu ve aydınlatılmak istenmeyen perde arkası...

4+4+4 ile dumura uğratılan eğitim sistemimizin PİSA yarışmalarında 70 ülke arasında 52. Sırada yer alması çok düşündürücüdür. Bu konuda hiçbir yetkili sorumluluk almadığı gibi, sonuçu irdeleme, araştırma gayreti içerine bile girmemişlerdir. PİSA ölçütlerinde okuma – anlama testinde 50. Sırada olması ne anlama gelmektedir? Türkler okuduklarını anlamıyor, demek değil midir? Yine yılın Ekim ayında yapılan “tercihler anketi”nde okumanın 235. Sırada yer alması ve okumaya 1 dakika ayrılması ise Türkiye’nin içerisine düşürüldüğü cehaletin singesi olarak görülmesi gerekiyor. Bu ankette 1. Sırada olan televizyon için günde 6 saat ayrılması bu durumu açıkça doğrular niteliktedir.

Eğitimde gerek Milli Eğitim eski bakanı Nabi Avcı’nın İmam Hatipleri bir halk hareketi olarak görmesi ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun kendi alanıymış gibi daha çok İmam Hatip açmalıyız sözlerine nereden bakarsanız bakınız elinizde kalıyor. Eğitimde daha fazla çuvallamadan çağdaş eğitime dönmenin yolunu tekrar açmalıyız ya değilse, zaman geç olabilir.

Ülkemiz Türkiye’nin bir başka açmazı da tarikat yapılanmalarına fazlasıyla göz yumması ve AKP iktidarının bundan kendini besleme ve oy deposu yaratma çabalarıdır. Dün FETÖ’ydü ya bugün, hangi tarikat ya da tarikatların sırt sıvazlanmaktadır? Türkiye zaman yitirmeden laik, sosyal yaşam biçimine dönerek, tarikatların gücü kırılmalıdır. Bu yapılamadığı takdirde ülkemiz başı belalardan kurtulamayacaktır.

Dinci kesimlerin yıllarca bir kaşık suda yaratmak istedikleri Atatürk düşmanlığı bugün yavaş yavaş meyvelerini toplamaya başlamıştır. Bu durumun ortaya çıkmasında en büyük suç, AKP iktidarındadır. Bu yanlıştan başta Rize Belediye Başkanı Reşat Kasap olmak üzere tüm ülkemizin dönmesi gerekmektedir. Atatürk her türlü ideolojinin ve değerin üstündedir. Bugün ülkemizde kısık da olsa nefes alabiliyorsak, Mehmet Akif Ersoy’un “Bülbül” şiirinde dile getirdiği durumun yaşanmamasıdır. Bu durumu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Türk halkı kıymet bilen bir halktır ki ne oldu da “mabedini çiğnetmeyen” insanlara hakaret noktasında kin duyar duruma getirildi?

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın ille de “Başkanlık” diye dayatması ve “Anayasa”yı açıkça çiğnemesi Türkiye’yi içinden çıkılmaz durumlara düşürecektir. 1950’lili yıllarda Başbakan rahmetli Adnan Menderes ve takımın ülkemizi “Küçük Amerika” yapma ve dolaysıyla TBMM’nden izin alma gereksinmesi duymadan Kore’ye asker göndermesi ve yarattığı sonuçları bugün hep birlikte yaşıyoruz. Rahmetli Dışişleri eski bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, mecliste bir soru önergesi üzerine 1979 yılında söylediği “Amerika bizim yatak odamızda” sözü bunun en iyi özeti durumundadır.

Soğuk Savaş döneminde ABD’nin Uzakdoğu, Pakistan, Afganistan politikaları yansımalarını son 25 - 30 yıldır Ortadoğu üzerinde görüyoruz. 90’lı yıllarda Irak’a demokrasi getirecek olan ABD’nin Ortadoğu’yu ülkelerini paramparça etme politikalarına ne yazık ki ülkemizde alet olmuştur. Bugün Suriye’de yaşananlar, mülteci sorunu, Türkiye’nin kıskaça düşürülmesi ve parçalanma noktasına getirilmesinde basiretsiz dış politikaların ve politikacıların önemi büyüktür.

Ülkemizi yönetenler ikide bir “kandırıldık” felsefesi edebiyatına başvurmaktadırlar. Ülkeyi yöneten koca koca insanların ağızlarına bir parmak bal ya da ellerine bir bombom şekeri verilerek akılları başlarından alınamaz. Çocuk bile “bir” bilemediniz “iki” kez kandırılabilir ya siz defalarca nasıl kandırıldınız?

Dilimizde bir söz vardır: “Gelen gideni aratır” derler. Umarız 2017 yılı ülkemiz açısından 2016 yılında daha kötü manzaralar yaratmaz. Ülkemiz insanı sağduyusunu ön plana alarak, ülkemiz üzerinde oynanmak istenen iç ve dış oyunlara gelmez. Ülkemizin dünden bugün daha çok birlik ve beraberliğe gereksinmesi vardır. Farklılıklarımızı koruyarak, birbirimeze karşı daha hoşgörülü, sevecen ve saygılı olmalıyız. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ne demişti; “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır.” Gelin, vatan konusunda egolarımızı bir kenara bırakalım. Bölünmez bütünlüğümüzü tekrar inşaa etmenin yollarını hep birlikte yapalım.

Bu düşüncelerle Yeni Yılınızı içtenlik kutluyor, 2017’nin hem ülkemiz hem de dünya insanlığı için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com